Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6377
EURO19.4077
ALTIN1059.8
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

YUNUS NADİ VE CUMHURİYET ÜZERİNE

Bugün Edirnekapı şehitliğinde Cumhuriyet başyazarı Nadir Nadi 31. ölüm yılı vesilesiyle mezarı başında anıldı. Biz de gazetenin kurucusu Yunus Nadi üzerine bir yazı paylaşalım.

Lozan’ın kurtlar sofrasında Lord Curzon İsmet Paşa’ya “ Sizin rejiminizin adı nedir, başkentiniz neresidir?” diye soruyor, o da susmak zorunda kalıyordu. Bunun cevabını Lozan imzalandıktan üç ay sonra Mustafa Kemal verecek, başkentimiz Ankara, rejimin adı da Cumhuriyet olacaktır... Cumhuriyet aynı zamanda bir gazetenin de adı olacaktır..

Cumhuriyet gazetesi 7 Mayıs 1924’te Yunus Nadi tarafından kuruldu. Adını da Atatürk koydu. 97 yıldır yayınını sürdüren Cumhuriyet aynı zamanda misyonuyla da üzerinde durulacak bir gazete. Cumhuriyet aynı zamanda, Atatürk, Cumhuriyet ideolojisi ve Yunus Nadi ile özdeş bir gazete. Bir okul işlevi görerek tezgahında nice yazarlar yetiştirmiştir.

Muğla/Fethiye doğumlu Yunus Nadi (1880-1945) Galatasaray ve Hukuk Mektebinde okurken genç yaşlarda gazeteciliğe başladı. Gençliğinde İttihat-Terakkiye girerek 1912 ve 1914’de iki dönem Meclis-i Mebusan’a Aydın mebusu seçildi. Mondros Mütarekesi ardından kendi gazetesi olan Yeni Gün’ü çıkarmaya başladı (2 Eylül 1918). Son Osmanlı meclisinde (1919) Müdafaai Hukuk Grubundan İzmir mebusuydu. Meclis 16 Mart 1920’ de basılınca aynı gün Yeni Gün gazetesi de kapatılmıştı.

Yunus Nadi Malta sürgününe uğrayanlar arasına girmedi, ama İstanbul’da da hayat kalmamıştı. Mustafa Kemal 19 Mart 1920 genelgesiyle Ankara’da bir meclis açılacağını duyurunca, Ankara yolunu tutarak O'nun karargahına yerleşti. Bundan böyle Halide Edip ile karargahın basın danışmanı gibi çalışacaklardı.

Refik Halid Karay ve Ali Kemal gibileri, Ankara’da toplananları “Sivas kuzuları Ankara keçileri,” Bolşevik tosunları diye küçümsüyordu. Yunus Nadi, daha sonra Yeni Gün gazetesini Ankara’ya taşıyarak ( 10 Ağustos 1920), Milli Mücadelenin kalemşörü oldu. İkinci dönemden itibaren dört kere daha Muğla mebusu seçildi. TBMM komisyonlarında çalışarak, Milli Mücadelenin hem destekçisi hem ruhu oldu. Örneğin Cumhuriyetin ilanı ve Hilafetin kaldırılmasında Teşkilat-ı Esasiye Komisyonu (Anayasa) başkanıydı. Cumhuriyetin ilanından sonra Yeni Gün’ü tekrar İstanbul’a taşıyarak (7 Mayıs 1924) kavgasını CUMHURİYET adıyla sürdürdü.

1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılmış, 17 Kasımda Vahdeddin kaçmış, 18 Kasımda Abdülmecid Efendi Halife seçilmiştir. Muhalifler Halifenin Ankara’ya getirilip biat edilmesini, devlet başkanı yetkisi verilmesini istiyordu. Mustafa Kemal ilk ihtilalci tavrını 18 Kasım celsesinde medrese kafası için koydu:

“ Böyle giderse korkarım, bazı kafalar kesilecektir...”

Yunus Nadi’nin devrim havariliği de işte bu günlerde kabardı. 26 Kasım 1922 tarihli Yeni Gün gazetesinde, “Yeni Bir Cidal Devri” yazısıyla, saltanatçı ve hilafetçileri “beş on kılıç artığı ve köhne saltanatın bakiyet’üs süyufu” diye niteliyor, şöyle devam ediyordu :

“...Türk milleti kendi istiklalini kurtarmaya çalışırken düşmanların en alçağı halife ve sultan onlarla birleşmiştir. Hal böyleyken sultan ve padişah isteyen sefil ruhlar bulunacağını farzettiren bazı emareler var. Ve biz biliriz ki onlar kendi kanlarında boğulacaktır...”

Saltanatın kaldırıldığı 30 Ekim 1922 oturumunda yenilikçilerle saltanatçılar berabere kalmıştı ama Yunus Nadi, sanki Fransız ihtilalinin Danton ve Robespier’i gibiydi:

“ fikirler uğruna kesilmiş kafaların isterseniz istatistiğini verebilirim” diyordu.

Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey Yeni Gün gazetesine paçavra derken Yunus Nadi de hilafetçi takıma sesleniyordu:

“ ...Şer’ ile davamız vardır demek, şeriat isteriz demektir. Artık şer’ ile davamız yoktur. Ba’dema şeriatımız mahfuz, milli hayatımız ise mukaddestir...”

13 Ekimde Ankara'nın başkent yapılması, kopuşun ilk simgesiydi, fakat devletin adı belirsizdi. Devlet-i Osmaniye mi olacak, başka bir isim mi verilecekti? O günlerde Mustafa Kemal’in üç yabancı konuğu olacaktı. Biri Winer Neue Freie Peresse gazetesi muhabiri Jozef Hans Lazar. Mustafa Kemal İlk cumhuriyet kelimesini ona verdiği söyleşide kullandı (27 Eylül 1923.) Diğeri Amerikalı Isaac F. Marcosson’dur. O da Sarışın Paşa’yı, “...Kan ve demirden yapılmış yenilmez bir insan, Doğunun Bismark’ı, yüz hatlarıyla demir maskeli yenilmez birine benziyor...” diye tanımlıyordu(20 Ekim 1923).

Üçüncü ziyaretçi ünlü tarihçi Arnold Tonybee’dir. Ege taraflarını dolaşıp İstanbul'a gelmiş, Halide Edip kanalıyla randevu alınmıştı. Haydarpaşa"rdan trene binip Ankara'ya geldi. İlk defa karşılaştığı Sarışın Paşa’yı şöyle tanımlar:

"... Leibniz’in açıklamalarına göre MONADİK BEYİNE sahip birinin yanında olduğumu anlamıştım. Atatürk belirli bir süreç içinde sadece tek bir düşüncenin peşinden giden bir yapıya sahipti. Türk insanının milli kurtuluşa ermek için imparatorluktan vazgeçip tüm enerjilerini, kenara bıraktıkları bahçelerine yöneltmesi gerektiğini farketmişti...”

1923 yılı sonbaharının ekim ayında Ankara bir doğum sancısı içindeydi. Doğum normal mi yoksa arızalı mı olacak, doğan çocuğun adı ne olacaktı. Mustafa Kemal 28 Ekim akşamı Çankaya’da topladığı arkadaşlarıyla noktayı koymuş, TBMM'de yarın cumhuriyet ilan edilecekti. Medrese öğretisinin sandığı gibi o gün masada ne aslan sütü vardı, ne iki "AYYAŞTAN" biri.. İslam dünyasının ilk defa göreceği Cumhuriyet devrimi konuşulmuştu.

Kanun teklifi önce CHF grubuna getirildi. İlk sözü İstanbul mebusu tarihçi Abdurrahman Şeref Bey aldı: “...Arkadaşlar, hükumet şekillerini saymaya hacet yoktur. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyettir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad bazılarının hoşuna gelmezmiş, varsın gelmesin...”

Niyazi Berkes'e göre, bir çevirme taktiği ile baskına uğrayan hilafetçiler Trikopis gibi Mustafa Kemal’e teslim olmuşlardı. Teklif öğleden sonra Genel Kurula gelince ilk sözü Anayasa Komisyonu reisi Yunus Nadi aldı: “.. Teşkilat-ı Esasiye Kanunumuz hâkimiyeti bilâkaydüşart millete vermiştir. Bunun adı Cumhuriyyet usulüdür. Hükümet şekli Cumhuriyet olunca TBMM Reisi de Reisicumhur olacaktır....”

Ardından Türkocaklı Mehmet Emin Yurdakul söz aldı. Gür sakallı nurani yüzünden salona gür sesi yayılıyordu : “ Şu aziz saatte ben Cumhuriyetin ruhu önünde tazimen kıyam ederek üç kere Yaşasın Cumhuriyet diye hükumetin taziz edilmesini temenni eylerim.” dedi.

Bu teklif üzerine üç kez ayakta Yaşasın Cumhuriyet diye bağırıldı. Cumhuriyetin nabzı Ankara’da atarken, 600 yılık feodal teokrasinin kalbi de halen İstanbul’da atıyordu. Yabancı sermaye orada, ilim irfan matbuat orada, para pul- şan şöhret orada, Bizans entrikası da oradaydı. Babadan kalma komploculuk, gericilik ve Tasvir-i Efkar'ın patronu olan Velid Ebüzziya'nın içi kan ağlıyordu. İşte yazdıkları:

“... Beyler bu mühim bir kararı bu Meclisin almaya hakkı yoktur, üç beş şakşakçı, iki fırıldakçı, bir tane hilekar Ankara’da toplanıp meclisi kandırmışlardı...”

İttihatçı modernisti bildiğimiz şu bizim Hüseyin Cahid de, usta kalemiyle Tanin’de kükrüyordu:“ ... Bir idareye cumhuriyet demekle işler çözülmez, latin Amerika diktatörlükleri de cumhuriyettir… Cumhuriyet alkışla yaşayamaz, cumhuriyet bir tılsım değildir, Meclise bir afsun yapılmıştır.” (Bu Hüseyin Cahid, yıllar sonra CHP'ye kapılanacak, DP ve Menderes hegemonyasına karşı yazdıkları yüzünden 80 yaşlarında hapislere girecektir.)

İstanbul mütegallibesinin bu gerici kalemşörlerine Ankara'nın Hakimiyet-i Milliye ve Yeni Gün'ü cevap verecekti. Yunus Nadi bu yazısında İttihatçı Hüseyin Cahid’i “kapkara irtica hezeyanından gelen ve Derviş Vahdeti ruhunu hortlatan adam” diye suçluyordu. Merak edenler için bu yazısının son cümlesini verebiliriz:

"... Sözümüz Hüseyin Cahid Bey’in ve Halifenin hoşuna gitmemişse geri alınacak lafımız yoktur. Vahdeddin P..Çİ de onlara mübarek olsun!..”

HÜKÜM: 600 yıllık saltanatı deviren cumhuriyetin, ardından gelen kurucu devrimlerin ve tarihin kayıtlarına geçmiş bu öfkeli cümle, Yunus Nadi Bey'in ağzından bir reddiye olup, ileriyi geride arayan günümüz siyasal İslamcı mürteciler ve şeriat oğlanları halen içlerine sindirilebilmiş değildir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar