X
https://imgyukle.com/f/2021/08/30/qErB0.jpg
Üniversite mezunu olmak…

Üniversite mezunu olmak…

ABONE OL
20 Eylül 2021 15:23
Üniversite mezunu olmak…
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zor! Öyle zor ki; şairlik gibi, mahpusluk gibi…

Asıl yaşamı iki kaşının arasından tutmak, yaşamı “yaşanır” yapmak için verilen onca çaba, onca uğraş, onca geceleri/ gündüze katış…

Gelecek günler adına, yarın adına, görülecek günler adına kalın kaplı kitapların arasında yitmiş yaşamın ince uçlarını, “en” anlaşılmazlıkların peşinde gün ağartmak, “ilk” öğrenilenle kuş olmak, uzayı görmek, yıldızlar arasında bir yer bulmak gibi kendine…

Kaç gününü yaşamıştı ki yaşamın, kaç günün sevebilmişti ki sabahın; hepsi bir yana, başladığı üniversite sıralarının rengine can katıp mezun olmak da vardı yaşamın/ yarının ucunda…

Geldiği ilk günden başlayarak uçtuğu bilgi denizinin orta yerinde yaşamalıydı, yaşatmalıydı, iz bırakmalıydı geçen yıllarından “gül bahçeleri” yapmalıydı!

Yaşama “umut” katmalıydı…

***

Şairin dediğini öykünürsek; zor zanaat üniversite mezunu olmak!

Düşünelim, bir ülkenin kaç üniversitesi olmalıydı, ya da olan üniversiteler “neye” göre açılmalıydı/ neye göre “mezunlar” vermeliydi?

Soru apaçık ortada…

Herkesin “üniversite mezunu” olmak gibi ne istemi olmalı, ne de öyle bir koşullanma…

Herkesin en verimli, en dinç yıllarını, üstelik “hiçbir” gelecek güvencesi vermeden “tutu” altına almanın ne anlamı, ne de tanımı yok kanımca…

Orta öğretim ardından, ülkenin kullanacağını/ gereksineceğini abartıya kaçmadan üniversiteye taşıyabilirsin! O sıraları, o kalın kaplı kitapları, o yiten zamanları, o depolanan bilgileri “katma değer” katarak yaşamın içine çekebiliyorsan sorun yok!

“Her ilde şu kadar üniversite açtık, üniversite sayımızı üçe/ beşe katladık” diye kurulan tümcelerin “hiç birinin” yaşamı taçlandırmadığını görmeyen var mı?

Sükse olsun diye mi, “bizde daha çoğu var” diyeyim diye mi?

Saraylar, şatafatlı yaşamlar, boyalı toplantılar, parlak ışıklı geceler yetmiyor sanki!

***

“Üniversite mezunu” bilmeyen, görmeyen var mı?

Sokakta, elleri ceplerinde, derinlere dalgınlığı gözlerinden okunan, bayiden aldığı sigaranın kıvrımlı dumanını üflerken süzülen kaç tane istiyorsanız görmeniz olası…

Öyle uzun, öyle zorlu, öyle gelecek düşleri kurulan yıllar gelip/ gitmişti!

Örneğin bu yurdun verimli topraklarını, nadasa bırakılmadan yaşama coşku salacağını bilmeyen yoktur!

Her şeysiz; arabasız, çok katlı yapılarsız, akıllı telefonsuz, uçaksız, tanksız…

Bunların hiç biri olmadan da insanlar yaşamını sürdürdü, çoğaldı, avlandı!

Ancak toprak olmadan, su olmadan yaşamın sürdürülemeyeceğini anladı!

Şunu çok sıkça soruyorum kendime;

“Ülkede kırkın üzerinde Ziraat Fakültesi var, ancak birçoğunun uygulama alanı neden yok?”

Yaşamın “temel etmeni” olan toprağı işleyecekler, suyu kullanacaklar; var mı?

Ayrıca her yıl dörtbin ziraat Fakültesi mezunu “öncekilerin” arasına katılıyor!

Üniversite mezunu olmak “zor” olmalı!

***

Ziraat Fakültesi mezunlarının arasına eklenmeyecek bölüm yok!

Makine Mühendisliği, Kimya mühendisliği, Öğretmen Okulları mezunları, İşletme mezunları, ekonomi mezunları…

Saymakla bitmiyor!

Birçoğunun içinde “saklı kalmış bir yaşam” var aslında!

Mezun oldukları bölüm ne olursa/ olsun, “aranan” her sekiz/ on kişilik alım için binlerce “geleceğini” üniversite sıralarında tüketmiş üniversite mezunları kuyruğa giriyor!

“Bunda ne var” demeyin; anlamak isterseniz “çok şey” var!

O kuyrukta bulunan, “bölüm” bitirmiş yüzlerce mezunu “geleceksiz/ umutsuz/ yarınsız” saymış olursunuz, gördüklerini/ bildiklerini/ yaşama katmak istediklerini anlamsız saymış olursunuz!

Siz hiç, Güzel Sanatlar mezunu, ancak İstanbul’dan köyüne dönerek yumurta üretimi yapan birini gördünüz mü?

Bir başına, köydeki evlerinin “arka bahçesinde”, kümesin kurmuş/ yumurta üreten birini…

Güzel Sanatlar’da okumuş, oyunlarda yer almış, mağazalarda tezgahtarlık yapmış, yaşama tutunacak gücü zedelenmiş, “köyüme dönmeliyim” demiş birini…

Yaşama sıkıca tutunabilmek için “bu köyde çocuklara tiyatro dersi veriyorum, yakında sergileyeceğimiz bir oyuna hazırlanıyoruz” diyen birini…

***

Üniversite mezunu olmak zor, ama “gerçekten” zor, eğer edindiklerinizle yaşama “iz” bulaştıramıyorsanız “çok” zor!

İstediğiniz kadar “üniversite sayısını katladık” deyin, mezunları orta yerde bıraktıktan, umutlarına belirsiz renklerden kırpıklarla yama yaptıktan sonra “ne” anlamı var ki?

Şunda “haklarını” yemeyelim:

Her ortaöğretim mezununu “üniversiteli” yapmak isteyerek “gençliği” işsizleştirdiniz!

Bu yurdun topraklarını işleyecek, suyunu kullanacak, şantiyesini çalıştıracak, ürünün hasadını yapacak, sanayisini canlandıracak, “hizmet” sektörünü verimli duruma getirecek “gençliği” yok ettiniz!

Şekere, kömüre, “hak edilmeyen” kazanca el uzatacak “gençliği” var ettiniz!

Bizde üniversite mezunu olmak;

“Zor zanaat be usta!”

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP
rk
rk

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.