Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6377
EURO19.4077
ALTIN1059.8
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

ŞU BİZİM ZEMBİLLİ ALİ DİYANETİ ÜZERİNE

Şimdiye kadar Diyanet üzerine hiç yazı yazmamış, hep seyirci kalmıştım. Birkaç satır yazalım bari. Biliriz Osmanlıdaki adı Bab-ı Meşihat dairesi başında da Şeyhülislam bulunurdu..Kabinede Sadaretten sonra ikinci sırada gelirdi. Bu makam öğretim kurumu olan medreselerin, illerde müftülerin ve ülkede de Kadı adıyla adalet dağıtan mahkemelerin başıydı. Şeyhülislam verdiği fetvalarla önce Allah'ın sonra Sarayın emrinde, yalnızca siyasi bir kuklaydı. Mülkiye ve askeriye paşaları gibi ulema sınıfı da rüşvet çarkının tam ortasındaydı. Tanrısal adaleti yeri gelince rüşvetle takas eden Kadı sicilleri bunun ispatıdır.

Bu karanlık macerayı bir yana bırakalım. Milli Mücadele ve vatanın işgali karşısında ihanet şebekesinin önde geleni de bu işte bu makamdı. Bunların fetvası ahali üzerinde hattı hümayun gibi inandırıcı sayılırdı. Mütareke Şeyhülislamları içinde en itibarlı Hain kuşkusuz Tokatlı Mustafa Sabri Efendi idi. Onun ardından daha cahil ve rezili olan Dürrizade Abdullah gelmişti. Sakarya Harbi sürerken, bu Şeyhülislam Kuva-yı Milliye'yi Moskof ve bulaşık çeteleri diye ilan etmişti. Fetvaları da Yunan uçakları tarafından Uşak ve Eskişehir köylerine atılıyor, asker silahını bırakıp cepheden kaçıyordu. Yani Kur'an dini İslam dini Anadolu mücadelesinde ihanetin baş köşesindeydi.

Cumhuriyet hükümeti 3 Mart 1924 devrimiyle Hilafeti ve Bab-ı Meşihatı gibi şirke bulaşmış bu ikisini da kaldırıp yerine Diyanet İşleri Riyasetini kurdu. İlk reisi de Rıfat Börekçi oldu. Siyasetin dışında din işlerini yürüttü.

Günümüz Külliye İslamında kurumsal din ve cumhuriyetin kapattığı tarikatlar serbest bırakılmıştır. İslam dünyasının bilimsel düşünce ve Modernite karşısında en karanlık zihinsel çukurunu bu yapılar oluşturur. Osmanlının 1517'den başlayan bu yolculuğunu bir yana bırakalım, 1577'de İstanbul Rasathanesini top atışıyla yerle bir eden din ve saray kafasını da şimdilik geçelim gitsin...

Günümüz Siyasal İslamcı denilen Külliye iktidarında DİB, tarihinin en karanlık dönemini yaşayan bir ortaçağ kurumu olmuştur. Siyasetin kankası olma bir yana kamu bütçesinden aldığı paylarla, Laik/Seküler düşünce ve çağdaş toplumsal hayatın karşısına en büyük engel olarak çıkmaktadır.

Kısacası DİN denilen kurum toplumun ortak manevi paydası olmaktan çıkıp belli grupları besleyen, çıkar ve menfaat çevreleri oluşturan bir yapıya dönmüştür. Dinin birlikte yaşamayı huzur verme aracı olmayı öngören toplumsal manevi özelliği artık tamamen kaybolmuştur. Yaşanan o ki dinin günümüzde, toplumu birleştirme değil ayrıştırıcı siyasi bir nifak aracı olduğu iyice anlaşılmış, başka işlevi kalmamıştır.

Bu arada tarihi de yeniden yaşıyoruz, 150'lik Mustafa Sabri hergelesi ve Dürrizade softasından daha beterleri içimizde dolaşıyor. Hem akademik kariyerli, hem sünnet-i seniyyeli bu muhteremler, ortaçağ bilgisiyle topluma FETVA üstüne fetva yayınlıyorlar. Güler misin ağlar mısın? Uygar düşünce her yönüyle uzay çağında bunlar 1.400 sene öncelerde... Firavun'dan kaçan Hz.Musa halen asasını ejder edip Kızıl Deniz'i yarmaya çalışıyor. Gökte uçun kuşlardan yerdeki karıncalara kadar yeryüzündeki her şey, her varlık bu müdevvenat içinden sunuluyor, halkımız da kuzu kuzu dinliyor.

Papalık makamı bile Galile'nin 100. ölüm yıldönümünde Kilisenin iddiasından vazgeçip ona yapılanlardan özür dilediği, pişmanlığını sergilediği halde, bizim ümmet-i büleha takımı efsane ve Hurafeye devam. Kılıç ve kalkanla hutbeye çıkıp, kurucu öndere utanmadan nefret yağdırıyor. Her şeyi bilen ve yaratan yüce Mevla, şu Corona deyyusuna bir türlü müdahale etme gücünü kendinde bulamıyor.

Zembilli Ali yine fetva yayınlamış. Kibirleri arşı ala da dolaşıyor. Ekonomiyi Allah yönetiyor, üretim ve fiyatlar onun tarafından belirleniyor, DOLARIN yükseliş ve inişi bile oradan ayarlanıyor. Küfür diyarı bile uzay mekiğinin projesini bizim kitaptan buluyor da, bizim softalar gözünü açıp göremiyor. Sanki o Kitaptaki ayetler, ey kullarım, hırsızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik için gözümüzü yumalım diye emrediyor.

Madem Kitapta kıyametin sonu görünmüyor, biz de şunu söyleyelim: İnsanlığın geldiği uygarlık ve demokrasi düzeyi karşısında din kurumu akıl ve bilime mutlaka yenilecektir. O bilinmez o aşkın yaratıcının da hurafeler yerine akıl ve bilim yolunu emrettiği muhakkak görülecektir.

OSK/27 Temmuz 2022

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar