• DOLAR
    7,5798
  • EURO
    8,9867
  • ALTIN
    475,48
  • BIST
    1,1851
Yaşamaşkına, olanları saptırmayalım! 

Yaşamaşkına, olanları saptırmayalım! 

Neyin “aşkına” diyeceğimi bilmiyorum artık!
Sokağı bilmiyorlar gibi,
Yurttaşların acılarını görmüyorlar gibi,
İşsizliğin kanayan yarasını umursamıyorlar gibi,
Üretimin durma noktasında yol izlediğini önemsemiyorlar gibi,

 

 

Neyin “aşkına” diyeceğimi bilmiyorum artık!

Sokağı bilmiyorlar gibi,

Yurttaşların acılarını görmüyorlar gibi,

İşsizliğin kanayan yarasını umursamıyorlar gibi,

Üretimin durma noktasında yol izlediğini önemsemiyorlar gibi,

Ülkemizin topraklarında yetişebilecek birçok ürününün dış alımla yurda geldiği/ tüketildiği yalan gibi,

Üç-beş patron büyürken, emekçiler “açlık sınırı” altında kalan asgari ücretle “doysun” denmiyor gibi…

“Hükümetimiz ne yapmadı, söyleyin, kredi musluklarını açtı, görmediniz mi” diye sordu, bir haber tevisinin tartışma izlencesinde bir yandaş isim!

Diyecek söz bulamadım!

***

Tamam, küresel bir salgın sürecinden geçiyoruz.

Ülkelerin birçoğunda ekonomi “durma” noktasına geldi!

Yurttaşları işlerine “öncesi” gibi gidemiyor, “öncesi” gibi üretemiyor, durağanlık var…

Ama bizdeki gibi; salt beyaz eşya/ beton yapı/ araç/ dinlence benzerleri yerlerdeki “güçler” kazansın/ yurttaş borçlansın diye kamu bankalarını çar-çur edercesine “ucuz kredi” vermeye kalkışmıyor kanımca…

Ödeme günü geldiğinde yurttaşının “yeni bir” bunalıma girmesini istemiyor!

Bir lira ederi olan maskeyi dağıtma özürlü olmuyor!

Emekliye, bir ay önce verilen “bayram ikramiyesini” başarı gibi göstermiyor!

Ama nedense, yine de Amerikan’ın doları, Avrupa Birliği’nin avrosu ulusal paramızın değerini düşürebiliyor!

Yanılıyor muyum?

***

Covid 19’dan bu yana olan süreci düşünelim de, öncesini düşünmeyecek miyiz?

Öncesinde ne ürettin, ne biriktirdin, neyi zor günler için sakladın, denilmeyecek mi?

Anımsarsanız, “iktidar” baştan buna merkez bankasının aldığı “zorunlu” faiz kararları sonrasında cezalandırmadı mı?

Üretmeden/ üretim olmadan “başka bir” seçenek varmış gibi…

Perşembe günü çökecek olan karabasan, çarşambadan belli değilmiş gibi…

Çiftçinin toprağına ekeceği tohumun, kullanacağı tarımsal ilacın, yakacağı mazotun döviz kuru açısından üründe oluşturacağı zorlanmayı/ girdi masrafını kolaylaştırıcı ne gibi önlemler aldınız?

Hasatla birlikte, ürünün fiyatını düşüreceğini/ üreticinin emeğine zarar vereceğini bile bile “neden” dış ürünlerine kapıları araladınız?

Bugün yaşananların, “döviz” ödenerek yurda getirilen ürünler açısından önemi yok mu?

***

“Piyasayı canlı tutmak” diye bir kavramdan sıkça söz ediliyor…

Piyasayı canlandıracak olan etken, yurttaşların gereksinmelerine “zorlanmadan” ulaşmasıyla gerçekleşir!

Ülkenin çalışanları/ emekçileri, çalışmalarının karşılığında aldıkları ücretle geçimlerini sağlayabiliyorlarsa; aldıkları aylık gereksinmelerine yetiyorsa piyasanın canlılığı kaçınılmazdır!

Marketten beslenme ürünlerini, mağazadan giyim- kuşamını, pazardan sebzesini- meyvesini alacak…

Öğrencisini okula gönderecek, aracına yakıt dolduracak, sinemasına/ tiyatrosuna gidecek, kitapçıdan yazarın aradığı yapıtını alacak…

Kullandığı elektriğin/ doğalgazın/ telefonun borcunu ödeyecek, konuğunu ağırlayacak…

Bunların “tümünü” bırakın, kaç tanesini karşılayabilir asgari ücretli emekçi ya da emekli?

Yılın başında belirlenen ücretler, bugün tuz-buz oldu, dört-bir yana saçıldı!

Bunları yinelemek, unutana anımsatmak da bugün için “azarlanmakla” karşılık buluyor nedense…

Yaşanmıyor mu sayılmalı bunlar?

***

Yine diyorum; insanaşkına…

Ülkemizin sorunu “doyumsuzluk/ yetersizlik”…

İnsanımız yeterinde çalışamıyor, yeterinde doyamuyor, yeterinde beslenemiyor!

Covid 19 için yapılan çalışma ne olursa olsun; insanlar gereksinmelerini sağlayamaz durumlarla karşılaştıklarında, “bağışıklık” sisteminin işlemesi de zorlaşır!

Herkes bugünlerde “çok iyi” algılamış olmalı ki; “bağışıklık” sistemi çalışmayan toplumun bireyleri sağlıklı olmaz!

Bill Gates, en-son yaptığı açıklamasında, küresel salgının varsıl / yoksul ülkelerde aynı anda sonlanamayacağını, söyledi. Varsıl ülkelerde salgının 2021’in sonunda, yoksul olanlarda ise 2022’nin son aylarına dek süreceği öngörüsünde bulundu.

Üzerinde durulmaması gereken düşünceler değil bunlar; çünkü “sistem” kendileri…

***

Ekonomide yaşanan döviz/ altın seviciliğinin sonu “yeni zamlar” olacağı açık…

Üretim yoksulluğu yaşanıp, yurt içerisinde tüketilen birçok ürün dış alımla olunca, önümüzdeki günlerde temel gereksinmelerin zamlanacağı kaçınılmaz olacaktır!

Emekçinin/ emeklinin bu gün “daralan” alım gücü, daha da dibe vuracaktır!

Peki, temel gereksinmesini karşılayamayan yurttaştan “sağlıklı” olması nasıl beklenecek?

Bakan Koca’nın “sosyal aralık, maske, temizlik” uyarıları nasıl covid 19’un bitmesinde etken olacak?

Yaşamaşkına, olanları saptırmayalım!

090820

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM