SABANCI
İstanbul
DOLAR17.2416
EURO17.5537
ALTIN960.95
Haydar Yalçınoğlu

Haydar Yalçınoğlu

Mail: [email protected]

DÖVİZE ÇEVRİLEBİLİR MEVDUAT VE YENİ OLASILIKLAR

Hükumet artan döviz kurunu kontrol altına almak için, eğer döviz kurları mevduat faizlerinden daha hızlı artar ise, aradaki farkın Merkez Bankası tarafından ödenmesine dair radikal bir karar aldı. Üzerime düşmese de una ilişkin değerleme aşağıdadır.

1- BDDK'nın http://www.bddk.org.tr/BultenAylik/ sayfasında Ekim ayı bankacılık verileri şöyledir.

Türkiye'de toplam mevduat 4. 399.947.000 TL dir. Bunun 4.088. 379.000 TL si yurt içi yerleşik kişilere aittir.

Bu mevduatın 2.397.799.000 TL si 368.794 kişiye aittir. Bu kişiler nüfusun binde biridir. Hesaplarındaki para 1 milyon ve daha üzeridir.

Bir TL ile 10.000 TL olan hesap sayısı 123.537.32, toplam mevduat : 84 milyar ; 10 bin ile 50 bin arası hesap sahibi 8 milyon 524.753 kişi, toplam mevduat 225 milyar; 50.000 ile 250.000 TL mevduat hesap sahibi ise 5 milyon 451.458 kişi, toplam mevduat 642 milyar ; 250 bin ile 1 milyon TL hesabı olan mudi sayısı ise 1.510.746 kişi, toplam mevduat 738 milyardır.

Bir milyon ve hesabı olanların, bir milyondan aşağı olan yedek hesapları ( eşleri, çocukları, ikinci hesaplar ..vb ) ile Bir milyon ve üzeri mevduat tüm mevduatın % 75 olduğu sanılmaktadır. Bu tabloya yurt dışı yerleşik kişilerin bankalardaki mevduatları dahil edilmemiştir.

2- TCMB'nin 2021/ 14 sayılı tebliğinin 5/2. maddesine göre yurt içi yerleşik kişilerin döviz tevdiat hesapları TL'ye çevrilip, mevduat hesabına yatırıldığı taktirde bankaların verdiği faiz ile kur arasındaki fark MB tarafından ödenecektir.

3- Yurt içi döviz tevdiat hesapları ise 1.933.909.000 TL dir. Bunun 1.392.168.000 TL si Bir milyon ve üzeri mevduatı olan 368.794 kişiye aittir. neticede bu kişiler döviz tevdiat hesaplarının yaklaşık % 72'sine sahiptir.

Eğer tüm döviz tevdiat hesapları DÇM'ye ( dövize çevrilebilen mevduat) çevrilir ise ve bir yılda döviz kuru faiz oranlarından % 20 daha yükselir ise MB den ödenecek miktar yaklaşık 1.933.909.000 / 100 x 20: 386.781.000 TL'dir.

Bu para nereden bulunacaktır. MB tarafından para basılarak.

4- En temel iktisat yasasına göre bir ülkede bir yıl içerisinde bir ülkede üretilen tüm mal ve hizmetler ile para miktarı eşitlenir. Eğer 100 TL var ise ve 100 yumurta üretilmiş ise bir yumurta 1 TL'dir. Eğer o yıl 300 TL basılır ise 1 yumurta doğrudan 3 TL çıkar. İşte bu iki fiyat arasındaki oran enflasyondur. Örneğimizde enflasyon % 200'dür. Buna hiper enflasyon denilir.

Diğer parametreler sabit kalmak kaydı ile; Türkiye'deki toplam emisyonun 231. milyar lira olduğu tahmin edilmektedir. Yukarıdaki %20 lik döviz kuru- mevduat faizi farkı reel olursa, oluşacak yıllık enflasyon % 167 dir.

Buna bütçe açıklarının finansmanı da eklenir ise enflasyonun % 200'ü geçme ihtimali mevcuttur.

Bu enflasyon oranına bir iktidarın 6 ay dayanması imkansızıdır.

5- Yukarıda anılan MB tebliğine göre, bu fark ödenmesi bir defalığına ve 3 aylık olarak uygulanacaktır.

6- Yukarıdaki verilere göre tüm bu DÇM sistemi 368.794 kişye yani nüfusun binde birine çalışmaktadır. Bu kişilere ödenecek parlar ise 83 milyonun gelirlerinden tahsil edilecektir.

Sorunu gören Özal 1970'li yıllardaki DÇM uygulamasının Türkiye'deki enflasyonu % 50 oranına artırdığını belirtmiş ve "DÇM'nin yükü halkın sırtına yıkıldı inşallah gelecek nesiller bundan ders alır" demişti.

7- Bu ayrıca ucu açık bir faiz artırımıdır.

SONUÇLAR VE OLASILIKLAR:

1-Bu tebliğ düzeltilmez ise hükumet 3600 ek gösterge, emekli maaş zammı, asgari ücret artışı ve döviz kontrolü ile 3- 6 arasında bir erken seçime gidecektir. Aksi taktirde tebliğ 3 aylığına çıkmaz idi veya düzeltilecektir.

2- Hükumet seçimi kazanır ise derhal bu uygulamaya son verecektir, zira uygulanabilir değildir ve döviz kurlarının kısa süreliğine kontrolünü amaçlamaktadır.

3- Hükumet seçimi kaybeder ise tüm enflasyon olasılığı ve yükü , yeni iktidarın üzerine yıkılmış olacaktır ki, buna dayanacak bir iktidar olmayacağına göre, seçimden en fazla 1 yıl içerisinde yeni bir seçim ve mevcut AKP iktidarı aranır duruma gelecektir.

4- Ya da Almanya'da 1929 yılında olanlar gerçekleşecektir. Versay antlaşması ile Almanya büyük bir savaş borcu altına girdi. Bunu ödemek için fazladan para basıldı. Müttefikler buna ses çıkarmadı. Sonuçta ödenen paraları Almanya iç piyasasına enjekte ettiler ve yüzde bir milyon enflasyonlara varıldı.

İşte bu derin bunalım da Nazizimin iktidar şartlarını hazırladı. Hitle bu durumu ırkçı, şoven ve faşist bir propaganda ile mükemmel kullandı.

Leonard Cohen'in deyişi ile;

"Herkes biliyor

geminin su aldığını,

herkes biliyor

kaptanın yalan söylediğini,

herkes biliyor

zarların hileli olduğunu.

Herkes biliyor, dövüşün hileli olduğunu

fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir

hep böyle gider

herkes biliyor"

Ama herkes hala TL ülkenin namusudur diye sessiz kalıyor. Tüm muhalefet partilerinin bu durumda grogi durumunda Canetti'nin mutlak Körleşme'sini yaşayarak hayal kurmak ve hamasi nutuklar atmak yerine verilere bir göz atması gerekmiyor mu?

Zeki insanlar geleceğini planlayan, aptallar ise hayal ile yaşayanlardır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar