Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6349
EURO19.4274
ALTIN1059.1
Faruk Haksal

Faruk Haksal

Mail: [email protected]

YA PARTİ İÇİ DEMOKRASİ... ONU KİM KURACAK?

Altı siyasi partinin liderleri bir araya geldi ve ortaklaşa üzerinde çalıştıkları mutabakat metnini hep birlikte imzaladılar.

Bu süreç ve varılan sonuç demokrasi tarihimiz açısından son derece önemli bir kilometre taşıdır.

Emeği geçen herkesi kutluyoruz.

ANCAK…

Mutabakat metninin en önemli öğesi -bizce- demokrasiye olan vurgudur.

Hemen yanında da hukuk devletinin altının çizilmesi.

Tamam bu da çok güzel.

Bir kocaman ancak da bu noktada mevcut.

Demokratik yönetim, çoğulculuk esasına dayanır.

Yani, eleştiri-özeleştiri…

Yani, düşünce özgürlüğü…

Yani siyasi ve sosyal yönlü kararların tek adamın dudaklarının arasından alınıp, birlikte müzakereye, ortak akla ve özgür düşünceye dayandırılması…

Uygar dünyada ortaklaşa kabul gören demokrasi kavramının ekseninde bu temel ilkeler yer alıyor.

Oradan kalkıyoruz ve ülkemize geliyoruz.

İşte bir kocaman ANCAK’ı da bu noktaya yerleştiriyoruz.

Altı siyasi partinin demokrasi ve çoğulculuk anlayışının sorgulanması bu noktada önem [ve değer] kazanıyor.

Çünkü… Bize göre, kendi içlerinde demokrasiyi kuramamış olan siyasi parti örgütleri, ülkenin bütününde demokrasiyi inşa edemezler.

Hatta bu cümleyi, “kuramamış olan” değil; kurmayı asla istemeyen siyasi partiler olarak da genişletebiliriz.

Çünkü şu anda hiçbir siyasi partimiz, kendi içlerinde demokrasiyi işler hale getirebilmiş değildir.

Çünkü Siyasi Partiler Kanunu siyasi partilerin iç-yönetimi bakımından böyle bir demokrasiyi öngörmüş değildir.

Siyasi partinin lideri kendi partisinin içinde gerçek bir “TEK-ADAM”dır.

Parti başkanının ve parti örgütü üst kademesinin örgüt içindeki egemenliği kesindir.

Tartışmasızdır.

Denetimsizdir.

Ve her türlü açık-şeffaf ilişki düzeninden yoksundur.

Yürürlükteki düzen, “parti disiplini” adı altında savunulmakta ve parti başkanının dokunulmaz üst düzey yetkileri adına göklere çıkartılmaktadır.

Oysa [gerçekten] demokratik kitle örgütlerinde DEMOKRATİK-MERKEZİYETÇİLİK esastır.

Eleştiri-özeleştiri mekanizması parti içi demokrasinin en temel öğesidir.

Siyasi partiler demokratik anayasa metinlerinde, “demokrasinin vazgeçilmez unsurları” olarak tarif edilir. Ama kendi iç işleyişlerinde demokratik esasları yerleştirmemiş [hatta yerleştirme niyeti de olmayan] bir siyasi partinin nasıl olup da demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğu pek anlaşılabilir bir şey değildir.

Bizim bu yazı ile dikkatleri çekmek istediğimiz asıl nokta şudur:

Demokrasinin ve hukuk devletinin yeniden tesis edileceği gibi umut verici bir mutabakat ile yola çıkan altı siyasi parti liderinin, iş kendi içlerindeki demokrasiye gelince seslerinin hiç çıkmamasıdır.

Siyaset arenasında “Tek-Adam”lığa karşı çıkarken, kendi içlerindeki “Tek-Adam”lığı ıska geçmekte olmalarıdır.

İmzaladıkları Mutabakat Metni’nde Siyasi Partiler Kanunu’ndaki antidemokratik maddelerin ve partilerinin içinde kendilerini tek-adam tahtına oturtan düzenlemelerin kaldırılacağından hiç söz etmemeleridir.

Sözün özü şudur:

  • Kendi zihinlerinde demokratik bir anlayışa yeteri ölçüsünde ulaşmamış olanların [gerçek] demokrasiyi nasıl yeniden inşa edecekleri pek anlaşılabilir bir şey değildir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar