Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6324
EURO19.3652
ALTIN1054.8
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

NECİP FAZIL, PUT ADAM VE ATATÜRK -2

(Önceki yazının devamı) Vurgulayalım ki Necip Fazıl, Falih Rıfkı, Yakup Kadri ve Ruşen Eşref gibi bir zamanlar cumhuriyet ve modernite safında yazılar yazmış, ama hiçbir zaman Çankaya sofrasında görülmemiştir. 1930 Menemen olayında irticanın baş düşmanı kesilmiş, Derviş Mehmet Kubilay’ın başını testere ile kestiğinde(1930) şu cümle ile lanetlemiştir: “ Türkiye’nin nüfus kütüklerindeki softa ve mürtecilerin yeşil kanını kurutacaksın. İşte bu kadar!" Gazi’nin ölümü ardından en anlamlı yazıları da kendisi yazar:

(…) Benim gözümde ATATÜRK, ölüm hükmü giymiş bir milleti şahlandırdı. Mucize çapında bir askerlik planıyla muzaffer kıldırdı. Sonra fikir ve cemiyet planında yeni bir bünye inşasına girişti…Mustafa Kemal ve Atatürk… İnkılabcı Atatürk, Tanzimattan beri Türk cemiyetinin Avrupa medeniyet manzumesine kavuşturulması yolunda girişilen yarım teşebbüsleri tam randımanlı hamleler haline getirdi. Türk cemiyetinin, Tanzimattan beri alev alev yanan kafası ve ruhiyle bir türlü kararını bulamadığı, hududunu çizemediği, neyi alıp neyi alamıyacağını kestiremediği medenileşme davasını, bütün şarkı topyekûn vermek ve yerine bütün garbı topyekûn almak şeklinde kökünden halletti.... Milli Kahramının ölümü önünde duyduğumuz matem hissini teselliye muktediriz: Teknesinde Atatürk’ü yoğuran soylu Türk milletinin, için için tekevvünleriyle aynı çapta kahramanlara daima gebe kalacağı emniyeti…”

Atatürk hakkındaki bu yargılarının değişmesi için ölümünden sonra beş altı senenin geçmesi yeterli olacaktır. Kişilerin ideolojik bilinçlerini analiz için, çocukluk yıllarına kadar inmek gerekir. Habermas’a göre çocukluğunu yazmayan her biyoğrafi eksiktir. Bir zamanlar Kemalizmin stepnesi iken “Atatürk bir gün Dirilecektir” cinsinden yazılar yazarken, gün gelip tüm afaroznamelerini çöp sepetine atıp Tarikat dehlizlerinde iman tazelemeye başlar. Artık bizzat kendisi Hurma kültürünün “ham sofu kaba yobaz” müridleri arasına katılacaktır.

Necip Fazıl, İzmir suikastinde idamla yargılanırken gizlenip intihar eden Kara Kemal ile baba tarafından amcazade çocuğudur. CHP genel sekreteri Memduh Şevket Esendal, 1943 seçimlerinde Necip Fazıl’ı Maraş’tan listesye koymuş, ancak Hasan Ali Yücel’in uyarısı üzerine İsmet Paşa üzerini çizmiştir. Dönüm noktası olabilir.Bundan sonra “mitoloji, evliya ve keramet kültürünün hafakan” dehlizlerine sürüklenir. Kendini göstermek için Büyük Doğu ile siyasi ajitasyona yönelir(1949). Artık, Yahudi mason düşmanı hastalıklı bir tarih yorumcusudur. Cevat Rıfat’ın “Siyonist düşmanlığı ” baş köşededir. Dergisinde mason ve dönme listeleri yayınlamaya başlar. Menderes kabinelerinin yarıdan fazlasının mason olduğundan habersiz.

Dönme Ahmed Emin, sanki “ Büyük Doğu’ya çatmıyor, Allah ve Rasulüne tavır alıyordu!” (22 Kasım 1952). Derginin bu sayısını eline alan 17 yaşındaki Hüseyin Üzmez “ dönme ve münafıkları öldürmeye ” hazırdır. Menderes’in Malatya gezisine katılan Ahmet Emin’e bir suikast yapılmış ama kurtulmuştur. Süper Mürşidimiz, Cevat Rifat ve O.Y. Serdengeçti Malatya cezaevine konulur. Yılanlar ve çiyanlarla aynı koğuşa konulmak nasıl bir şeydir? Yoldaşlar birbirini “kumarbaz” ve “davaya ihanetle” suçlarlar...

Menderes dalkavuğu olarak, gün gelecek İsmet Paşa için “kefen biçme zamanı geldiğini” yazacak, taş doldurulmuş kamyonlar Uşak ve Topkapı’da yolunu kesecektir. Dalkavukların kirli çamaşırları Yassıada’da ortaya çıkar. Burhan Belge’nin metres paraları, Necip Fazıl’ın kumar borçları örtülü ödenekten ödenmiştir. Menderes'e yazdığı “CAİZE” şiirleriyle örtülü ödenekten en çok ziftlenen odur. Karakter ve ahlak zaafını gösteren mektuplar Yassıada duruşmalarında ortaya çıkmıştır.

Yassıada'dan ucuz kurtulmuş ama daha bilenerek çıkmıştır. Yeni bir Çoban Sülü portresiyle karşılaşır. Menderes için yazdığı “caize şiirlerini” Çoban Sülü için yazamaz, örtülü ödenek yemi kesilmiş, "düşükler" arasında itibarı sarsılmıştır. Erbakan ve Türkeş gibi marjinallere yanaşır. Diaspora tazısı Kalpaklı Derviş’in(MŞE) Bugün gazetesi dışında yer bulamaz. Küçük bir köşe edinmiş, bu sefer peşine yeni şıvgın müselman tosuncuklar düşmüştür. Milliyetçi-dinci taşra molozlarının benliğine paslı çivi saplamak için Anadolu'da gezdirilir. Süper Mürşid'in sermayesi gene değişmemiştir. Yahudi / mason / dönme / komünist şeytanlarına saldırır. Konferanslarında Mustafa isimleri tarihsel bir metafordur:

- “… Bir yanda Kabakçı Mustafa, bir yanda Mustafa Reşid Paşa, bir yanda Alemdar Mustafa Paşa… ve daha nice nice Mustafalar.!”

Nice Mustafalar arasında gizlediği Mustafanın kim olduğu bellidir. Tanrı, iradesini hakim kılmak için nasıl iyi insanlar kullanmışsa, din sömürgeni ve ahlak sürüngenleri de, her türlü kutsalı kendi iradelerini egemen kılmak için kullanır.! Yezid soylu ve müfteri olmak da buna dahildir. Bu kültürün zihnindeki Siyonizm ve masonluk diskuru, “hak-batıl, mümin-kafir” söyleminin küflü hezeyanlarıdır.

Mustafa Reşid Paşa, Âli ve Fuad Paşalar, Midhat Paşa, Namık Kemal, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp Süper Mürşide göre Türk’ün ruh kökünü kurutan Sahte Kahramanlardır. Bu zırvaların tarih ve tarihsellik, nedensellik ve gerçeklikle hiç ilgisi yoktur. İdeolojik kök paradigma ne olduğu belirsiz “Şeriat” kelimesidir. Süper Mürşidin “Yahudi ve münafık tabyesi” dediği şeyler, Franız ihtilalinde kilisenin Volter için kullandığı aforizmalardır.

En ahlaksız çarpıtma Keçecizade Fuad Paşa (1815–1869 ) için yapılır. Güya Fuad Paşa Nice'e tedavi için değil Papa'dan Hıristiyan icazeti almak için gidesiymiş. Batının büyük devlet adamları arasında sayılan, Keçecizade İzzet Molla’nın oğlu ve “Siyasi Vasiyetnamesi” bir bilgelik manifestosu diye literatüre geçen, Sadrazam Fuad Paşa hakkında yazdıkları hakikat dışı bir iftiradır.

Tarihçi olmadığı halde en ahlaksız yalanları tarih adına kolayca uydurur. Ulu Hakan ve Vahdeddin kitapları, asgari bir tarih okuması olmadan, fosilleşmiş bilgilerle, karşı tarih oluşturmanın çapulculuk örneğidir. Dört kitap ve dört kişiden duyduğu asparagas bilgilerle, hamaset ve belagat kurgular. Tarihsel olgular incelenecek yerde, dedikodu ve rivayetler üzerinden sonuç çıkarılır. Ne kronolojideki yerine oturur, ne nesnelliğe ihtiyaç duyulur. Vicdan ve ahlak sıfırlanmıştır.

Kurgusal kompozisyon estetik ve şairane cümlelerle hipnotize edilir. Ağızlarda sakız, dillerde pelesenk olmuş bir safsata elybette onun kalemine de dolaşır: “Milli şahlanış fikrini Mustafa Kemal Paşa’dan önce Vahdeddin ortaya koymuştur!.” Kin ve öfke kusma, hırs tatmin etme ve tosunlarda yanlış bilinç oluşturma amaçlı hurafeler, medrese öğretsinin cumhuriyet modernizmine yüklediği haçlı kinidir.

“Din Mazlumları" kitabaı sırf bir kitap yazmak için kaleme alınmış, baştan sona demagoji ve mantık oyunudur. Kronoloji, metodoloji, dürüstlük ve belgeye gerek bile duyulmaz. Şu net görünür; akıl dışı zırvaları bilgi diye kurgulayan adam, ilahi ve kitabi olmayan metafizik ve sosyolojik Zen Budizm ve Şintoizm ahlakının yüzlerce asır gerisindedir.

Tarihsel bilgi, olgu ve yorumlar keramet sahneleriyle ilahi komedyaya dönüştürülür, şairane ve metafizik belagatla aklın üstü örtülmeye çalışılır. İnandırıcı olmak için rüyalara Resulü Ekrem davet edilir. Medrese öğretisi ve hurma kültürü denilen zerzevat ikliminde her söylemin ucu serbesttir. Mahkemede hakim sanığın sanık hakimin yüzüne tükürür, İzmir Suikastinin 13 idam sehpası 33’e kadar çıkarılır. Dinci ve şairane hamaset bunlarla yetinmez, uygarlığa yenilmiş olmanın aşağılık kompleksi, potansiyel, megalomanik bir şizofreni olarak karşımıza çıkar.

Şimdi Put Adam hikayesine gelelim. Anlıyoruz ki Süper Mürşidimiz Put Adam kitabını elli yıl öncesi 68'li yıllarda yazmış. Götürdüğü Püsküllü Kadir Mısıroğlu şu gerekçeyle basmamış: “... Rıza Nur’un anıları gibi birinci elden kaynak olmayıp, mahdut kaynak ve hissiyat ile yazılasıymış."( K.Mısıroğlu, Gurbet içinde gurbet, Sebil 2004, s. 260).

Mısır Püsküllünün basmadığı bu karalamalar Araplara nasip olur. 1977 yılında “er-Racül’s- Sanem” (Put Adam) adıyla Beyrut’ta Arapça basılır. 1968 yılında Türkiye’ye gelen Muhsin Abdülhamid isimli Kerküklü bir delikanlı, üstad-ı azama Atatürk hakkında bir kitap yazmasını önermiş. Arap alemi Atatürk’ü bu kitapla yakından tanıyacakmış. Süper Mürşidimiz Mısıroğlu’nun basmadığı bu müsveddeleri, 1972’de Bağdat’a gidip elden teslim edesi, bir hafta orada ağırlanıp türbeler gezdirilesiymiş. İbni Teymiyye öğretisine göre değişiklik yapılmış. Kendi adının konulmaması da şart koşulasıymış.

Kitap “eski bir Türk subayı” imzasıyla Beyrut’ta yayınlanmış. Put Adam denilen kitabın meğer böyle bir macerası varmış.(Derin Tarih, 2016 Mayıs). Şunu da biz ekleyelim. 1968'li yıllarda Şevket Süreyya'nın Tek Adam kitabı şöhretinin zirvesindeydi. O da buna nazire olarak kitabına PUT ADAM adını vermiştir.

İşte size günümüz İslamcı tosuncukların en büyük üstadları ve bu kitabın kısa hikayesi. Ne var ki kitap gündemde fazla kalamadı. Zoraki de olsa toplatıldı arzular kursaklarda kaldı. Aslında Külliye'nin kitaba büyük devlet ödülü vermesi ve Külliye tarihçi baş danışmanları tarafından Batı dillerine çevrilmesi gerekirdi. Bunu da yapamadılar. Şeriat düşmanı nesebi belirsiz bu adamın daha iyi anlaşılması, kindar ve dindar nesiller yetiştirmek için okullarda zorunlu ders yapılması gerekiyordu.

HÜKÜM: Ayasofya’nın camiye çevrilmesi medrese öğretisinin TÜRBAN sonrası çağa en uygun en büyük İslamcı devrimi sayılabilir. Çünkü Ayasofya öyle sıradan bir cami değil, Fatih'in beyaz at üzerindeki kılıcının fetih hakkıydı. Birileri bu hakkı geri almıştı.

Başta Süper Mürşid olmak üzere Nurettin Topçu, C.R. Atilhan, Eşref Edip ve MŞE gibi İslamcı filozofi ve tilmizlerinin de ukdesiydi. İslam dünyası artık başı önünde eğik gezemezdi. Buradan yedi kat arşa gönderdiğimiz ezanlar, düz dünya teorisine inanan tüm nesillerin fezaya sembolik meydan okumasıydı. Asırlardır yerde sürünen İslamın küfür diyarından geri kalışının intikamı alınacak, 2023'de uzayın fethine çıkacak imanlı gençler, değil uygarlığa güneşe bile kılıç sallayacaklardı.

* Not: Bu yazının çekirdeği 3 Mayıs 2019’da yazılmış, birazcık olsun güncellenmiştir.

▪OSK/ 29 Mayıs 2022

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar