İstanbul
DOLAR16.9749
EURO17.5075
ALTIN982.41
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

BİRAZ BABAM, BİRAZ DA BENİM HİKAYEM...

Şimdiye kadar babamla ilgili hiç yazı yazmamıştım. Madem Babalar günü imiş. Ben de küçük bir hikaye yazayım istedim. Ben Kayseri'nin merkeze bağlı Amarat köylü doğumlu biriyim. Nüfus kağıdıma 21 .07.1944 yazmışlar. Köyümüz orta Kızılırmak vadisinde fakir bir köydür. Eskiden en bilinen özelliği civar köylere ve şehirlere güzel sesli imam ve hafızlar yetiştirmekti.

Babam işte bu köyün yerlisi ve Eğitmeni idi. Pazarören Eğitim Enstitüsünde bir yıl eğitimden sonra köyümüze atanmıştı. Diyelim II.Mahmud devrinden beri mazisi olan köyümüzün bir camisi bir imam vardı ama 1950 yılına kadar mektebi yoktu.

Kimse okuma yazma bilmezdi. Birkaç kişi varsa askerlik çavuş talimgahında öğenmiş olanlardı. Babam da böylesiydi. Babam köye atanınca toprak damlı karanlık bir köy odasına bir kara tahta asarak beyaz tebeşirle köy çocuklarına Alfabe öğretmeye başlamıştı. Görevi ve yetkisi ancak üçüncü sınıfa kadar ders vermekti.

Okul açılırken evleri dolaşarak yaşı gelmiş çocukları okula yazardı.Kız çocukları okula yazılmasın diye babama yalvarırlardı.Bazılarına sağır bazılarına dilsiz notu düşülürdü. Gene de bizim zamanımızda 9-10 kız çocuğu okuyup alfabeyi öğrenmiştir.

Daha sonra imece ile bir köy okulu yapıldı, beş sınıflı dersler başlayarak ilkokulu bitirenler oldu. Ben de bu çocuklardan biriyim. Daha sonra köyümüzün ilk ortaokulu, ilk liseyi, ilk üniversiteyi bitiren öğrencisi ben olacaktım.

Amarat köyü şehire uzak yalnız çiftçilik yapan fakir bir dağ köyü sayılırdı. Sümer kültüründen beri basit tarım üretimi yapılır herkes kıt kanaat geçinirdi. Köyün devletle bağı sadece babamla temsil edilirdi. Merkezden gelen giden bize misafir olurdu. Köycülük hayatı içinde babam hem kendi işimizi görür, hem dersini verir, hem üç kuruş maaşını alırdı. Sanırım kıskançlık nedeniyle çekemezi ve istemezi çok olurdu.

Ben ortaokulda iken bazı aileler babamı CHP'li diye şikayet ettiler. Kayseri Maarif Müdürü o zaman Hüsnü Dikeçligil denilen bir muhteremdi. Bu baskı üzerine babamı komşu Kermelik köyüne sürdü... Amacı onu istifaya zorlamaktı. 1950 yılları Menderes iktidarının particilik denilen o ilkel ve süfli zihniyeti baskıyı köy eğitmenlerine kadar indirmişti. Babamın ise köy çocuklarına alfabe öğretme dışında ne suçu olabilirdi ki?.

Bu tayinin diğer amacı da benim ortaokulda okuyor olmamı engellemekti. Babam üç sene komşu köye gitti geldi, sıkıntılar çekti ama fakat istifa etmedi. Arkasından 27 Mayıs ihtilali olunca babam da tekrar köyüne döndü.

Diyeceğim o ki Menderes denilen feodal DP iktidarının görgüsüz kabile zihniyeti ihtilal öncesi yıllarda, particiliğin en aşağı en ahlaksızlık derekesine düşmüşlerdi. Kayseri Maarif Müdürü denilen bu "ümmet-i büleha" yobazı bir sonraki seçimde Kayseri'den AP. Senatörü seçildi. Cumhuriyet eğitimi ve modernizminden intikam alma ilkelliğinin son örneğidir.

Öyle sanırım bu senatörün kızı olan hanımefendi de, sonradan bizim İktisat Fakültesinden akademisyen payesi kazandı. Kendisini tanımadım, şimdiki akademik, ideolojik ve nesnellik bilinci, babasının eğitim adına yaptığı bu aşağılık parti hizmetlerini bilmem şimdi hatırlar veya onaylar mı?

Aşağıdaki fotoğraf benim üniversite mezuniyet sonrası Maliye Bakanlığına girdiğim günlerin anısıdır. Diyelim 50 sene önce. Resime bakınca kırk sene köy çocuklarına okuma yazma öğreten bir eğitmenin hikayesi örtülü ve hüzünlü şekilde yüzüne yansır. Karanlıkla aydınlığın, ileri ile gerinin kavgası insanlık tarihi ile yaşıt ve onun kadar eskidir. Günümüzde de şekil değiştirmiş, eskiyi aratır olmuştur. 1950'li yılların cumhuriyetten intikam alma niyetli kör particilik kavgası da bitmiş sayılmaz. Şu uygarlık çağında bile halen kıl ve tüy ikliminde geziniyor, ileriyi geride aramanın en nostaljik rüyalarına dalıyoruz.

Babalar günü denince ben de bu küçük fotoğrafı, bu küçük geçmişi hatırladım. Her fotoğrafın kendine ve ortama özgü duygusal bir arkaplanı vardır. Hiç çekinmeden ona aydınlığın neferi diyebiliriz. Bundan olsa gerek o da bir öğretmenler günü 24 kasım 1985'de vefat edecek, bunu yazan oğlu da artık seksenine dayanacaktır. Sevgili babamı rahmetle anıyorum.

▪︎OSK / 19 Haziran 2022

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar