• DOLAR
    5,7088
    %0,20
  • EURO
    6,3222
    %0,15
  • ALTIN
    270,63
    %0,34
  • BIST
    107.529
    %0,64
Milletler niçin savaşır?

Milletler niçin savaşır?

Savaşların tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir.

 

Savaşların tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir.

Bütün canlılar, doğa belgesellerinde de gördüğümüz gibi, yaşamak, nesillerini sürdürmek için birbirleriyle savaş halindedirler.  O âlemde yalnız güçlülerin yaşama hakkı vardır.

İnsan türü diğer bütün canlılardan farklı olarak sosyaldir. Zamanla hak ve hukuk kavramları oluşmuş, topluluklar ve devletlerarasında anlaşmalar yapılır olmuş, savaşın getireceği muhakkak olan korkunç yıkımları önlemek için Cemiyeti Akvam ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütler de kurulmuştur.

Buna rağmen ne yazık ki savaşları önlemek mümkün olmamıştır. Bunun nedeni, bazı insanların biyolojik evrimleriyle görünüşte insan olmalarına rağmen henüz “insan” olamayışıdır.

SAVAŞ NEDENLERİ

Savaşların çeşitli nedenleri vardır

  1. Doğrudan doğruya, başka bir neden aramaksızın başka milletlerin zenginlik kaynaklarına el koyma isteği bu nedenlerin başında gelir. Tarihte görülen en sık savaş nedeni, başka halkların yaşadığı topraklara ve diğer kaynaklarına el koyarak bunlara sahip olmaktır. Bir devletin başka bir devlete ve millete savaş açması için en hukuksuz ve zorba gerekçe budur. Kavimler Göçü’nden tutun, Mezopotamya şehir devletlerinin, Mısır’ın, Çin’in, Ortaçağ devletlerinin öteki topluluklarla savaşması için başka bir gerekçeye ihtiyaç yoktur. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını çıkaran emperyalist devletlerin birbirleriyle savaşmaları da bu devletlerin birbirlerinin sömürgelerine göz dikmesinden başka bir şey değildir.
  2. İkincisi, başka bir devlete bağımlı hale getirilmiş veya köleleştirilmiş bir milletin millî özgürlüğe kavuşmak için çıkardığı savaştır. Yirminci Yüzyılda Çin’in, Vietnam’ın, Cezayir’in, Küba’nın, Türk Kurtuluş Savaşı’nın nedeni budur. Bunlar, başkaldıran halklar açısından haklı, onların bu kalkışmasını bastırmak isteyen devletler için haksız savaşlardır.
  3. Üçüncü savaş türü, bir ülkenin içinde bağımlı halde tutulan milliyetlerin kendileri için millî bir vatan yaratmak ve tabi oldukları devletten ayrılmak için kalkışmalarını içerir. Osmanlı imparatorluğundan ayrılmak isteyen Bulgar, Sırp, Yunan, Arnavut gibi milliyetlerin, Latin Amerika halklarının sömürgecilere karşı verdikleri Bolivarcı savaşlar, İngiltere’ye karşı İrlandalıların, İspanya’ya karşı Katalanların savaşları bu cinstendir. Bu tür savaşları önlemek için milletlerin kendi kaderlerini tayin etme hakkı tanınmıştır.
  4. Dördüncü Savaş türü sınıf savaşları olarak adlandırılır. Bir sınıf, devleti elinde bulunduran sınıf veya sınıfların hâkimiyetine son vererek devleti ele geçirmek için ayaklanır. İngiltere’de iç savaş, Fransız ihtilali, burjuvazinin feodaliteye karşı ayaklanması nedeniyle çıkmıştır. Bu konuda ikinci büyük örnek Sovyet devrimidir. Antiemperyalist bir kurtuluş savaşı olan Çin, Küba, Vietnam, Kamboçya devrimleri aynı zamanda sınıf savaşıdırlar. Amerikan İç Savaşı, İspanya İç Savaşı da birer sınıf savaşı idi.
  5. Dini yaymak için yapılan savaşlar: Bunun en tanıdığımız örneği, Hicaz’da Müslüman bir devlet kurulduktan sonra başlayan Arap istilalarıdır. İslamiyet’i yaymak için yapılıyor gibi görülen bu istilaların amacı, gerçekte verimsiz Arap topraklarının merkezine başka ülkelerin zenginliklerini yağmalayıp taşımak idi. Bunun Batıdaki karşılığı Haçlı Seferleridir. Bu seferlerin amacı, Doğunun efsanevi zenginliklerini din savaşı adına ele geçirmekti. En zalim ve fanatik bir din devleti olarak görülen IŞİD’in asıl meramı da zengin Arap petrolünü ele geçirmekten başka bir şey değildi.

SAVAŞIN DİLİ

Savaş yalnız silahlı ordularla verilmez. Savaşan taraflar, kendilerinin haklı olduğuna başta kendi milletlerini, buna koşut olarak başka milletleri ikna etmek zorundadırlar. Bunun için savaşa özgü bir dil oluştururlar. Buna göre savaşa başvuran kendileri haklı, karşı taraf ise haksızdır. Karşı taraf kâfirdir, dinsizdir. Bu dil yalnız İslamlar tarafından değil, Müslümanlar için Hıristiyanlar tarafından da kullanılmıştır. Apaçık bir iktidar savaşı olduğu halde dört halife devrinde Araplar tarafından birbirlerine karşı ve Osmanlı-İran savaşlarında karşı taraf için kullanılmıştır.

Saldırgan ülkelerin açtığı savaşlarda en çok kullanılan gerekçelerden biri, karşıdaki devletin kendi halkına, özellikle o ülkedeki farklı din ve mezhepten insanlara zulmettiği, onların kurtarılması gerektiğidir. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’yi paylaşmak isteyen ülkelerin kullandığı gerekçelerden başında Türkiye’de Hıristiyanlara zulmedildiği gelmekteydi. Yunanlılar, Anadolu’daki soydaşlarını kurtarmak için bu harekâta giriştiklerini ileri sürüyorlardı. Onları, hatta Müslümanları ve Türkleri, Türk zulmünden kurtarmak gerekiyordu!

Savaşa başvuran taraf, savaştığı ülkenin içinden işbirlikçiler bulmak zorundadır. Bunlar örgütlenip maaşlı asker kadrosuna alınır. Rejim muhaliflerinden gruplar eğitip donatılır. Yunanlılar, Türk Kurtuluş Savaşı’nda Batı Anadolu’daki Rumlardan gönüllü birlikler kurmuşlardır. İstilacıların kendilerine zarar vermesini önlemek için Türklerin bir kısmı da Yunan askerlerini törenle karşılamışlardır. Aynı durum, Urfa, Antep, Maraş ve Adana bölgesinde Fransız ve İngilizlerin işgali sırasında da yaşanmıştır.

Saldırgan ülkeler, savaş boyunca haberleşme araçlarına el koyarak halkın gerçekleri görmesini önlemeye çalışırlar. Çağımızda bunun için elleri altındaki televizyonları, ajansları, gazeteleri kullanır, ruhban sınıfını da bu işe koşarlar! Alabildiğine bilgi kirliliği yaratır, gerçekleri gizler, işgale uğrayan ülke halkının kendilerini nasıl büyük bir şükranla karşıladığını ileri sürerler. Savaşa karşı çıkanları vatana ihanetle suçlar, bunları hapse atar, böylece kendilerini destekleyenlerden başka bir sesin işitilmesini önlerler. Doğulu despot ülkelerde ve Faşist Almanya’da olduğu gibi diktatörlüklerde savaş karşıtları nefes alamaz hale gelir. Hak ve özgürlüklerin yerleştiği kapitalist liberal ülkelerde savaş aleyhtarlığı kısmen dile getirilebilir. Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Batı kamuoyunda, basınında ve parlamentosunda savaş aleyhtarı ve Türkiye’nin haklı olduğu gibi görüşler dile getirilebilmiştir. Vietnam Savaşı sırasında ABD’de savaş aleyhtarları seslerini yükseltebilmişlerdir. (13 Ekim 2019)

Fotoğraf: Yunan işgalcilerinin İzmir’de karşılanışı.

zekisarihan.com

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM