EnerjiSa
İstanbul
DOLAR31.0606
EURO33.6876
ALTIN2035.1
Mustafa Solak

Mustafa Solak

Mail: [email protected]

KADININ KÖLELEŞTİRİLMEMESİ İÇİN NE YAPMALI?

5 Aralık 1934’te kadına seçme ve seçilme hakkı tanındığı bir ülkede, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvalarında, ders kitaplarında kocaya "boş ol" sözüyle kadını boşayabileceğine dair ifadelere rastlamak, inandırıcı gelmese de gerçek böyle.

Atatürk, Cumhuriyet’in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923’te kadının toplumdaki rolü üzerine şöyle demişti:

Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun, bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir.”

Kadına, 3 Nisan 1930 tarihinde belediye, 26 Ekim 1933’te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık seçimlerine katılma hakkı tanınmıştır.

1934’te kadına seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla 1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekili olmuştu.

Ülkemizde, kadınlara seçme ve seçilme Fransa, Belçika, İtalya ve İsviçre gibi pek çok Avrupa ülkesinden önce tanındı.

1935’te yapılan seçimlerde 399 milletvekilinin 18’i kadın olup kadın oranı % 4.5 idi.[1]

Bu haliyle dünyada 21. sıradaydı. 1 Kasım 2015 milletvekilliği seçimlerinde ise 550 milletvekilinin 81’i kadın olup kadın oranı % 14.7’dir. 2014 yılı yerel seçimlerinde kadınlarımız; % 10.7 ile belediye meclis üyeliğinde, % 4.3 ile il genel meclisi üyeliğinde, % 3 ile belediye başkanlığında ve % 1.2 ile muhtarlıkta temsil edilmektedir. Kadın milletvekili oranı Birleşmiş Milletler’e göre % 22 iken, bizde oran %14.7’dir. Bu haliyle Türkiye dünyada 91. sırada yer almaktadır.[2 

Bu oranlar gösteriyor ki; kadınımız siyasette yeterince temsil edilmiyor. Anayasa’da, siyasi partiler ve seçim yasalarında, parti tüzüklerinde, kadınların daha fazla temsil edilmesi noktasında düzenlemeler yapılmalıdır.

Kadına yönelik saldırı ve cinayet sonrası ilgili kurumlar rehabilite edici yöntemlere başvuruyor ama sorunun köklü çözümü eğitimde. Küçük yaştan başlayarak kadın-erkek eşitliğinin içselleştirilmesinin sağlanması gerekir.

Dolayısıyla sorunun kaynağına inmeden olumsuz davranış başa geldikten sonra çözüm arayışları gerçekçi değildir.

Diyanete ve yeni müfredata dayalı yazılan ders kitaplarıyla kadının durumu, geriye götürülüyor.Diyanet’in kocaya çok eşlilik ve “boş ol” fetvaları

Diyanet İşleri Başkanlığı “ ‘Boşarım’ demekle boşanma meydana gelir mi?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

Boşama, kişinin eşine söylediği “Boşsun”, “Boş ol”, “Boşadım” veya “Karım boştur” gibi boşama iradesini ortaya koyan “şimdiki veya geçmiş zamanlı” ifadelerle ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir.[3]

 Diyanet, mahkeme olmaksızın sözle de erkeğin karısını boşayabileceğini savunuyor.  Diyanet “Boşama yetkisinin eşe veya başkasına devredilmesi mümkün müdür?” sorusuna verdiği yanıtta da “boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir” diyerek kadına bu yetkinin verilmediğini ima yoluyla dile getiriyor.

[1] Abdullah Aydın-Ömer Fuad Kahraman,Türkiye’de Kadın Temsili Sorunsalına Kadın Bakanlar Bağlamında Bir Bakış”, Yasama Dergisi, Sayı 31, sayfa 51.

[2]5 Aralık Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının Tanınması”, 2.12.2016, erişim tarihi 03.12.2017, http://www.barobirlik.org.tr/Detay.aspx?ID=73587

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar