Yeni Muhalefet

escort bolu escort adiyaman escort aydin escort agri escort kirsehir escort aksaray escort amasya escort erzurum escort bartin escort batman

Ucuza mal ettik ne oldu?

Ucuza mal ettik ne oldu?
Avatar
Erdoğan Özgenç( erdogan.ozgenc@gmail.com )
163 views
11 Mart 2019 - 18:13

1983 yılından 1996 tarihine kadar Türkiye’ nin en büyük özel
bankasının “Kambiyo” servisinin “ithalat- ihracat” bölümlerini
yönettim…

İki büyük gümrüğe ait kambiyo “müdürlüğünde” danışmanlık yaptım…
İhracatına aracılık ettiğimiz;

Yaş sebze, meyvenin, bakliyatın, canlı hayvanların, balık yeminin,
tekstil ürünlerinin vs, ülkeye sağladığı dövizler bugün dudak
uçuklatan rakamlardaydı…

En büyük ithalatımız; Çin’den getirilen oyuncaklar, Almanya ve
Japonya’dan getirilen otomobillerdi…

İhracat rakamları “ithalat” rakamlarını katlardı…

Emin olun 1997 yılına kadar “tarım ürünü” ve “tohum” ithal ettiğimizi
hiç hatırlamıyorum.
Sadece birkaç firmanın Hollanda’dan “canlı ve yapma çiçek” ithal
ettiğini duymuştum…
***
Bu açılardan objektif gözlerle baktığınızda,
2004 yılından sonra bu ülkede yaşananlara şaşırmamak mümkün değil…

Tarım ürünlerinden tutun tohuma, daha da acısı “samana” kadar ithal
etmediğimiz “ürün” kalmadı…

Tavuk ve yumurta bile ithal ediyoruz…

Bugün ki ihracat rakamlarımızda yer tutan ürünlerin büyük çoğunluğunu
“ihracat” kaydı ile getirilen “ithal” malları oluşturuyor.

Bu ürünler yurt içinde az veya çok işçilik gördükten sonra “fason”
olarak ihraç edilmektedir…

Bakın bu ülkede en ucuz şey “işçiliktir…”

Yurt dışındaki büyük yabancı firmaların tamamı bu nedenle ülkemize
yatırım yapıyorlar…

Kar etmeden “günahlarını” bile vermezler…

***

Gelişmekte olan ülkelerin en büyük ihtiyaçlarının başında “döviz” girdisi gelir.
Hazineleri gelir fazlası verir. Halkları refah ve huzur içinde, refahı
“tabana yayarak” yaşarlar…

***

Diğer ithal ürünleri ile ilgili söylenecek çok şeyler var elbette, ama
bendeniz onların hiç birini ele almayacağım.

Fırsatını bulursam onları da yazarım.

Ama şimdi “tarım ürünleri” ile ilgili politikamıza dair birkaç kelam

etmeye çalışacağım…

Bugün tarım ürünlerinin fiyatları çiftçiye “zarar” halinde yansıyor.

Çünkü üretime kadar yaptıkları harcamaları belirlenenden düşük
fiyatlarla satmaları halinde karşılaması mümkün olmuyor.

Bugün çiftçi kar ederek dahi sattığı ürünün bir sonraki sezon sattığı
fiyattan geri alamıyor…

Çiftçi, köylü tarlasını ekmek istemiyor.

Buna karşılık ülkeyi yönetenler; yurt dışından kaynağı belli olmayan
sıcak para girişlerine güvenerek daha ucuza ürün almak için,
Çiftçilerin maliyeti nedeniyle üretemedikleri, ürettiklerini ise
“pahalı” diye satamadıkları için ithalatlarına izin verdiler…

***

Şu anda daha “ucuza “mal edildiği söylenen binlerce tarım ürünü
tezgahları süslüyor…

Ucuza mal ettik ne oldu?

Ucuz dedik “üretmek” yerine ne varsa ithal ettik. Haliyle, ülkemizden
akıl almaz rakamlarda “döviz” çıkışı oldu ve borçlandık…

Kendi çiftçimiz mağdur oldu…

Çiftçinin cebine para girmeyince tarlasını ekemedi, çocuğu okuyacaktı,
okutamadı, vergisini verecekti, veremedi…

Devlete küstü, çekildi bir kenara seyretmeye başladı…

Böyle dışa bağımlılığımız başladı…

Bu yüzden en ufacık bir ekonomik krizde ülke ve sosyal yaşam tepetaklak oluyor…

Döviz kurları alıyor başını gidiyor…

Diğer taraftan halk sanki geri ödemeyecekmiş gibi bol keseden
borçlanarak çılgınca “tüketmeye” alıştırılıyor…

***
Ve ne yazık ki bugün halk bunlara “engel” olmak yerine destekledi.

Göstermelik yani geçici bir refah yaşamaya başladı…

Şimdi sizlerle yakın tarihte, 1985 yılında Almanya’da yaşanan bir nevi kıssada hisse kıvamındaki bir
olayı paylaşacağım…

***

1985 yılında Almanya’da büyük protestolar başlar…

Sebebi şudur:

Dönemin hükümeti yeni bir kanun çıkararak ABD yani Amerikan
tavuklarının satışını serbest bırakır.

Halk son derece bozulur bu karara.

Önce sokaklara dökülür. Sonra halk gümrük kapılarına gider ve gelen
bir yığın Amerikan tavuklarını geri çevirir.

Bunun üzerine hükümet yaptığı kanunu iptal etmek mecburiyetinde kalır.

Sonra ne mi olur?

Alman çiftçisi kendi tavuğunu kendisi ürettir, kendisi pazarlar ve
satar; kazanır.

Vergisini tıkır tıkır öder. Hükümet dışarı döviz vermez ve borçlanmaz…

***

Kim ne derse desin işte Almanya’ nın süper güç ve ülke oluşunun
altında yatan zihniyetin temelinde bu düşünce yatar…

ABD tavuğu konusunda uyguladıklarını bütün alanlara yayarlar.
Kaynakları içeride kalmış, hiçbir ülkenin sömürmesine izin verilmemiştir…

***

Geldiğimiz noktaya bakın; “beka” diye yırtınanlar yüzünden ülkede
satılmadık fabrika, tesisi, banka, peşkeş çekilmedik arsa kalmadı…

Tarım alanlarımız meralarımız bomboş, ağız tadıyla et bile yiyemiyoruz…

On yıl önce kendi kendine yeten ve milyarlarca dolar tarım ürünleri
ihraç eden ülke ne yazık ki “kuru soğan” saman ithal eder hale
gelmiştir…

Bugün (Pazar günü) baktım yeşilbiberin kilosu 17.00 lira; satın almaya
da yemeye de utanıyorum, niye yalan söyleyeyim…

Marketlerin neredeyse tamamı “zehir” satıyorlar…

Nerede duracaklar bilmiyorum, Ama bugün devlet istediği kadar “tanzim satış” çadırları kursun
“üretenler” biz olmadığımız,
Ve bu ülke Dolar ve TL olmak üzer iki para birimi kullanıldığı için; “fiyatların” önüne geçilmesi mümkün değildir…

Hele hele bağış paraları ve “kirli” sıcak para girişleriyle…

***

Yoklukların, zamların başladığı alım gücünün düştüğü bir dönemde
oluşan “kuyruklara” varlık kuyruğu” denmesine sessiz kalan bir halka,

Yapmayın etmeyin öyle, gelin tepki gösterelim, baktık dikkate
almıyorlar, bir süre almayalım hatta aç kalalım.

Alman halkının yaptığı gibi yapıp ithal mallarını ülkemize sokmayalım,
bizim kaynaklarımız bize yeter, diyelim…

Kabul eden olur mu?

***

Umarım bu yazımı “beka, beka, beka” diye kıçını yırtanlar ve bunlardan
medet umanlar da okur…

İyi ve güzel bir hafta olması dileklerimle; saygılar sevgiler…

İstanbul 11.03.2019 03.00

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Olaylara ayrı bir bakış, ayrı bir yorum