Yeni Muhalefet

escort bolu escort adiyaman escort aydin escort agri escort kirsehir escort aksaray escort amasya escort erzurum escort bartin escort batman

Natural History Museum…

Natural History Museum…
Soner Sevgili
Soner Sevgili( sonersevgili@yenimuhalefet.com )
75 views
08 Ağustos 2018 - 19:14

Bu hafta Londra’yı gördüm, dört buçuktan beş günde… Bu kadar kısa zamanda, üstüne bu kadar söz söylenmiş, övgüler dizilmiş bir kent ne kadar görülebilir ne kadar tanınabilirse o kadar gördüm, o kadar tanıyabildim…

Anladım ki, beş gün değil beş ayda bu kenttin sokakları, parkları, müzelerinde dolaşsam bu kentin sunacağı keyifleri sindiremeyeceğim… Ama yine de şanslıyım ki, şu küçücük zaman dilimine bir sürü, bir sürü güzel insanlar-duygular, güzel mekanlar-parklar, güzel resimler-heykeller sığdırdım…

Bana kapılarını açan Leyla-Ada ve İrfan Kaptı’nın rahatlatan dost sıcaklığını hissetmek… Leyla Hanım’ın muhteşem keklerine Ada ve İrfan’ın huzur veren gülmelerinin eşlik etmesi…

Fatma Safi’nin derin sohbetlerine Lokum’un ürkek sevgisi ve yemeklerin lezzetinin katılması…

Şükran, Almila ve Lara rehberliği, destekleri ve yol arkadaşlıkları ile gördüğüm her çerçevenin içinde yanı başımda olmaları… Varlıklarından güç almak…

Aylin ve Eylül ile yol arkadaşı olmanın, dedikoduyu, birlikte gülmeyi ve dilsiz savrulmayı paylaşmanın güzelliği… Sidar ile bir anlıkta olsa bir arada olmanın keyfi…

İrfan Erdoğan, Lucy, Sanie Azis ve İsmail Kalkan’ın hesapsız-kitapsız, sorgusuz-sualsiz misafirperverliği…

Adını duyduğumda yüzüme gülücükler dolduran dostum Tamer’le Hyde-Park’ta çimenler üstünde İngiliz usulü çay-kek keyfi… Parklarda ve Thames Nehri kıyısında öylesine dolaşıp, biriktirdiğimiz bütün iyi-kötü, umutlu-umutsuz, hüzünlü-mutlu haberleri paylaşmak… Birbirimize “Biliyor musun ben Laetitia Casta ile…” diyebilmenin rahatlığı ile bütün güzel kadınlara teşekkür eden gözlerle bakmak…

Rüzgar’ı, Yeliz’i, Başak’ı, Zühal’i aynı şehirde iken görememenin burukluğu… Buna rağmen şehrin öte ucuna, sesini, özlemini, sevgini gönderebilme çabası…
Day-Mer Festivali’nin coşkusunu, Londra’ya uygun olmayan bir sıcak ve kalabalık içinde yaşamak…

The British Museum’da ancak Mısır, Anadolu ve Mezepotamya bölümlerini gezebilmek… (Kapısından çıkarken burayı doya doya gezebilmek için, mutlaka gelmeden önce dersine iyi çalışmış olmak ve en az 2-3 gün ayırmak gerektiğini anlamak…)

The National Gallery’de büyülenmek… Bir-iki metre mesafeden Van Gogh’un “Ayçiçekleri”ni gördüğünde tarifsiz bir heyecan duymak… Bellini, Rembrant, Rubens, Da Vinci, Valanquez, Monet, Renoir, Manet ve Cezanne tabloları arasında uçarak dolaşmak… (Unutmadan National Gallery de bir güne sıkıştırılmamalı, tadını çıkara çıkara dolaşılmalı…)

Natural History Museum… Her köşesinde Ada’yı anmak… O’nunla birlikte burayı ziyaretin hayalini kurmak…

Bunlar ilk aklıma gelenler bu dört buçuktan beş günde…
Umarım en kısa zamanda Ada ve Tannur ile daha uzun soluklu, bütün eksik kalanları tamamlayacağımız gezilerimiz olur, listeyi kabarttıkça kabartırız…

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta ve ayakkabılar
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Olaylara ayrı bir bakış, ayrı bir yorum