Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6385
EURO19.4025
ALTIN1060.2
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

İLBER ORTAYLI İLE HAYALİ BİR SOHBET

Hayatının en ekmel çağında akademyadan medya tarihçiliğine atlayan İlber Ortaylı, " ...Ben hiç paylaşım falan yapmıyorum, sosyal medya hesabım da yok" diyorsa da, sevenleri sayesinde dolaşmadığı sokak, dikilmediği köşe, oturmadığı sofra kalmadı... Külliye sofrasına da oturmuştur ama servis edilmedi. Medyatik olmak kolay değil elbet. Keşke Galile ve Newton da günümüzde yaşasaydı. Tıptan tarıma, arkeolojiden zoolojiye, morfolojiden sosyolojiye, sismolojiden teknolojiye, çanakçıdan Bardakçı ve zerzevatçıya kadar herkes, bir sözünü bulup sempatik resmiyle sürüyor piyasaya...

Nerde söylenmiş niçin söylenmiş, kime söylenmiş belirsiz? Çoğundan habersiz görünse de hoşuna da gidiyor olmalı. Her insanın bir enaniyet bir nefsaniyet damarı bulunur. Kültürel ve sosyal şizofreni geçiren toplumlar ruhsal tatmin için böylesi rol modellere ihtiyaç duyacaktır. İşin burasını Sigmund Freud'a havale edelim...

İnsanlık tarihi avcılık ve cahiliye devrinden gele gele uzay ve medya çağına ulaştı. Öyle zaman olur ki İlber Hoca söyleyince cuk diye yerine oturuyor. Ne de olsa Külliyeden en büyük tarihçi ödülü almış, Batı akademyasında tanınmış, tek dipnot kullanmadan 600 sayfalık ATATÜRK kitabı yazmış, sonuna da beş dilde on sayfalık bibliyoğrafya eklemiş. Atatürk'ün ve Cumhuriyetin sahipsiz kaldığı bir dönemde bu kitabını elbette kutluyoruz. Dikkati çeken nokta şurası: Büyük dâhide tek kusur göremediği veya arayıp da bulamadığı için hocaya teşekkürler. Ancak bilimsel düzeyde atıf yapılacak bir parağraf bulmak da olası değil. Çünkü kitabî değil şifahî yazılmış editöryal bir ürün olmuş...

Akademyada dokunulmazlık kazandığına, Halil İnalçık da terki mekan eylediğine göre hocanın rakibi de kalmamıştır. Eksik tarafı cemaat, tarikat ve vaaz kürsülerinde görünmemesi. Bir sözünün altına adı ve resmi konulunca akan sular duruyor, herkes doğrusunu bulmuş gibi oluyor. Ben de bundan istifade onun ağzından malumu ilân etmiş oluyorum...

İlber Hocamız maşallah tiryaki macunu gibi kokup bulaşmaz, yanlış kelam söylemez, kimseyi üzmek istemez. Ancak doğru sözlere, artistik pozlara eskisi gibi itibar kalmamış gibi. Julien Benda'nın dediği gibi akademyanın saygınlığı artık yerlerde sürünüyor, ağzını açan içeri tıkılıyor... İnşallah Cübbeli ve Fetvacıbaşı gibi ulema takımıyla kapışıp, halkın inançlarıyla alay ediyorsun diye afaroza uğramaz... Kilisenin hışmına uğrayan Volter gibi ikinci tabye taktiğine kurban gitmez.

Bakaracı Makaracılara güvenip de boş bulunmasa, dinle imanla, oruçla namazla, yolsuzluk ve hırsızlıkla fazla uğraşmasa iyi olur... Sonra işler Salih Zeki ile Babanzâde Naim efendinin Darüşşafaka konferansına döner, son yolculuk da Abdullah Cevdet gibi musalla taşında tekfirle bitebilir... Nene lazım, oruç - namaz, hacc zekat yolsuzluk gibi ince işler, senin neyine hoca...

Bizim Külliye Sarayı ve siyasal İslam artık etiketli markalı şeyhlerin, şirket ve holdinglerin, üfürükçü hocaların elinde. Sakın dolduruşa gelip de bunlara laf atayım deme hoca.... Bir hırka bir lokma kültürü artık şirket, vakıf ve holdinglerle işini götürüyor. Günümüzde Tekke ve tarikatlar gibi saç sakal, dolama sarık, yerde sürünen cübbeler, çedik pabuç ve püsküllü fesler bile küreselleşmiş durumda... Hele dolar molar gibi akçalı konulara girip de haddini aşayım demeyesin hoca... Bu cin şeytan takımı Hallacı Mansur veya Hasan Sabbah'ın Haşhaşin soyuna benzetirler seni...

Sosyal medya ve bilişim teknolojisi denilen şey, bildiğimiz klasik vakanivüsliği de öldürdü. Osmanlının da Türkiye'nin de " En Uzun Yüzyılı" artık doktora tezlerinde kaldı.. İslam dünyası sevap- günah, helal-haram, cin- şeytan çizgisini aşıp, özgürlük ve uzay çağına girdi. Ali Bulamaç kardeş insan hakları yerine Medine Vesikasını keşfetti. Onlarca Taftazâni, binlerce İbni Kesir türedi. Çağdaş İslâm âlemi yeniden düz dünya teorisini tartışır oldu... Dünyamız 30.000 boynuzlu sarı öküzün sırtına yerleşti. Günah işleme özgürlüğü bile demokrasi erdemi sayılıyor. Uygarlık yolunda teknoloji hızıyla ilerliyoruz... Önümüzde ilk kaynaklara inme ve ashabı kiram özlemi varken, kim dinler senin Grek asıllı gavur icadı demokrasi masalını ve Lâiklik safsatalarını...

Biliyoruz kuş dili hariç beş dili anlıyor, yedi dili konuşuyor, her konuda ahkâm kesiyor, medyadan eksik olmuyorsun. Kimse senden kaynak ve atıf beklemiyor, ağzından çıkan her şey mahzı keramet sanılıyor. Keşke biraz da Asrın Liderine konuşma metinleri hazırlasan da ham sofu siyaseti bu kadar yozlaşmasa, yalan dolanlar havalarda uçuşmasa...

Kâhtı rical kıtlığı en çok Külliye sektöründe yaşanır oldu. Abdülhamid bile hem bir karış toprak kaybetmiyor, hem idam fermanını Yıldız'da kendisi hazırlıyor... Bunlar malûmu âliniz... Buna rağmen her şeye ahkâm kesip bir yanılgıya kurban falan gitmesen iyi olur. Memleketin iyi kötü bir hukuk/fıkıh sistemi var, bir adalet ve ahlâk düzeni, dini Diyaneti var, savcıları var hakimleri var.! Bu işin OHAL'i var, MOHALİ var, ne olur ne olmaz, biraz temkinli dursan iyi olur Hoca...

Madem Akademyanın saygınlığı sosyal medya molozlarına kurban edildi, inzivalara çekilip şu küflü paradigmaları kaleme alsan kötü mü olur ? Mesela üniversite kafası ne medrese kafası ne? Türklük ne Osmanlı ne? Küflü hamaset ne kör siyaset ne? Takma kafa ne Tahta kafa kim? Tezek kafası denince ne anlama geliyor? İleriyi geride aramak nasıl bir şey? İslam Medeniyeti ne Batı uygarlığı kim? Toplumsal şizofreni ne, cinnet-i mutbik ne? İnsan olmak mı gerekir mümin olmak mı? Millet kim ümmet ne? Asabiye ne cahiliye kim? Cehl-i mürekkep takımına bu zihinsel sefaleti sizden daha iyi kim açabilir ? Değil mi sevgili hocam?

Âcizane tavsiyemiz, beşyüz kelime ile konuşan, elifi görse mertek sanan ümmet-i bülehâ kültürüyle siz de biraz temas etseniz. Kavram kargaşası ve bilinç tutulması toplumu kültürel şizofreniye soktu. Eskisi gibi bizim komşuya da gelip gitmez oldunuz? Sizi göremiyoruz. Her yere her şeye tiryaki macunu olma yerine, son Türk devleti için bir Siyasetname yazabilirsiniz?.

Bir iki kitapla kalıp kendinizi medya sohbetlerine verdiniz. Şu malumat furuşluğu, şurada burada görünmeyi bırakıp, Nizamülmülk gibi bir SİYASETNAME yazamaz mısınız? Branşınız da idare hukuku. Bu kadar ilim - irfan, bu kadar donanımı ahirete mi götüreceksiniz? Külliye denilen 1.100 odalı görgüsüzlük sarayına bir iki kelam edemez, Mustafa Fazıl Paşa gibi bir hatırlatma yapamaz mısınız?

- Muaviye ve Osmanlı Sarayının kapısından iki şey hiç girmemiştir. Bir doğruluk iki Adalet.

Nerde kaldı İslâm ahlak ve fazileti ? Tüm dünyayı aynı güneş aydınlatıp aynı güneş ısıtmıyor mu? Kafirin güneşi bizden farklı mı? Alimlerin mürekkebi şehitlerin kanından hayırlı değil mi? Hikmeti vücudunuz belki kararmamış vicdanlara tesadüf edebilir...

Sevgili İLBER HOCA. Madem toplumda bu kadar olumlu bir itibara mazhar oldunuz. Kendinize gelerek, bilinç tutulması içindeki şu aklı uzun boyu kısa veya boyu uzun aklı kısa siyaset bezirganlarına bir toplumsal ahlâk ve siyaset dersi veremez misiniz? Bunca hoyratlık bunca yoz düşünceler karşısında, en azından evrensel konularda yanlışa yanlış, doğruya doğru demeniz, uyarılar yapmanız gerekmez mi? Bir köşede medyanın boş zaman etkinliğine karışınca, CEHALETE CESARET vermiş olduğunuzun farkında mısınız!.

Hurma kültürü ortaçağ ikliminde sahte demokrasi oyunu oynuyor, siz Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oluyorsunuz. Bizler yazınca fıkıh kafasına dokunup suç oluyor, fakat sizin kılınıza bile dokunamazlar, çünkü artık toplumun malı oldunuz sayılır. Ancak, her türlü haksızlık ve hırsızlık karşısında susan, bana değmeyen yılan bin yaşasın diye köşeye çekilen bir Bilge taslağının, toplum vicdanında fazla bir anlamı, fazla bir değeri ve erdemi kalır mı ki.!?

OSK/ 13 Haziran 2022

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar