İstanbul
DOLAR18.5039
EURO18.1433
ALTIN988.22
Serdar Dinçbaylı

Serdar Dinçbaylı

Mail: [email protected]

PİSLİK!

Önümüzdeki hafta Süper Lig’de maç yok, milli takım arası. Bir sonraki hafta Galatasaray, lider Adanademirspor ile deplasmanda karşılaşacak, 1 Ekim 2022’de. Su içinde maça daha 10 gün var.

Bir televizyon programında eski hakem, tıp doktoru ve futbol yorumcusu Ahmet Çakar bakın neler diyor:

Bundan 3 hafta önce bayram değil seyran değil, Fenerbahçe maçında Adanademirspor’un para verip sahibi olduğu Belhanda ve Onyekuru tribünlere bu işarti (el parmaklarıyla 4 yaprak) gösterdiler. Rabia değil haa, ona saygım var. Galatasaray’ın 4 yıldızını gösteriyorlar. O anki aidiyetlerini bırakıp bir zamanlar formalarını giydikleri Galatasaray’ı, Fenerbahçe’ye karşı koz olarak kullanan bu iki adam, iki tane eleman. 90’ıncı dakikada Galatasaray’a karşı, karşı karşıya kaldıkları bir pozisyonda topu auta atarlarsa ben de diyeceğim ki: 4 yıldız aşkıyla Fenerbahçe seyircisini kudurttuğunuz gibi bu gece de kasten mi atmadınız o golü diyeceğim.

Tekrarlar ve cümle düşüklükleri Ahmet Çakar’a aittir. Birebir yayından çevirdim bu bölümü.

Sonra yayına Adanademirspor Başkanı Murat Sancak bağlanıp yuvasını yapıyor Ahmet Çakar’ın. “Koskoca adamsın, utanmıyor musun?” diyor suratına.

Sanıyor ki utanacak, sanıyor ki cehaletinden yapıyor.

Hayır kasıtlı yapıyor, zekasından yapıyor, seçtiği pis yol uğruna yapıyor bu pislikleri, bok atmaları, komplo teorilerini.

Ahmet Çakar’ı eleştirmeye, ona kızmaya, yazdıklarını söylediklerini ciddiye almaya efsunluyum ben.

Neden mi?

Buyurun anlatayım...

ESKİ FUTBOLCUDAN YAZAR OLMAZ!

Yıl 2000, Galatasaray’a Lucescu teknik direktör olmuş. Ahmet Çakar da hakemlik kariyerini sonlandırarak Milliyet Spor’un yazar kadrosuna katılmış. Ben sayfa sekreteriyim, neredeyse kariyerimin başlarındayım. Her işi yaptım basında, mancınıkla değil tırnaklarımla geldim bu güne.

Eski futbolcuları hiç sevmiyorum o senelerde, “İsimlerini yazamıyorlar, köşe yazarı oluyorlar” diye.

Oturup biz yazıyoruz çoğunun yazısını, telefonda ettiğimiz birkaç cümleyi kerterez alarak.

Faks var o zamanlar, mail-whatsapp yok.

Cep telefonu, laptop falan da yok.

Bir eski futbolcu yazar, “Yazımı yazıp faks geçtim” dedi.

Aldım elime ki faksı, şok! Yazdım dediği yazıda yazı yok.

En anlaşılır cümle, “Bjk böyle kimoynar şmpyon olaz”.

Altına imzasını da atmış!

Çok gülmüştük, o kağıdı saklamış olsaydım ismini de yazardım bugün.

Aynı yazarımsıyı İddaa ekine de almıştık, “Dilbilgisi bilmiyorsa da futbol ve kumardan anlıyor” diye.

On üç (13) maç skoru tahmin etmiş, birini (1) tutturabilmiş.

Çıkar ağaları babaları, servisin gerçek emekçilerinin toplamı kadar maaş alıyordu.

Mukavele yenilemedi sene sonunda servis müdürümüz.

YOK SAY, YOK OLUR!

Neyse konu dağıldı, Ahmet Çakar’ı anlatıyordum ben size kendi hatıralarımdan.

Ona ne kadar öfkelenirseniz, onun tam istediği şeyi yapmış olursunuz.

Gerçi sanırım bugün ben de ekmeğine biraz yağ sürüyorum ama ne yapalım neticede insanız.

Yıl 2000’den devam edelim.

Sevdiğim mancınıklı spor yazarıydı Ahmet Ağabey.

Servise geldiğinde herkese hâl hatır sorar, oturmasını, kalkmasını bilirdi.

Güzel de bir Türkçeyle yazıyordu yazılarını, hem de kendisi, hem de bilgisayarda.

Sonra bir gün Milliyet yazarları Lucescu ile röportaj için buluştular, yemek yediler.

Sayfalara yazıları çektiğimde hemen okurdum.

İslam Çupi’yi, Doğan Koloğlu’nu, Coşkun Özarı’yı, Turgay Şeren’i, Orhan Aldinç’i, Attila Gökçe’yi, Kahraman Bapçum’u ilk okuyan olmak büyük keyif veriyordu bana.

Ahmet Çakar’ı da aynı heyecanla okuyordum.

Taaa ki “Şarapçı Lucescu” başlıklı yazısına kadar.

Neymiş efendim röportaj yemeği sırasında şarap içmiş!

Sanki İslam Ağabey, Doğan Ağabey ayran içmiştir o yemekte!

Birkaç gün sonra gazeteye geldi, hemen sordum niye böyle tuhaf bir şey yazdın diye.

Cevap çok net ve benim kafama uymayan bir şeydi:

Serdar’cığım, canım kardeşim. Normal yazdım, kimse okumuyor. Bu millet kavga, dövüş, hırgür. Daha doğrusu temiz değil pis yazan adam istiyor. Ben birkaç yazı yazıp kaybolmak isyemiyorum, kalıcı olmak istiyorum. Bundan sonra böyle.

Aklıma bu olaydan birkaç gece önce liseden kardeşim Erol’un (Erkuloğlu) bir gece kulübünde Ahmet Çakar’a rastlayıp, “Dedim ona ki böyle yazacağına Erman Toroğlu gibi sağa sola geçirsen ağabey daha iyi olmaz mı?” dediğini heyecanla anlatması geldi.

Ah Erol ah, rahat durup pislik yapmasaydın şahane olacakmış!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar