SABANCI
İstanbul
DOLAR17.2362
EURO17.5448
ALTIN963.07
Haydar Yalçınoğlu

Haydar Yalçınoğlu

Mail: [email protected]

KUDRET - US PUTİN VE PLATON

 Putin Rusyası 21 Şubat 2020 tarihinden itibaren Ukrayna'yı işgale girişti. Herkes Putin' in ne kadar kudretli ve zeki bir lider olduğundan bahsetmeye ve çarlık Rusya'sını yeniden ihyaya giriştiğinden dem vurmaya başladı.

Öyle ise kudret kavramı bir açıklanmaya ihtiyaç duymaz mı?

1-Hz. Musa'a Tanrı'dan ilk gelen 10 Emir'dir. Bundan başka Tevrat'ın kalanı bir Tanrı kelamı olmayıp , tarihçiler tarafından yazılmadır. İncil de öyle.

Siyasetin ilk kuralı ise "emir"dir. Zira bir "emir" veya "otorite" ve "itaat" yok ise siyasetten bahsedilemez. ( Bkz Toktamış Ateş, " Demokrasi", sh. 17 ve devamı)

Ben otorite ve KUDRET arasında bir ayırım yaparak, egemenliğin binlerce yıllık kaynağının bir " kudret" olduğunu söyleyeceğim. Zira otorite modern kapitalist- parlamenter sistemlerde de var ise de, bir kudret ögesi bulunmaz.

2- 541 yılında Bizans'ta büyük Nika isyanı bastırılmış, 40.000 kadar kişi katledilmiş, Yedikule'nın altın yolu bile kana bulanmıştır. İstanbul nüfusunun 250.000 olduğu düşünülür ise katliamın boyutu anlaşılabilir.

Kraliçe Theodora'dır. Theodora isyanı bastıran tüm ünlü komutanların bir seri suiksat ile öldürülmesini ister. Nedeni onların büyük bir ün kazanmış olarak, iktidar için tehlike olabilecekleridir. Komutan Astor buna karşı çıkar. Zira öldürüleceklerin hepsi yakın arkadaşlardır. Buna yüreğinin dayanmayacağını söyler.

Bir oyun olarak yazdığım " Theodora" isimli eserimde Theodora'nın Astor'a verdiği cevap şöyledir:

THEODORA

"Ya ben ne yapayım. Bizans'ın bekası için verdiğim her karardan sonra gözyaşı döküyorum. Roma tarihi gösteriyor ki binlerce; tarihte hümanizma yoktur, hatta en büyük tehlike. Kudret us ile , otorite duygu ile çatışır. Tarih ile felsefeyi karıştırmamak lazım birbirine. Bizans ancak tarihin taçlandırıcı yapısı altında yaşayabilir. Ancak Platon gibi aptallar filozof krallar ister ya da kral filozoflar. Marcus Aurelius filozof kral değil mi idi; yine de Partlar, Germania ve Tuna da kaçyüzbin kişinin kanının döktü."

İlk olarak söyleyeceği şey "kudret" ile us'un ve duygunun asla uyuşmayacağıdır. Bunun tarihte tek bir örneği bile yoktur. Bilge Kaan'ın usu Tonyukuk'tur. Hep o akıl verir, Bilge Kaan ise Kudreti temsil eder.

3- Osmanlı sadrazamı altın kılıcı, ibrişim kamçısı, gümüş eyeri, haydari kavuğu, ipek kaftanı ile beyaz atı üzerinde tüm ihtişamı ile bab-ı Ali'den aşağı inerken herkes onun ayaklarına kapanır, yakarır ve korkar. Ölüm kol gezmektedir.

Oysa kudret sadece sultandadır. Saraya geldiğinde sadrazam bir hiçtir ve sultanın tek bir işareti ile Bostanbaşı tarafından kapı çıkışında hem de perde ipi ile boğulabilir. sadrazamın hiçbir kudreti yoktur ve hatta anti- kudrettir.

Fakat bu kudret nereden gelir?

1808 yılında Rusçuk Ayan'ı Alemdar Mustafa Paşa 15.000 kişilik ordu ile 3. Selim'i tekrar tahta çıkarmak için saraya geldiğinde 4. Mustafa 3. Selim ve Mahmut'un ölüm emrini verdi. 3. Selim öldürüldü, bu arada sarayın cellatları ile Mahmut'un sevenleri arsında çatışmalar oldu. Cevri kalfa cellatların gözüne kül serpti ve Mahmut kaçırıldı.

Bu arada Osmanlı soyu bitmek üzere idi. Son kalanın Mahmut olduğu anlaşılınca herkes çocuk yaştaki Mahmut'a biat etti. Ölüm ile cihan imparatorluğu arasında bir an'dır kudret.

Peki neden bir iktidar değişimi yerine, sadece irsi soydan birine biat edilir. Neden onca sadrazam, beylerbeyi, ayan- mütegallibe, derebeyi, yeniçeri ağası ve niceleri iktidarı devralmazlar. Çünkü KUDRET sadece bu soydadır ve en üstteki sadrazamdan , en alttaki subaşına kadar ( beylerbeyi, şeyhülislam, yeniçeri, kethudalar, mültezimler, vergi tahsildarlar ve ...ilh) hepsine kudreti veren tek "kudret" sultanın kudretidir. Değilse hiçbirinin zerre kadar icra yetkisi kalmaz. Ortaçag Asya'sında piramidin en üstünde duran ve aşağı doğru tüm yönetici sınıfa kan akıtan kudret işte bu irsi kudrettir.

Onsuz bir devletin tüm üretim biçiminin sürmesi düşünülemez.

KUDRET burada mevcut üretim ilişkilerinin yerini tutar. Onsuz bir üretim ilişkileri ve bunun hukuki ifadesi olan mülkiyet ilişkilerinin devam etmesi ve yeniden üretin ile mal ve hizmet teminin devamı imkansızdır. Bunun en iyi örneği tek bir kudretin hakimiyetini kabul etmeyen Anadolu'nun 1071- 1473'e kadar kanlı ve dramatik tarihidir.

Bir tarafta Selçuklu'nun sağlanamayan hakimiyeti, Eyyübüler, Memluklüler, Moğollar, Harizmli beyleri, Klikya Ermeni krallığı, Bizans, Abbasi halifeleri arasında hegemonya savaşları altında kalan Anadolu, diğer taraftan iğdişler, göçebe Türkmen akınları, ahi teşkilatları, irili ufaklı 100 den fazla derebeyi, Norman beyleri tarafından yağmalanır. Malatya, Sivas, Erzincan, Kayseri, Diyarbakır, Van ve Ahlat onlarca kez yağmalanır, sürülerine, ürünlerine, kadın ve çocuklara el konur. Üretim alt yapısı tamamen çöker.

Etrafına birkaçyüz atlı toplayan her eşkıya coğrafyayı yağmalar. 9000 atlısı ile Kadı Burhanettin 17 yıl Anadoluyu talan eder. Eğer 10.000 atlı bulabilse Bizans'ı bile alabileceğini söyler. halk barışçıl ve evrensel iki tarikata akın eder. Mevlevilik ve Bektaşilik. Halife Nasır bile çareyi fütüvvet hareketlerini desteklemekte bulur.

4- Kudretin kaynağı tektir ve tarihseldir. Kudret tarihsel olarak ortaya çıkmış ender bir şahsiyetin gelir ve ırsi olarak devam eder. Ortaçağ boyunca kudretin kaynağı olan şahsiyetler bir parmağın sayısı kadar azdır. Timur biz vaazı kudrettir. Cengiz Han da öyle. Hz. Muhammed, 1. Osman, Selçuklu soyu, Selahattin Eyyübi, Memluklü soyu.

ARANAN LİDERLER

Ebu Müslüm Emevi ordusunu 747 yılında ard arda bozguna uğratmış idi. Bu arada Emevi hükümdarı isyanın liderinin Hz. Muhammedin soyundan gelen İbrahim olduğunu öğrenmiş ve onu öldürtmüş idi. Bunun üzerine kardeşi Ebu Abbas saklandı. İhtilal gerçekleşmiş ama, iktidarın sahibi kim olacak idi. Ebu Müslüm İmam Cafer- i Sadık'a başvurdu. Rivayete göre imam ona, " senin yolun başka, bizimki başka " diye red cevabını verdi. Bunun üzerine ebu Abbas aranmaya başlandı. Yeri bilinmiyor idi. Haber ulaştığında Emevilerin yenildiğine inanmadı. Nihayetinde ininden çıkarılarak iktidar ona teslim edildi. Hz. Muhammedin soyundan idi.

Peki devrimin lideri ebu Müslüm neden yeni bir hanedan ve iktidar kurmadı da, ebu Abbas'a devretti. Çünkü iktidar için ancak kaynağını tarihten alan bir " kudret"e sahip değildi. Gücünden korkan Abbas onu 755 yılında öldürttü ( kudrette duygu yoktur).

Ebu Müslüm kendi iktidar olsa ne olurdu: Kaos. Kudretin karşılığı kaostur ve bu da mevcut üretim ilişkilerinin sürüdürülemeyeceği anlamını taşır.

ISID dahil bugün Suriye'de faaliyet gösteren tüm örgütler, ( sayıları 200 kadaradır) kendi emirlerini seçer iken, emirin Haşimi soyundan gelmesini şart koşarlar. Zira " kudretin" tek kaynağı Hz. Muhammet'tir. Hatta son öldürülen IŞID lideri Ebu İbrahim el haşimi el Kuşeyri, Türk olduğu ve peygamber soyundan gelmediği için, ancak bir Haşimi seceresi uydurularak lider olabilmiş idi.

I. Gıyeseddin Keyhüsrev, çoğu yenilen Selçuklu sultanı gibi Bizans'a sığınmış idi. İmparator ona iyi davrandı ve Bizans soylusu Manuel Mavrozomes'in kızı ile evlendirdi. 1204 yılında haçlılar İstanbul'u işgal edince, Keyhüsrev kayın pederinin çiftliğinde saklandı. Bu arada Selçuklu sultanı 2. Süleyman Sah 1204 yılında öldü. Taht boş kalmış idi. Bunun üzerine Selçuklu soyluları bir keşiş kılığında beş dil bilen Hacip Zekariya'yı Keyhüsrevi'i aramak için Bizans'a gönderdiler. ( gelişmeler için bkz Doğan Avcıoğlu, Türklerin tarihi, 5. cilt, sh. 192, Tekin yayınları).

Sonunda Keyhüsrev bulundu ve Selçuklu sultanı oldu.

5- KUDRET VE KOMEDİ

Kudretin kaynağı o kadar önemlidir ki, tarihte birçok kişi , sahte isimler ile kudreti temsil etmek istemişlerdir.

Celayirli Büyük Hasan ( 1334- 1336 ) Moğollar tarafından Anadolu genel valisi olarak atanır. Büyük Hasan , ancak Moğol hükümdarı bahadır han ölünce onun karısı Dilşad ile evlenerek, irsi bir bağ kurduktan sonra Celayırlı devletini kurar. Bahadır han erkek çocuksuz olarak öldüğünde Dilşah Hatun gebedir. Moğol askeri şefleri bir ümit ile onun erkek çocuk doğurmasını beklerler. Ama hayal kırıklığı, doğan kız olur. Kaos ve kargaşa başlar. Taht savaşlarında binlerce kişi ölür. Daha sonra Moğol soyundan olan Çoban Bey'in karısı Satı hatun han ilan edilir. Bu İslam uleması tarafından kabul edilmeyince Moğol soyundan bir prens bulunur ve onunla evlendirilerek han yapılır ve ...ilh.

Anadolu'da her bey kendisine Moğol soyundan bir prens arar. Diyarbakır valisi Ali Padişah nizamı sağlamak için , Moğol soyundan bulabildiği prens Musa isimli birini han ilan eder. Ama kendisini han ilan etmeyi aklının ucundan bile geçirmez.

Böyle yüzlerce olay meydana gelir. Bu arada taht savaşlarında yüzlerce derebeyi genel- geçer iktidarı ele geçirir ve bölgeyi yağmalar. Bir taraftan her gelen iktidara vergi vermeye razı olan köylü, diğer taraftan sürekli yağmaya maruz kalır. Bu terör çeteleri rastladıkları tüm sürülere, kadınlara, ürünlere ve paralara el koyarlar. Yerli beylerden paralarını saklayanlara ağır işkenceler uygulanır.

Yunus gibi hümanist bir şiar bile şu dizeleri düşer:

"Gitti beyler mürüvveti

binmişler birer ata

yedikleri yoksul eti

içtikleri kan olmuştur".

Bu durum bir yandan Osmanlı'nın 1473 yılındaki Otlukbeli savaşı ve diğer yandan Safavi hakimiyeti ile son bulmuş, ancak 250 yıllık bir kaostan sonra üretim düzenine yeniden geçiş sağlanmış ; mal ve hizmet tedarik zinciri zor bela kurulmuştur. Bu nedenle verdiği vergi ne olursa olsun, en az 30 defa yağmalanan Malatya'lı bir köylü için Osmanlı kurtuluşun ( mal ve can güvenliği için) ta kendisidir.

İşte 2. Mahmut önünde tüm askeri sivil bürokrasiye diz çöktüren kudret budur. Kan bağı ortaçağda üretim ilişkilerini temsil eder.

Afrikada yapısalcılar tarafından yapılan ve Levi Straus ile ileri sürülen "kan bağı ilişkileri" tezi, Marx'ın üretim ilişkilerini çürütmek için kullanılmış idi. Oysa son antropolojik araştırmalar, kan bağının bizzat kendisinin üretim ilişkilerini temsil ettiğini kanıtlamıştır.

6- Bizans'ta kudret yoktur, Emeviler de yoktur, Fatimiler de yoktur. Batı da pek yoktur. Bunun nedeni tüm batıda iktidarın hanedan değişimlerine olanak vermesidir. Öyle ki, İngiltere , İngilizce hiç bilmeyen Hollanda ve Fransa hanedanlarınca yönetilmiştir.

Bunun kıta Avrupa'sının kapitalizme evrilmesi ile bir bağlantısı var mıdır? Araştırmaya değer. Zira "Kudret" despotik devletlerde ortaya çıkıp; merkezi devlete pek olanak olmadığı, mutlak devletin oluşmadığı, monarşinin feodal soylular ile çatışmaya girişmediği coğrafyalarda ortaya çıkmaktadır.

Osmanlı tarihinde merkezi devlet kurma girişimi sadece Fatih Sultan Mehmet zamanında denemiş ise de; hemen arkasından gelen oğul Beyazıt onun el koyduğu 20.000 köy toprağını iade etmiştir.

Ayrıca hanedan değişimi için yeterli sermaye birikimine sahip olan sürekli fieflere sahip hanedanları varlığı gerekir. Oysa doğu asla böyle bir irsi hanedanlığa izin vermez. İkta sistemi de sürekli mülkiyeti engeller. Çandarlı hanedanının hazin sonu ortadadır.

7- ŞAH İSMAİL

Göçebe Türkmen akınları Anadolu için XI. yüzyıldan itibaren istikrarsızlık kaynağıdır. Bu göçebe budunlar, budunlar halinde ve bir şefin hakimiyetinde sürekli coğrafyayı yağmalamışlar, savaşçılarını sürekli çeşitli beylere kiralayarak kargaşaya neden olmuşlardır. Bu kargaşayı durduran ise Şah İsmail'in manevi bir önderlik kurarak, onları bir devlet içerisinde örgütlemesi ve Anadolu'daki Türkmenlerin bir sel gibi akarak İran ve Azerbaycan'a göçleridir.

Anadolu'nun tüm Türkmen Kızılbaşları Erdebil tekkesine bağlanır. Şeyh Cüneyt ve Şeyh Haydar'ın öldürülmeleri üzerine, Haydar'ın üç oğlu Ali, İsmail ve İbrahim kalır. Ali de öldürülür. Bunun üzerine müritleri 6 yaşındaki İsmail'i ev ev saklarlar. en son Gilan bölgesine kaçırırlar.

1499 yılında 12 yaşındaki İsmail tüm müritlerini Erzincan'a çağırdı. Tüm Anadolu Erzincan'a aktı. Tekeli'den yalın ayak, yalın kılıç bilekleri kan içinde , beyaz libas ve kırmızı başlıkları , kadınları, çocukları, hayvanları ve atları ile ile onbinler vuruşa vuruşa dedem sultana aktı. Kendisi de 500 atlı ile oraya geldi ve vuslat. Kurulan bir devlet ve doğan yeni bir kudret idi.

Kemalpaşazade tarihinde ölüsü dirisini yüklenerek İran'a gitti, burada reaya olan Türk orada bey oldu der.

8- Kudrette us bulunmaz, sanılanın aksine siyasetçiler us sahibi değildir. Kudret ise tarihsel bir olgudur. KUDRETLİ BİR PLATON PLATON DEĞİLDİR. ARİSTO DA KUDRET , İSKENDER DE US BULUNMAZ. HEGEL DE KUDRET, NAPOLYON DA US BULUNMAZ.

Dünya yeni bir ortaçağa girmek üzerdir. Zira emperyalizm artık yeni barbarlık çağına girmektedir ve war of all aginst all dönemi başlamıştır. Emperyalizmin barbarlık çağına girdiğni ayrıca analiz edeceğim.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE DAYALI TOPLUM VE HUKUK DEVLETLERİNDE KUDRET BULUNMAZ

Bu arada Putin'e zeki ve kudretli ünvanını yakıştıranlar değerlendirmelerini yeniden yapmaları gerekir. Putin zeki değildir, kudret konusu da su götürür. Putin özentilerine ve mukallitlerine duyurulur. Dünya küçük titanlar ile dolmaktadır ki, bu da yeni ortaçağa uygundur. Ama dünya yeni bir felakat ile karşılaşmak istemiyor ise buna direnmelidir. 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar