Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6297
EURO19.5063
ALTIN1065.6
Serdar Dinçbaylı

Serdar Dinçbaylı

Mail: [email protected]

MANYAK MANYAK İŞLER!

Seçim yaklaştıkça mı artık bilemiyorum, ama son günlerde tuhafı da geçtik, manyak manyak işler olmaya başladı!

İstiklal Caddesi’nde baldırı çıplak bir Suriyeli kız bomba patlattı. Birkaç saat sonra evinde televizyon seyrederken yakalandı. İşsiz kızın dolaplarından kutu kutu altın, tomarla da para çıktı.

Bir partinin il başkanıyla telefon konuşmalarına ulaştı emniyet. İl başkanı, “Kimlik fotokopimden...” falan gibi bir şeyler geveleyerek kendini savundu. Vücut dilinden söylediklerine kendisi bile inanmıyor gibi görünüyordu ama derhal serbest bırakıldı. 

İlin valisi jet bir açıklamayla ihaleyi gsm operatörü bayiye, “Daha önce de yasa dışı faaliyetlere karışmış bu bayi” açıklamasıyla bırakıverdi. Alaydın ya valilik olarak elinden ruhsatını, yasal işlem başlataydın ya haklarında.

Kısa bir süre sonra ise il başkanı tekrar savcılığa çağrılıyor. Bakalım bu hikayeyi takip etmeye aklımız yetecek mi?

Bombacı kız suçunu itiraf ederken, “Çantada bomba olduğunu bilmiyordum” dedi. Şapşal tipli bir kız herkesi aptal yerine koyuyor!

Biri kıza bir sürü altın ve nakit veriyor, “Al şu çantayı şuraya koy” diyor; ne olacağını düşünüyor olabilir acaba o çantada beyinsiz bile olsa bu kız?

Ardından, “Ben talimatı Hacı denilen birinden aldım” diyor. Biz bunları çatır çatır basından okuyoruz. Böyle hassas bir vakada devletin biraz ketum olması gerekmez mi?

Peşinden kızın suç ortağı Suriye’de derdest ediliyor.

Eylem hazırlığı içinde canlı bomba oldukları açıklanan iki terörist yakalanıyor akabinde!

Yüzleri kapalı teşhir ediliyorlar! Teröristin yüzünü neden kapar polis!

TAZİYEYİ KABUL ETTİK Mİ ETMEDİK Mİ?

Her şey 3 gün içinde oluyor. AKP Genel Başkanı ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığı da yapan Recep Tayyip Erdoğan patlamanın üzerinden saatler geçerken 17’nci G20 zirvesine katılmak için Endonezya’ya gidiyor.

Birkaç sene önce, “Erdoğan’dan hesap sormazsam namerdim” sözleriyle ilk çıkışını yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise hain saldırı sırasında Suriye’de briket ev açılışı yapıyor.

Ülkemizin içişleri bakanı, Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisinin saldırı için yaptığı taziyeyi kabul etmezken cumhurbaşkanı ise Amerika Birleşik Devletleri başkanının taziyesini havada kapıyor!

Birkaç sene önce, “Erdoğan’dan hesap sormazsam namerdim” sözleriyle ilk çıkışını yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kendisine soru soran Tele1 muhabirini alaycı bir tarzla taca çıkartmaya çalışırken muhabir acar çıkıp bakana bacak arası yapıyor. Bakan bunun üzerine muhabire hakaret etmeye başlayınca ikinci ve üçüncü golü aynı pozisyon içinde yiyor. Ne demiş atalarımız, “Sakatlanacağın kafa topuna çıkmayacaksın.

Tele1 Program Müdürü Namık Koçak’ı tüm basına verdiği muhabirlik dersi için tebrik ediyorum. “Ben size siz diyorum, siz bana sen diye hitap ediyorsunuz” cümlesi ise mükemmeldi. Bulunduğu mevkiyi hazmedememişler için binlerce kez tekrarlamaktan yılmamalıyız.

MAFYA LİGİ KURDUK

Adalet bakanımız kendini kısa süre önce övdüğü FETÖ cümlelerinden sıyırmaya çalışırken ülkemizde Sırp, Arnavut hatta İtalyan mafya babalarının cirit atması çok ilginç. Hergün bu konuda bir şeyler duymamız ise çok sinir bozucu.

Kendi mafyalarımız bize yetip de artıyordu. Hergün sokaklarda bir hesaplaşma haberi duyuyoruz. İki kez Marmaray’a, üç kez metrobüse binsek GBT’ye takılıyoruz. Sakal-bıyık yaptım, artık durdurmuyorlar; bu da çok tuhaf değil mi!

Mafya bozuntularını polis nasıl yok edemiyor anlamıyorum. Anlıyorum da anladığımı anlatmam sıkıntı olur!

Üç kişi biraraya geliyor ve mafyalığını ilan ediyor. Arsızın nursuzun ayakkabı numarasını bildiği iddia edilen polis bunların ümüğünü sıkıveremiyor! Güler misin ağlar mısın!

Okullarda artık mafyöz tipler...

Okullar derken üniversite, lise değil. Haberlerde izliyoruz, ilkokula kadar inmiş hayt huyt.

Artık sokakta, trafikte delikanlı gibi kavga edemiyoruz. Ya tabancayla bıçakla çıkıyor dışarı yaratık ya da beş yaratık giriyor bir kurbanlık danaya.

Eskiden bu tiplere “Ayı” derdik ama artık dilimizin vicdanı bile sızlıyor o yaratığa bir hayvan adını yakıştırırken.

İSTANBUL’DA KAÇ TERÖRİST VAR?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin nüfusunu açıklarken aslında bir garabeti de kibarca anlatıyor.

Diyor ki İmamoğlu, “Valiliğe mülteci sayısını sordum, ‘1 milyon 200 bin’ dediler. İstanbul’un nüfusu 15 milyon 840 bin. İSKİ’nin su tüketimi verilerine göre 19 milyon 300 bin kişi yaşıyor bu kentte."

Ne demek bu?

Resmi mülteciyi genel nüfustan saymasak, Pinokyo TÜİK’in rakamıyla toplasak 17 milyon 40 bin kişi eder İstanbul nüfusu.

Su tüketim verilerine göre 19 milyon 300 bin kişiyiz ki otobüslerdeki, trenlerdeki kokulara bakarsak bu su tüketim verilerine de inanmıyorum ben. 25 milyon kişi normalde 19 milyon 300 bin kişinin kullanacağı suyla olabildiğince seyrek yıkanarak idare ediyor.

Neyse çıkaralım 19 milyon 300’den 17 milyon 40’ı. Ediyor 2 milyon 260 bin.

İmamoğlu kibarca İstanbul’da 2 milyon 260 bin kayıt dışı insanın daha yaşadığına dikkat çekiyor. Eğer Pinokyo TÜİK mültecileri de kattıysa 15 milyonun içine durum çok daha vahim.

O milyonların kaçı uğursuz, kaçı nursuz, kaçı huylu, kaçı mücahit, kaçı terörist; düşün düşün beyin bilyelerimiz yatak sıyırıyor!

Mülteci konusunda son sözüm ise şu olacak; her verdikleri rakam doğru olsa bile İstanbul’da dolaşırken etrafınızdaki 12 insandan biri ya Suriyeli ya Afgan ya Pakistanlı ya da Somalili falan!

Bizim bu hâle düşmemizde en ufak rolü olanın iki cihanda yakası biraraya gelmesin! Sonuna kadar açtıkları sınırlardan dalan mültecileri öbür dünyada kirpikleriyle toplasınlar!

KATAR ŞİKEYİ KABUL ETTİ

Bu tuhaflıklar sadece bizi de kapsamıyor. Dünya manyamış!

Birkaç örnek...

Endonezya’daki liderler zirvesinde Çin Devlet Başkanı Jinping, Kanada Başbakanı Trudeau’ya özetle, “Biraz demokratik, biraz medeni ol” diye atarlanıyor.

Çin, İran ile birlikte en çok idam cezasının infaz edildiği ülke. İdam sayısında dünya genelinin dörtte üçüne sahip Çin’le İran. Mısır, Irak ve Suudlar da bu ikilinin takipçileri.

Bu ülkeler için düşünülenlerin en sonunda demokrasi akla gelir sanırım.

Mesela Dünya Kupası...

İşsiz Pakistanlılar’dan her ülkeye ücretli taraftar yaptıklarını reddeden Katarlı yetkililer şikeyi itiraf ettiler.

Açılış maçında 8 Ekvatorlu futbolcuya ikinci devrede bilerek bir gol yemeleri ve maçın bu şekilde sonuçlanması için 7.4 milyon dolar rüşvet verdiklerini kabullendiler.

Para ile her şeye sahip olabileceklerini sanan bu görgüsüzleri FİFA’nın ihraç etmesi lazım ama nerede o patra!

Eğer ihraç edilmezlerse de oynadıkları tüm rakiplerinin maç başına 15’er gol atmaları gerek bu şımarıklara ki akılları başlarına gelsin!

Bize iyi bir insan olmamız öğretilirken söylendiği gibi iyiler değil her zaman, bir kez bile kazanamıyor.

Hiçbir işe yaradığına şahit olamasam da ben yıllardır temenni ve beddua ile idare ediyorum!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar