İstanbul
DOLAR18.5039
EURO18.1433
ALTIN988.22
Oktay Erol

Oktay Erol

Mail: [email protected]

ŞU AN NEREDEYİZ?

Çeşitli katmanlar “şu an neredeyiz” diye soruluyor ya; yanıtı geçtiğimiz günlerde medyada geniş yer buldu!

Eskişehir’de bir alış veriş mağazası, ünlü bir cep telefonunda indirim yapacağını açıklayınca, yüzlerce kişi oniki saat öncesinden sıraya girmişler. Onlarca kişi bir gün öncesinden mağazanın önünde kamp kurmuş! Telefon almak isteyenlerin sayısının oldukça yüksek olmuş…

Medya, özellikle de “asgari ücretli, emekli yoksulluk içinde boğuluyor” diyenlere yanıt yetiştirmeye çalışan “iktidar” yanlılarını, telefon kuyruğunda bekleyenleri görünce “hani açlık, yoksulluk vardı” demelerine de neden oldu!

Her evde buzdolabı/ çamaşır makinesi/ televizyon var diyerek, gençlerin hepsi çok özellikle telefon kullanıyor diyerek, yollarda son model araçlar geziniyor diyerek, milyonlarca liraya konutlar satılıyor diyerek, avm’ler tıka/ basa dolu diyerek gerekçe üretenlere “alın sizi” yeni bir “gerekçe”!

“Şu an neredeyiz” diye soruluyor ya; işte buradayız!

***

Şunun altını çizelim:

Kendine yetebilecek, varlıklı bir ülke miyiz; evet!

Ancak ülkeyi yönetenlerin “azgın hırsları” nedeniyle bozulan “adil paylaşım” varsıllığı bir katman üzerinde toplayınca “ülkenin büyük çoğunluğu” açlık sınırında mı; evet!

Ülkenin dinlence bölgeleri de doldu, buralarda yerli turist de ağırlandı, avm’ler de taştı, milyonlarca liralık otolar/ konutlar için yerli alıcılar sıraya girdi mi; evet!

O gösterilen kalabalığın “yoksul yurttaşla” ilgisi olmadığı, yokluk nedir bilmediği, üç-beş aylıklı “açlık bilmez doymazlar”” olduğu, alış verişi döke saça yapacak denli kendilerinden geçtiği, yaşananları görmediği, algı sarayları kurduğu doğru mu; evet!

Bu konular her yönüyle konuşulabiliyor mu, tartılabiliyor mu; hayır!

Toplumun büyük katmanı hayın, çapulcu, kendini bilmez, zillet…

***

Kuyruğa girilip, günün gece yarısında beklenilen telefonun en ucuzunun ederi onbin dolayında…

Yaklaşık iki “asgari ücret”, ya da üç/ dört “emekli” aylığı demektir!

Geçimini “bir tek” aylıkla sağlayan bir ailenin bunlardan alama olanağı var mı?

Bir telefon için en az “iki ay” çalışmak zorunda, “iki ay” temel gereksinmelerini karşılamak zorunda, “iki ay” yemek zorunda…

Eğer “ek bir gelir” yoksa (-ki o zaman da “dar gelirli” olmaktan çıkıyor) telefonu edinme olanağı yok demektir!

“İktidara” yakın medyanın “sırıtarak” kullandığı bu ya da benzeri görüntülerin gerçek yaşamda dar gelirliyle ilişkisini kurmak, bir bakıma yabancılaşma olgusunu da anımsatıyor bana.

Yabancılaşmayı şöyle tanımlıyorduk: Bir toplumun içinde yer alınmasına karşın doğanın bozulmasına, toplumun yurttaşlarının ezilmesine/ iyi beslenememesine/ üretim kaynaklarının kullanılmamasına/ temel gereksinimlerin karşılanmamasına “yabancı” olmaktır.

***

Sabah birini duydum; “iktidara” yakın bir isim ikiyüzbin liranın üzerinde aylık alıyormuş!

Eve, araca, yakıta, elektriğe, doğalgaza, suya, aklınıza gelecek birçok temel gereksinmeleri için ödeme yapmıyormuş!

Adamın yüzüne baktım yalnız; aynı anatomik yapıdanız gibi, ancak bakışları hiç hoş değil! “Ben iktidarım, ben kendi cinsimi aç bırakmaya hazırım, beni beslemek zorundasınız, beni tıka-basa doyurmalısınız, önümdeki çalılı engelleri açmalısınız, açlığınıza şükür etmelisiniz” der gibi bakıyordu!

Belli ki doğduğu gün/ yer/ biçim/ zaman/ oluşum oldukça toplumu oluşturan yurttaşlardan ayrıydı!

Elli dolayında “asgari ücret”, yüz dolayında “emekli aylığı” almayı “insanlık” say; bizden biri olması olanaksız!

***

“Şu an neredeyiz” sorusunu yanıtlamaya çalışıyoruz…

Bir yanda yaşadığı toplumun “acılarını” anlamayacak denli yabancılaşan, bununla da kalmayı “alay” etmekten uzak durmayan, yurttaşın “alım gücü yerinde” diyen bir katman,

Bir yanda ne yaptığı, topluma nasıl yararlar sağladığı, yurttaşın yaşamına nasıl katkılar yaptığı bilinmeyen “aç/ doyumsuzların” oluşturduğu, aldığını hak etmeyen katman,

Bir yanda belediye ekmek büfeleri önünde uzayan kuyruk…

Medya CHP’li Gürsel Tekin ile İzmir Anakent Belediye Başkanı tunç Soyer’i tartışıyor!

Şu ana buradayız işte; iyi mi?

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar