İstanbul
DOLAR12.6862
EURO14.3278
ALTIN730.87
Haydar Yalçınoğlu

Haydar Yalçınoğlu

Mail: [email protected]

FAİZ - ENFLASYON ÜZERİNE

Son günlerde, Merkez Banksı faizleri düşürdü ve döviz kuru hızla yükseldi her kafadan bir ses çıkmaya başladı ve kakafoni oluştu. Bağrışmalar, çağrışmalar, üst perdeden atıp tutmalar aldı başını gidiyor. Ekonomist bilgeler, ak sakallılar, borsacılar, astrologlar, siyasetçiler, uzman parti sözcüleri ve bilumum cahiller ordusu, pazardaki her teyze uzman kesildi. Oysa bu konunun kapitalist üretim süeci ile bağıntısını kimse açıklamdı.

Ben size söyleyeyim, Batı dünyasında aklı başında yatırımcılar Kapital okumaya başladı.

K. Marx Kapitalin 3. cilt 5. kısımdan itibaren kapitalist toplumda fazin bilimsel çözümlenmesini yapar.

"Para, kapitalist üretime dayalı olarak sermayeye dönüştürülebilir ve bu dönüşüm yoluyla verili bir değer olmaktan çıkarak kendi kendisini değerlendiren, kendisini çoğaltan

bir değer olur. Kâr üretir, yani, kapitaliste, belirli bir miktarda karşılığı ödenmemiş emeği, artık ürünü ve artık değeri işçiden söküp alma ve ona el koyma olanağını sağlar. Böylece,

para olarak sahip olduğu kullanım değeri dışında, ek bir kullanım değerini, yani sermaye olarak iş görme kullanım değerini kazanır. Burada onun kullanım değeri, tam olarak,

sermayeye dönüştürüldüğünde ürettiği kârdır. Potansiyel sermaye olma, kârı üretmenin aracı olma özelliğiyle meta olur; ama bu kendine özgü [sui generis] bir metadır. Ya da aynı anlama gelmek üzere, sermaye olarak sermaye, meta olur." ( Kapital Cilt III- sh. 341- 342 ; Yordam yayınları, İst, 2016)

Bu her zaman yıllık ortalama kar oranının belli bir bölümü demektir. kadardır. Ortaçağ üretiminde kar oranı faiz oranına göre belirlenir iken, sanayi üretiminde ise faiz oranı kar oranı kadardır. Bu durum kapitalist üretim ilişkilerinin doğal sonucu olarak ortaya çıkar.

Makx'ın Kapitalde verdiği örnek şöyledir. Bir kimse sanayiciye 100 pound verse. Sanayici 100 poundluk bir makine ile, ortalama kara oranı % 20 olan bir yılda 20 poundu artık değer ve artık ürün olarak işçiden ve köylüden zorla koparıp alır. Bunun 5 poundunu da borç aldığı kimseye verir. Bu paranın su generis olarak kendi kendine ve kendine has bir meta olarak sermayeye dönüşme durumudur. Para burada borç verene P + DP (faiz) olarak geri döner.

Böylece kapitalist üretimde faizi belirleyen yıllık ortalama kar oranıdır. Oysa feodal üretimde bunun tam tersi caridir. Orada kar oranını faiz oranı belirler.

Erbakan birçok konuşmasında faize neden kerşı olduğunu açıklamak için şöyle örnekler verir idi. Köylü 100 TL'lik gübre alınca 10 TL faiz verir. Bunu sattığı pamuk üzerine kelr. Pamuğu satın alan tüccar, bunu almak için aldığı 110 TL ye de 10 TL faiz veir. Bunu da ekler. Sonra fabrika kurmak için dokumacı faiz verir.. Onu satın alan terzi faiz verir.. Sonuçta şöyle der Erbakan giydiğiniz 200 TL'lik ceketin 100 TL'si faizdir. Faiz giyiyorsunuz.

Bu süreç Ortaçağ'da aynen böyle idi. Kar oranları verilen faize göre belirlenir idi. Yani tüccar verdiği faizi , satın aldığı mala eklerdi ve faiz kar oranını belirler idi.. Oysa sanayi çağında artık kredi kurumları aracılığı ile artık sanayici kar oranına göre bir faiz vermektedir.

Bu düşünce artık anti bilimsel, arkaik ve çağ dışıdır. Bugün İslami refarnas ile hareket edenler faiz/ enflasyon- fiyat/ kar oranı denkleminde Erbakan'dan dinledikleri fikri sabit fikir kırıntılarını teori sanmaktadırlar.

Marx bu çözümleme ile Kilisenin faize neden karşı olduğu yönündeki maskesini düşürmüştür. Zira kapitalist üretimin doğasında var olan ve paranın sermeye sürecinde faize karşı çıkmak, sermaye kesiminin açık çıkar savunuculuğu haline gelmiştir. Çünkü, kilise açıkça kapitalistin ortalama kar oranından bir kapiğini bile kaptırmamasın savunmaktadır.

Yukarıda verilen örnekte, 20 pound olan kardan 5 pound faizin bile kapitalistin elinden çıkması , kiliseyi neden rahatsız etmektedir? Kilise kimin sözcüsüdür ? Bu davranış adil ve ahlaki midir? Dinen de caiz midir? Koyu Protestanlar aslında sofu birer kapitalist zihniyetin temsilcileridirler.

Bugün düşük faizi savunmanın tek açıklaması; sanayicinin kar oranına göre , sermayeye dönüşen paraya verdiği kar oranını düşürerek, sanayi sermayesinin desteklenmesi ( yabancı sermaye ve yerli işbirlikçi sermaye) anlamına gelir.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar