Turritopsis nutricula “Ölümsüz Denizanası” nedir?

Turritopsis nutricula “Ölümsüz Denizanası” nedir?

Turritopsis dohrnii’ler farklı çevre koşullarından fiziksel zararlara, derin sularda karşılaşılan tehlikelerden açlığa kadar hayatlarını tehdit eden pek çok durumla, sahip oldukları bu inanılmaz özellik sayesinde baş edebiliyorlar.

 

Turritopsis dohrnii, ayrıca bilinen adıyla “ölümsüz denizanası”, biyolojik olarak ölümsüz bir denizanası türüdür. Küçük bir denizanası türü olan dohrnii, Akdeniz ve Japonya sularında yaşar.

Bu tür, denizanalarının son yaşam evresi olan medusa evresine ulaştıktan sonra denizanalarının yaşam döngüsündeki ilk aşama olan polip formuna geri dönebilir.

Bu süreç, sonsuza kadar devam edebilir. Tür, bu sayede biyolojik olarak ölümsüz olur. Doğadaki çoğu dohrnii’nin, polip formuna dönemeden önce başka bir hayvan tarafından yenmesi veya hastalık sonucu ölmesi muhtemeldir.

Bu tür, eskiden hatalı bir şekilde turritopsis nutricula olarak adlandırılmıştı.

kaynak: tr.wikipedia

BİLGİ

Denizanası birçok yönden özeldir.Ne bir beyne ne de bir kalbe sahiptir. Yiyeceklerin geldiği ve atıkların çıktığı sadece tek bir açıklığı var.Bu yüzden denizanası anüsüyle yani o tek açıklık ile beslenir.

Üremeleri;gemiler limandayken denizanaları bu gemilere yapışarak diğer türlere doğru yolculuk yapar ve bir çok ülke gezer.

Yetişkin bir erkek ölümsüz denizanası spermini okyanus sularına bıraktıktan sonra, bir kısmını da yeni tanıştığı dişinin içine bırakır.

Bir süre,diğer bir türü olan Turritopsis nutricula ile karıştırılan dohrnii türü, “biyolojik olarak ölümsüz canlılar” kategorisinde yer almaktadır. Bu gruptaki canlılar, fiziksel bir şiddete maruz kalmadıkları müddetçe asla ölmezler ve soylarını sonsuza kadar sürdürebilirler.

“Turritopsis dohrnii”nin bu özelliğe sahip olmasının sebebi, dünya dışı bir sihre sahip olması değil,bu türün yalnızca derin sularda karşılaşabileceği tehlikelerden kendini korumaya gereksinim duymasıdır.

Akdeniz ve Japonya sularında rastlanan bu omurgasız canlı, yetişkinliğe ulaştıktan sonra seksüel gelişiminin önceki safhalarına dönebiliyor.

Üstelik seksüel olarak olgun olmadıkları döneme geri dönüşlerini, sayısız olarak tekrarlayabiliyorlar. İlk olarak “turritopsis nutricula” ismi verilen bu denizanası türü, 1883 yılında Akdeniz’de keşfedildi.

“Ölümsüz canlı” olmanın sırrı dohrnii için nasıldır?

Buradaki kritik nokta, “biyolojik olarak ölümsüz” canlıların, insanların hayal ettiği gibi “ölümsüz” olmadığıdır.Ölümsüz olan canlılar,fiziksel şiddetin yokluğunda sonsuza kadar varlıklarını sürdürebilirler.Çoğu bunu kendi kopyalarını yaratarak, bir kısmı ise hızlı yenilenme yöntemleriyle başarırlar.

Yetişkinlik evresinde çan biçimli ve transparan vücutlarının ardında görünen parlak kırmızı karınları sayesinde diğer canlılardan ayırt edilen turritopsis dohrnii, aynı zamanda vücudunun kenarlarından çıkan 90 kadar dokunaç barındırır.

Turritopsis dohrnii’ler farklı çevre koşullarından fiziksel zararlara, derin sularda karşılaşılan tehlikelerden açlığa kadar hayatlarını tehdit eden pek çok durumla, sahip oldukları bu inanılmaz özellik sayesinde baş edebiliyorlar.

Turritopsis dohrnii’nin bu özelliğini bir örnekle açıklayalım:

Herhangi bir denizanası türü aç kaldığında çok geçmeden hayatını kaybeder; ancak turritopsis dohrnii, seksüel açıdan olgun olmadığı döneme geri dönerek hayatta ikinci bir şansa sahip olabilir.

Denizanasının yaşamını tehdit eden söz konusu durumlarda bu canlı dokunaçlarını geri çeker, vücudunu büzer ve kendisini dünyaya geldiği ilk zamanlarda olduğu gibi okyanusun dibine bırakır. Burada larva olarak sürdürdüğü yaşamına geri dönen turritopsis dohrnii, tekrar yetişkinliğe adım atmayı beklemeye başlar.

Ölümsüz denizanası dohrnii, kendisinin de dahil olduğu sölenterler şubesi’nin yaşam döngüsünü manipüle etmektedir.

Polip evresinde hayvanlar “tomurcuklanma” ile eşeysiz olarak ürerler. Yani vücutlarının bir kısmından kendilerinin bir parçası ayrılır ve o parçadan bir bütün inşa edilir. Böylece tek bir sölenter, aynısının kopyası olan 2 sölentere çoğalmış olur.

Gelişim döneminde Medusa Evresi’ne geçerler. Medusa Evresi’nde vücutları,”çan” ya da “şemsiye” şeklini alır. Artık sabit bir yaşam sürmeyen bu sölenterler, alışageldiğimiz “hayvan” tanımına daha uygun yaşarlar. İşte bu evredeki sölenterler, artık eşeysiz olarak değil, eşeyli olarak ürerler.

Denizanalarında klasik hayat döngüsü daima polip olarak başlar, Medusa Evresi’ne girilir,eşeyli üreme ile yavrular üretilir ve ölünür.Gelecek nesiller de bu döngüye uyar ve “yaşlanma sonucu ölme” gerçekleşir. Çünkü Medusa Evresi’ne ulaşan bir denizanası için artık geri dönüş yoktur;ölüm, kaçınılmaz olarak gelecektir.

Diğer tüm denizanaları türlerinden farklı olarak Turritopsis dohrnii , Medusa Evresi’ne ulaşmasına rağmen Polip Evresi’ne geri dönebilme özelliğine sahiptir. Yavrular Polip Evresi’ni yaşarlar, gelişip Medusa Evresi’ne girerler, eşeyli olarak üreyip normal şekilde yavru polipler üretirler. Ancak daha sonra yaşlanıp ölmeleri gerekirken, kendilerini Polip Evresi’ne geri döndürebilirler.

Bu özellik, T. dohrnii türüne teorik bir ölümsüzlük sağlar. Elbette canlı, avcıları tarafından aldığı darbelerle, hastalıklar dolayısıyla ya da diğer fiziksel etmenler sonucu ölebilmektedir.

T.dohrnii’nin biyokimyasal yapısı bilim insanları tarafından inceleniyor ve insana uygulamaları araştırılıyor.Kim bilir belki insanlarda da gençliğe bir dönüş olabilir;heyecan verici!

T. dohrnii, Medusa Evresi’nde, hastalıktan yaşlılığa, çevresel stresten fiziksel saldırıya kadar çok sayıda etmene bağımlı olarak Polip Evresi’ne geri dönüş yapabildiği tespit edilmiştir. Bu olaya, “transdiferensiyasyon” denir.

Laboratuvar araştırmaları,tüm T. dohrnii türlerinin istisnasız olarak Polip Evresi’ne dönebilme yeteneği olduğunu göstermiştir. Tespit edildiği kadarıyla daha erken bir gelişim evresine dönebilme yetisi, bütün hayvanlar alemi içinde   sadece T. dohrnii türünün yapabildiği bir davranıştır. Tek hücreli bakteriler, yassı solucanlar, vb. canlılar üreme yöntemleri sayesinde kısmi ölümsüzlüğü sağlasalar da, hiçbiri hayatlarının daha erken bir evresine dönememektedir. Bu,T. Dohrnii türüne özgü bir durum olup ölümü pas geçmek,dahası gençleşmektir.

Transdiferansiyasyon özelliğinin bilim insanlarının dikkatini çekmesinin en önemli sebeplerinden biri, hücrelerde yaşanan değişimin herhangi bir kök hücrenin yokluğunda gerçekleşebilmesi. Transdiferansiyasyon neticesinde canlının kendiliğinden başka bir hücreye dönüşebilen hücrelerini araştıran bilim insanları, insanlarda zarar gören dokuyu bu yöntemi kullanarak yenilemenin mümkün olup olmadığını araştırıyor.

Yazan :Murat BAYINDIR

Gazi Üniv.Kimya Böl.Biyokimya ABD.

kaynak: chemlife

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM