• DOLAR
    6,1196
    %0,10
  • EURO
    6,6444
    %0,10
  • ALTIN
    324,61
    %-0,48
  • BIST
    7,9212
    %0,20
Yıkık bir düş enkazı için senaryo taslağı

Yıkık bir düş enkazı için senaryo taslağı

İstanbul’da tutunamayan, düşlediği ‘o büyük filmi’ bir türlü çekemeyip hak ettiği ün ve paraya kavuşabilmek için ‘cırmalayan’ yönetmene…

 

İstanbul’da tutunamayan, düşlediği ‘o büyük filmi’ bir türlü çekemeyip hak ettiği ün ve paraya kavuşabilmek için ‘cırmalayan’ yönetmene, uzun yıllar önce Adana’da bıraktığı bir başka tutunamayan ‘kötü şair’ arkadaşı, bir gün telefonla ulaşır.

İki şiir kitabı yayımladıktan ve taşra semalarında doğmadan batan gamlı bir kış güneşi gibi silinip gitmekten küskün şair, yönetmen arkadaşına, yalnızca kendisinin çekebileceğini umarak (ve karşılaştıklarında bir şişe bira ısmarlayacağı sözünü verirse) uzun bir aradan sonra kalem ve kâğıtla barışmasının coşkusuyla, bir film öyküsü yazdığını, dilerse hemen gönderebileceğini söyler.

Arayış içindeki yönetmene, diğer sinemacılardan yazacak öykü ve sonrasında senaryo kalmasa da, şair eskisi arkadaşının bu işi kıvırabilecek kalibrede olmadığını (yeniden, bir kez daha) düşünerek, onu incitmemek adına ilgilenirmiş gibi yapar. Her zamanki meraklı ses tonuyla, telefonun diğer ucunda da kaşlarını kaldırarak, öyküyü kısaca anlatmasını ister.

Büyük bir olasılıkla su katılmamış bir lümpen olabilecekken, (zaten doğup büyüdüğü varoş denizi İstiklal Mahallesi’nden başka ne beklenebilirdi ki? Prof. mrof. olacak değildi ya!) kimilerince, özgün bir şiir dili yaratamamış ve genel olarak patinaj yapar sayılsa da, iyi/kötü adı ‘şair’e çıkmış Adana’daki arkadaşı, İstanbul’daki yönetmene göre hiçbir zaman hiç mi hiç umut verebilecek entelektüel donanımda birisi olamamıştır.

‘Kötü şair’ de bir mucize peşindedir aslında: Olmaz olmaz; belki de özgün bir senaryo ‘patlatacaktır’ yazdığı öyküden! Kendisi de bir Adana kaçkını, İstanbul sığınmacısı yönetmen arkadaşı bu senaryoyu filme alacak parayı bulabilirse, çekeceği bu filmle her ikisi de ‘adam’ yerine konulacak, ömürlerinin olanca son yıllarında ciddi sanat insanlarınca benimseneceklerdir.

…Ya da balık batıp yan gidecek, köprüler yıkılacak, gemiler yakılacak, onlar da ‘sittin sene’ İstanbul ya da Adana’da yaşıyor olmanın hiçbir şeyi değiştirmediğini, ülkedeki sanatçı olmanın dayanılmaz kıskacında eriyerek anlayacaklardır!

Ama, ama bu kez, bu öyküyle, belki…

(İşte tam burada, şair; yazgısına ortak saydığı İstanbul’daki film yönetmeni arkadaşını, Adana’da Denizli Mahallesi’ni teğet geçen tren yolunda Mersin’den gelen trene kafa atarak intihar eden başka bir arkadaşının hazin öyküsüne zoom’lar…)

Aslında şair, olsa olsa bir yıl önce intihar eden arkadaşından hayatının kimi anlarını ödünç alarak yazdığı bu öyküyle, şiir yazıyorkenki rahatlamaya ekleyebileceği küçük bir iç erincine ulaşmak istiyordur.

O kadar!

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
duran aydın

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM