ÜÇÜNCÜ YILINDA TARIK AKAN'I ANIYORUZ...

  • DOLAR
    5,7011
    % -0,49
  • EURO
    6,2993
    % -0,10
  • ALTIN
    275,2700
    % -0,27
  • BIST
    101.499
    % -1,06
Yılmayan Yılmaz Güney…

Yılmayan Yılmaz Güney…

9 Eylül 1984 Yılmaz Güney’in 9 Eylül 1985 Erkan Yücelin aramızdan ayrıldığı tarihler…

 

9 Eylül 1984 Yılmaz Güney’in 9 Eylül 1985 Erkan Yücelin aramızdan ayrıldığı tarihler…

Birer yıl arayla ve aynı gün…

İlginçtir bu iki güzel insan için yazmaya hazırlanırken bir televizyonun altından akan yazıdan öğrendim;

Büyük usta,

Örnek sanatçı ve güzel insan Süleyman TURAN az evvel hayata gözlerini yummuş…

Allah rahmet eylesin…

Üçü de bizim gençlik yıllarımızda gıpta ile izlediğimiz, yürüyüşünden bakışına, saç biçimine kadar “taklit” etmeye çalıştığımız insanlar…

***

Gelelim yazımıza…

İkisi de yoksul çocuklardı ama öylesi miraslar bıraktılar ki geriye şimdilerde izlerini sürenler bahtiyar.

Biri Yılmaz Güney, diğeri Erkan Yücel.

Bu iki coşkun yüreğin yalnızca ölüm ayları-günleri değil örtüşen, kavganın orta yerinde kucaklaşanlar hayatı yeşertirken de buluşabiliyorlar.

İkisi de kahrolası faşist dayatmalardan paylarına düşenleri aldılar.

İkisi de cezaevlerini yaşadı, ikisi de ürettikleri yüzünden yargılandı, yasaklandı, düşman ilan edildi.

İkisi de yılmadılar…

Hem içeride hem dışarıda bıkmadan, usanmadan hiç bir baskı ve zulme boyun eğmeden insanlığın barışık geleceği için ürettiler…

***

İkisi de, “sanatın büyük yoksulluğun ve ezilmişliğin en güçlü silahı olması için” yaşadılar.

İşçilere gönül verdiler, grev halaylarında omuz tuttular…

Topraksız köylülere sevdalandılar, birlikte eşitlik türküleri söylediler, gençlere katıldılar, okul avlularında boykotçu oldular…

Emekçi halkın ellerinden tuttular, umut oldular, meydanlardan özgürlüğün şiiri olup taştılar.

Biri sinemanın bu topraklarda yaşamış en güzel kızıl ışığı, diğeri tiyatronun karanlıktan yobaza sıkılan yumruğu…

***

Tuhaftır yolları kesiştiğinde ayrı düştüler. Bir filmde birlikte olmaya karar vermişken hayat onları başka bir kucaklaşmanın içine savurdu.

Endişe filminin açılış sahnesinde tarlaya işçi taşıyan kamyonun arkasında oturan Yılmaz Güney’ dir ama filmde rolü oynayan Erkan Yücel…

Erkan Yücel hapse giren ustanın yüzünü güldürür, film Sanremo’da hem en iyi oyuncu hem en iyi film ödülü alır, faşizme bir kez daha yumruk atarlar…

Erkan Yücel ödülden hemen sonra Yılmaz Güney’in ziyarete gider, Yılmaz Güney çok duygulanır ve mutlu olur…

***

Elbette çok sözler edildi onlara dair. İkisine de “komünist” dediler, ikisine de “dinsiz”, ikisine de “vatan haini”.

İkisi de övündüler komünist olmakla, inanç köleliğini yere çalmaktan onur duydular…

Alınları ak,

Başları dik; reddettiler vatan satıcı sahtekarların yaftalamalarını…

Her türlü engelle karşılaştılar, ama “üretmekten” paylaşmaktan asla vazgeçmediler…

Ürettiler;

Anadolu mutlu olsun, barış olsun, kardeşlik olsun, bitsin bu kahpe devran diye.

Dinsin acılar, ağlamasın analar-çocuklar diye…

İnsanlar özgür olsun,herkes ekmek yiyebilsin, sanat yeşersin hayatı kuşatsın diye.

Resim oldular,

Müzik oldular, şiir oldular, film oldular, oyun oldular kaldılar bugüne…

***

Yılmaz Güney, 9 Eylül 1984 günü Paris’te yeni filmi için yatağında sancılar içinde ter dökerken hayata gözlerini yumdu…

Erkan Yücel, 9 Eylül 1985 günü Lorca’nın Kanlı Düğün’ü setinden dönerken Kuşadası’nda düştü toprağa…

Eylül sonbaharın başlangıcıdır; yaprak dökümüdür,

Yağmurdur

Seldir, fırtınadır, vedadır, bu üç güzel insan, büyük usta sanatçı için…

Benim için “yaşlanmaktır…”

Yaş’ımdan dolayı değil, on sekiz yıldır üzerimize yağan “kirli” yağmur damlaları yüzünden…

Ama hayat devam ediyor…

***

Bu güzel üç insanı ve bugüne kadar ülke için gelecek için insanlık için “üremekten” asla vazgeçmeyen,

Düşüncelerini

Duruşlarını korkmadan ortaya koyan,

Eleştiren,

Başta Tarık Akan, Yaman Okay, Tuncel Kurtiz olmak üzere,

Sayısız sanatçı, tiyatrocu, yazar senarist ve yönetmeni saygıyla anıyor, ruhlarının şad mekanlarının cennet olmasını Allah’tan niyaz ediyorum…

Ülkem ve yaşam bu güzel insanlarla güzeldi, şimdiki yöneten, yandaş yalaka sanatçı ve yazarlarla hiç ama hiç çekilmiyor…

Yazıklar olsun…

***

Atam diyor ki;

“Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.

Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur…”

Daha ne desin…

 

İstanbul 10.09.2019 13.55

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM