İstanbul
DOLAR18.8116
EURO20.4382
ALTIN1164.9
Oktay Erol

Oktay Erol

Mail: [email protected]

İNDİRİM...

Geçtiğimiz hafta yaşanan, birçok mağazanın de içinde bulunduğu yerlerde “çılgın indirim” nedeniyle yığılmalar yaşandı!

Kentin belli noktalarına yerleştirilen billboardlarda, yazılı basın duyurularında, televizyonlarda art arda “bir an önce sıranızı ayırtın, sakın geç kalmayın, son şans” denilerek, yurttaşın “tüketme alışkanlığı hem kazındı hem de kamçılandı!

O güne değin ederinden dolayı alamadıklarını “indirimli” alabileceklerdi; hem de öyle böyle bir indirim değil, yarı ederine…

***

Düşünürken aklım karışıyor… Yüz liralık bir ürün, elli liraya indirilecek söz de; bunun sağlıklı bir olgu olduğunu düşünmek istemiyorum! Düşünen, inanan, doğru bulan varsa da kızıyorum!

Şöyle ki; bir ürünün ederi oluşturulurken önce girdiler, ardından girdilerin “ürün” olabilmesi için kullanılan enerji/ emek, diğer masraflar bir araya getirilerek “mal oluş” ederi belirlenir. Üzerine “kar payı” eklenerek sağlayıcılara, sağlayıcılar da kendi “kar paylarını” ederim üzerine koyarak mağazalara ulaştırırlar!

Mağazalar işyeri kirası, işyerinde çalışanların aylıkları ile diğer giderleri göz önünde bulundurarak “ürünün” üzerine “masraf” olarak ekler, onun da üzerine “kar payını” koyarak etiketler satışa sunar!

Buraya dek anlaşılmayan bir şey olduğunu sanmıyorum!

***

Mağazaların, renkli/ ışıklı vitrinlerdeki ürünler için yaptığı tüm masraflar ederinde içindedir! Ancak bu ederin hiçbir zaman, “mal oluş” ederinin iki katın da üzerinde olduğunu düşünemem!

Düşünebiliyor musunuz, elli liraya “mal olan” bir ürün için yüzelli lira etiket konulduğunu, bana hem normal gelmiyor hem etik gelmiyor hem de gerçekçi gelmiyor!

Ülkede 24 Ocak kararlarıyla gerçekleştirilen “serbest piyasa ekonomisi”, piyasanın “yarışımcılığına/ nitelik kazanımına” ilişkin beklentiler içermekteyse de tüketicinin “mal edişin” iki/ üç katı ederine ürüne ulaşmasını beklemiyordu kanımca!

Böyle bir “serbestlik”, çılgınlıktan başka bir anlama da gelmez!

***

Geçtiğimiz hafta yapılan “çılgın indirim” nedeniyle, birçok mağaza “yarı ederine” satış yapacağını reklamlarla, ışıklı vitrin yazılarıyla duyurduğunda, bu ülkede yurttaşı zorluklara karşı koruma sözü verenlerin “dur bakalım mağazacı kardeş, bu ürünü kaça alıp kaça satıyordun da yarısına düşürdün” demesi gerekmiyor muydu?

Yanlış bir söz söylemek istemiyorum ama, kanımca şekerin ederini ya da yurttaş her gün alım gücünü yittirirken bankaların neden kazançlarını beşe katladığını soracak gibisiniz! Doğrusunu yapıyorsunuz!

İnanın bana!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar