“Özür” doğaya yapılanı unutturabilecek mi?

“Özür” doğaya yapılanı unutturabilecek mi?

Doğaya neler yapıldıysa, neleri koparıldıysa, neleri çalındıysa “eskisi” gibi değil!
Artık kış mevsimi “eskisi” gibi zemheri soğuk olmuyor!
Ya da yaz aylarının temmuz/ ağustos ayları canlının yağını “eskisi” gibi eritmiyor!
Ne kış “eskisi” gibi kış, ne de yaz “eskisi” gibi yaz!

Doğaya neler yapıldıysa, neleri koparıldıysa, neleri çalındıysa “eskisi” gibi değil!

Artık kış mevsimi “eskisi” gibi zemheri soğuk olmuyor!

Ya da yaz aylarının temmuz/ ağustos ayları canlının yağını “eskisi” gibi eritmiyor!

Ne kış “eskisi” gibi kış, ne de yaz “eskisi” gibi yaz!

Soğuğun ne zaman, sıcağın ne zaman olacağı belirsiz!

Yaz aylarının “kurak” gitmesinin anlaşılır yanı olabilir de, kış mevsiminin “soğuk/ yağışlı” olmamasının anlaşılır yanı oturup iyice konuşulması/ tartışılması gerekir!

Şubatta çiçek açan ağaç konuşulmalı/ tartışılmalı…

***

Konu ne denli yabancı geliyor değil mi?

“Böyle olması gerekiyormuş” denilenlerden geçilmiyor, “takdiri ilahi” diyenler sayılamıyor!

Kışın ortasında koca barajlarda su sıkıntı yaşanması, yağan on günlük yağmurla barajların dolması öyle kolay benimseniyor ki…

Birden boşalmak, birden dolmak…

Doğa anlaşılamıyor gibi…

***

Bilmeyen yoktur…

İlkyazda erik ağaçlarının önce çiçekleri mutlandırır insanları.

“Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek/ Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek” diyor halk türküsü dizelerinde…

“Ayva çiçek açmışsa” yaz gelmiştir!

Ayva gibi, erik de, kayısı da, şeftali de; hep birden yazı karşılarlar!

Şubatta çiçeğe duran ağaç, mart ayının “kazma kürek” yaktırdığını bilmiyorlar sanki!

Doğa yapılanlara göz yumacak sanki!

***

Kuraklığa yüklenecek anlam yalnız ağacın çiçeği, barajların doluluğu ile de sınırlı değil!

Kış soğuk olmaz, kış zemheri soğuklar yaşatmaz, kış yağmursuz/ çamursuz geçerse; yaşananların doğanın dengesini bozduğu, bir yandan da yaşamını sürdüren canlıların geleceklerinin puslu olduğu gerçeğini ortaya çıkarır!

Kış aylarının soğuk olmaması, yaz aylarında oluşabilecek birçok zararlıların yaşam bulması anlamını da taşır!

Sivrisineklerin yaşamı felç etmesini, çeşitli hastalıkların oluşmasını da birlikteliğinde getirir!

Doğayı anlayabiliyor muyuz?

***

Mart ayının daha ilk haftası… Güney kıyılarında denize girenlerin sevinçleri yerinde! Şimdiden yabancı turistlerin gözdesi olan kıyı işletmecileri “dinlence” sürecini dört gözle/ umutla bekliyor!

Medyanın, dünyanın varsıllarının ağızlarından düşürmediği covid 19 kendiliğinden oluşmuş, DSÖ “laboratuar ortamında oluşturulduğu olasılığı üzerinde duruyoruz” sözlerini söylemiş gibi…

Doğayı acımasızca kullanır, doğaya akılları durduracak biçimde zarar verir, su yataklarını yok eder, ağaçlı alanları sanayiye açar, verimli tarım topraklarını ranta açmak için çaba harcarsanız “olacaklar” daha da fazladır!

Sivrisinek saldırılarına hazır olun!

***

“Sivrisinek saldırılarına hazır olun” çok mu abartılı bir tümce oldu?

Adana, Mersin, Antalya Anakent Belediyelerinden gelen bültenlerde “sivrisinekle mücadelede daha etkili ilaçlar ile yöntemler kullanıyoruz” deniyor!

Geçmiş yıllar örnek alınırsa tam zamanı…

Mevsim sıcaklığının böyle olacağı öngörülebilmiş olsaydı, daha önceden başlatılabilirdi!

Sağlık Bakanı bir yıl boyunca anlattıklarını, bu süreçte sıkça yinelediği kurallarını, yurttaşa uymadıkları için cezalar kestirdiğini yok sayarak “kurala uymayan” olunca “öngöremediğim için özür dilerim” demişti!

Yaz aylarının ortasında bir “özür” de belediyelerden gelmez umarım!

***

Adana’da, sivrisineğe karşı “ulaşılamayan bölgelere dronla ilaçlama” başlatılmış!

Geçen yıldı…

Gerek Adana içerisinde, gerekse ilçelerinde/ yaylalarında kullanılan “sivrisinek ilacının” başarılı olmadığını hem kendim biliyorum, hem de tanıdıklardan bolca duydum!

“Dronla” değil, uçakla atmış olsanız bile; ne “larvalara”, ne de “sivrisineğe” yararlı olmadığını birçok yerden duydum!

Kozan’ın Horzum yaylası sivrisinek yönünden kendinden çokça söz ettirir!

Sık aralıklarla dere içi, sokak araları ilaçlanmasına karşın; ilaçlama araçları biraz ileride çalışma yaparken vızıltılar duyulmaya başlanırdı!

Başkan Zeydan Karalar, çalışmaları şöyle açıklıyor:

“Adana ülkemizde sıtma ile mücadelenin başladığı kent. Bataklıkları kurutmak için, sıtma ağacı da denilen okaliptus ağaçları dikildi Adana’da. Geride kalan iki yılda sivrisinekle mücadeleyi yaptık ama buna rağmen sivrisineğin Adanalıyı rahatsız ettiğini gördük. Bu yıl standart yoğun mücadelenin yanında farklı bir yöntem deniyoruz. Sivrisinek üreten dereler, su birikintileri ve farklı noktalar temizleniyor, ilaçlanıyor fakat üzerinde ilaçlama yapılamayan dalyan, büyük göletler, bataklıklar, özellikle Karataş gibi sahillerde olağanüstü sinek üremesine neden oluyor. Bu yıl standart şekilde ilaçlamanın yapılamadığı bölgelere ulaşmak için dron temin ettik.”

***

Yaşanan kuraklığın doğaya etkisinin, çevreye verdiği zararın, alınan önlemlerin sonucunu birlikte yaşayacağız!

Sivrisinekler “yine” neden olanlardan çok, yoksul katmanın üzerine abanacak!

Yaşanan covid 19 için “yere/ göğe” sığdırılamayan önlemlerin neden olduğu “yıkımın” daha çoğu “kuraklık” nedeniyle yoksulluğun yaşam alanını yaşanmaz kılacak!

Bakalım o zaman “kim” işin içerisinden çıkabilmek için “özür” dileyecek?

“Özür” doğaya yapılanı unutturabilecek mi?

010321

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM