Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6385
EURO19.4025
ALTIN1060.2
Osman Selim Kocahanoğlu

Osman Selim Kocahanoğlu

Mail: [email protected]

ATATÜRK'Ü SAMSUN'A KİM GÖNDERDİ?

Medrese modernite kültürünün ihtilaflı konularından biri de Atatürk'ün Samsun'a gönderilme hikayesidir. 19 Mayıs 1919 tarihi Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkış tarihidir. Mustafa Kemal Nutuk'ta, Milli Mücadele ve  cumhuriyet kuruculuğunu  bu tarihten başlatarak , bu güne  özel bir anlam yüklemiş oldu. Amerika'nın ilk Ankara Büyükelçisi Joseph C. Grew de bu tarihe, "19 rakamının üç kere tekrar edildiği bir tarih" diye  güzel bir benzetme yaparak,  Mustafa Kemal"i   "o zamanki köylü nüfusunun kalbinde gevşek ve egzotik  şekilde duran duyguları" devrime dönüştüren lider diye tanımlar. 

O halde bu tarih bize askeri ve siyasi boyutlaryla değişik anlamlar yüklenen bir  metafora  dönüşmüştür. Buna rağmen bu tarih, daha sonraları zerzevat kültürünün spekülatif yorumlarıyla, "Mustafa Kemal'i Samsun'a gizlice Vahdeddin gönderdi" şekline dönüştürülecektir. Dahili ve harici çok sayıda bileşeni bulunan bu metaforik olayın, biri vesika ve realiteye dayalı olgusal gerçekliği, diğeri  spekülasyona dayalı ikinci  boyutu oluşacaktır. Hatta tarihçi bile olmayan püsküllü fesli  zerzevat yazarları  sebep-sonuç ilişkisi kurmadan   komplekslerini tatmin için Mustafa Kemal'i Anadolu'ya vatanı kurtarsın diye Vahdeddin gönderdi tezini ileri sürmüşlerdir.       

Tarih dışı bu safsata ve zerzevat kültürü en sonunda ve günümüzde gazeteci Murat Bardakçı elinde, şu noktaya gelmiştir: "Mustafa Kemal'i Anadolu'ya Vahdeddin göndermemiş de  gizli bir devlet projesi" olarak gönderilmiştir. Aslında bu iddia da gerçek dışı bir safsatadır ama şimdilik konumuz burası değil.

Olayın  gerçekliğini  kavranmak için  önce bilgi kirliliği ve  ideolojik önyargıdan  kurtulunması gerekir.  Mustafa Kemal'in Samsun öncesi  İstanbul'da geçirdiği  altı aydaki  zihinsel tasarım ve temasları  konunun can damarıdır.  İlk soru şudur, bu ihtiyaç nereden doğmuştur?  İstanbul'da  bu kadar yüksek rutbeli Paşa  varken,  Mustafa Kemal ismini  kim öne  çıkarmıştır?  Ondan fazla etkeni ve cevabı olan bu konuyu,  biz sadece  bire  indirgeyerek cevaplayalım: 

Öncelikle Mustafa Kemal'i Anadolu'ya gönderme  ihtiyacı bir İngiliz notasından doğdu. General Milne, Doğudaki  9. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa’nın görevden alınmasını  istedi (26 Mart 1919). Çünkü Yakup Şevki Paşa  el altından Kars bölgesindeki  milli şuraları destekliyordu.  Bunun  ardından Amiral Calthorpe'un ikinci notası geldi.  Bunda da  Karadeniz sahilinde  bozulan asayişin sağlanması isteniyor (21 Nisan 1919);  aksi halde Mütarekenin 7 ve 24. maddeleri gereği bölgeye asker çıkarılacağı belirtiliyordu.  Calthorpe’un  bu notası hükumette  telaş yaratmış, bir  İngiliz müdahalesini önlemek için Damat Ferid Paşa, bölgeye "muktedir" bir askerin gönderilip, İngilizlerin ağzının kapatılmasını Dahiliye Nazı Mehmet Ali Bey'den istemiştir.  

Mustafa Kemal'in Samsun'a yani Anadolu'ya gönderilmesinin gerçek  nedeni  budur.  Mustafa Kemal'e Müfettişlik  görevi verilmesi de,  bu iki İngiliz  notasından doğmuştur.  O  olmasa  bir başkası gönderilecekti. Ancak bu göreve Mustafa Kemal  dışında gönüllü biri   yoktu.  Sarışın Paşa'nın bu göreve atanması   içindeki  arzuyla tam bir tevafuk  ve  bulunmaz bir fırsat sağlamıştır.  

Mustafa Kemal'in Müfettiş atanma  nedenlerinden biri de, İstanbul'dan uzaklaştırma amaçlıdır.  Çünkü İstanbul'da dikkati çeker şekilde  İşgal kuvvetleri subayları, arkadaşları,  Saray, hükumet, Hürriyet-İtilafçılar ve Karakolcular dahil, tüm hiziplerle görüşüyordu. Şişli'deki evi sadaret konağı gibi hareketliydi.  Anadolu'ya geçiş  yolları aranıyor,   her kişi ve kurumla ilişkiye giriyordu. Hükumetteki  ayağı  Dahiliye Nazırı Mehmed Ali Bey ile Bahriye Nazırı Avni Paşa, Saraydaki ayağı Harbiyeden hocası Başyaver Naci Bey idi. 

Sadrazam Damat Ferit, Mustafa Kemal'in atama  kararını  Vahdeddin'e sununca, bekletmeden imzalandı (30 Nisan 1919).  Geniş  yetkilerle donatılan  bir talimat   hazırlanmıştı.  Müfettiş Paşa da,   23 kişilik karargahını belirleyip 13 Mayısta hükumete sunmuştur.  Müfettiş Paşa  müşterek kararnameyle  atandığı için elbette  Vahdeddin'in de imzası vardı.

Sarışın Paşa Samsun'a çıkınca mücadele başlatmayı düşünüyor, ancak  bunu çok az kimse bilyordu.  O günlerin bir gerçeği de,  Anadolu halkı  tepkiye hazır olmayan ve  işgalciler  tarafından yutulmaya hazır lokma gibiydi.  Türklüğün son kalesi  Anadolu sanki  unutulmuştu. Müfettiş Paşa'nın  gizemli gerçeği ise,  görevini alana kadar  duygularını    gizlemesiydi.   

︎Hükumet ve işgal kuvvetleri nasıl olmuş da Mustafa Kemal'e  güvenmişti?  Bunun ilk nedeni, dört yıllık savaşta  yolsuzluk ve Tehcire  hiç bulaşmamış, İngiliz esirlerine kötü bir davranışı olmamıştı. Enver Paşa ile çekişmesi nedeniyle  İttihatçı karşıtı biliniyordu.  Vahdeddin ile yaptığı 15 günlük Almanya gezisi ayrı  bir avantajıydı.  İzzet Paşa'ya göre de, Damat Ferid  iç politika ile fazla uğraşan  bir Paşa'nın varlığını  çekemezdi.  Bu adam sevindirilerek İstanbul'dan uzaklaştırılmalıydı.   Sarayla  birleştikleri nokta burasıydı...

*  *  *

Mustafa Kemal'in atanması  üzerine yeterince  vesika  ve bilgi mevcuttur,  bilinmeyen şey  de kalmamıştır. Burada öne çıkan tek  gerçeklik,  Mustafa Kemal'in  kendine has  müstesna kişiliği  olup, her gelişme her vesika ve kulis bilgisi onun üzerinde birleşir. Resmi veya   gayrı resmi  kim tarafından önerilirse önerilsin,  her aklı selim sahibinin  tercihi onun üzerindedir.   Enver Paşa  ve Falkenhayn'a  gösterdiği muhalefet,  Saray ve  Hürriyet-İtilaf  çevrelerinde   kendisine  avantaj sağlamıştır. 

Hareket gününü 16 Mayısa  planlayan Mustafa Kemal,   Damat Ferid Paşa  ile iki  kere görüştü.  Son veda  için de 15 Mayısta  Yıldız Sarayına  uğradı.  Vahdeddin ile  diz dize denecek kadar yakın oturdular.Topları saraya çevrilrmiş  İngiliz zırhlıları pencereden görülüyordu. Vahdeddin gözlerini Mustafa Kemal'e çevirdi:

- " ...Paşa paşa, şimdiye kadar yaptıkların tarihe geçmiştir. Şimdi yapacakların hepsinden daha büyüktür. Paşa, Paşa istersen devleti kurtarabilirsin!"

Vahdeddin'in kastettiği şu olmalıydı: İngilizlerin şikayet ettiği sorunları çözer, ağızları kapatılırsa, saraya ve devlete büyük hizmet  etmiş olacaktı. Bu sözün arkasında elbetteki  "Anadolu'da silahlı bir  mücadele başlat"  gibi  bir  düşünce  olamazdı. Muhaliflerin ve Bahriye Nazırı Avni Paşa'nın bu sahneye ve Vahdeddin'e yüklediği vatanseverlik  keşke gerçek olsaydı. Tarih spekülatif sözlere değil, hadise ve belgelere dayalı yazılacağına göre,   gerçeklikten yoksun yorumlar subjektif kalacaktır. 

Avni Paşa'nın anıları diye yayınlanan notlarda, Vahdeddin lehine gerçek dışı  senaryolar  üretilmiştir. 16 Mayıs cuma selamlığında  Mustafa Kemal için  yemin töreni  düzenlenmiş!. Bu senaryo  Mustafa Kemal'i  yeminini bozmuş (ihanet etmiş) göstermek için uydurulan bir safsatadır.  Mevlanzade Rıfat  bu  yemin törenine bir de hatt‑ı hümayun   ekler..  Arşivde aslı olmayan bu hattı hümayunun uydurma olduğunu  Gotthart Jaeschke'de  belgeye dayalı yazacaktır.         

Hanedancıların bir spekülasyonu da Vahdeddin'in Mustafa Kemal'e 40.000 altın verme hikayesidir. Bu pana o gün için bir saray yaptıracak servet!... Vahdeddin’in kaçarken yanında 70.000 sterlin götürdüğü kabul edilirse, bu kadar servetinin olmadığı görülür... Eğer 40.000 altın  vermiş olsaydı bunu  Hicaz Beyannamesinde  açıklamaz mıydı? Şayet verildiyse bunun  ağırlığı 288 kilo olmak lazım gelirdi...  Mustafa Kemal sonradan hattı hümayun, yemin töreni  ve  altınlar için tek kelime etmediğine göre, nankörlük yapmış olmalıydı!... Vahdeddin'in davranışlarıyla çelişen, bu spekülasyonlar zerzevat  kültürünün uyarlamasıdır.  

Mustafa Kemal 16 Mayısta İstanbul'dan ayrılmış 15 Mayısta da tesadüfen Yunanlılar  İzmir'e çıkmıştı. Hükumet istifa etmiş, 19 Mayısta yeni  kabine kurulmuştu. Çok geçmeden General Milne'nin ikinci hamlesi gelecek, yani Mustafa Kemal'in derhal geri çekilmesi istenecektir. Samsun'a çıkışından iki hafta sonra, 8 Haziranda  Şevket Turgut Paşa tarafından geri çağırılır. Ve geri dönemiyeceğini bildirir. Çünkü o bütün gemilerini yakmıştı. 

Mustafa Kemal bu arada  Amasya Genelgesini yayınlamıştır (22 Haziran)." Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir,   Sivas'ta bir kongre toplanacaktır."diyen bu genelge bir isyan bildirgesidir.  Dahiliye Nazırı Ali Kemal, 23 Haziranda Mustafa Kemal'in emirlerinin dinlenmemesini ister. 

Mustafa Kemal  Erzurum kongresini yaparken, Harbiye Nazırı   Ali Ferid Paşa  geri dönmesini tekrar istemiştir.  Atanalı iki ay olmadan 7 Temmuz 1919'da  Mustafa Kemal  azledildi. O da  artık desteğini   saraydan değil  milletten alacaktı. Saray ise   itibarını  sıfırlamak için,  askerlikten  çıkarma bir yana,   nişan ve rütbelerini de geri aldı  (9 Ağustos 1919).

Hanedancı yazarlarının bir  iddiası da Vahdeddin'in Mustafa Kemal'i   "gizli mutabakatla "   göndermesidir.  Halbuki  Samsun'a çıkar çıkmaz  saray peşine düşmüş,  Mustafa Kemal de,  siyasal zekasını kullanarak  çatışma görüntüsü vermemiştir. Bilemedikleri  şey,   Sarışın Paşa'nın tüm gemileri yakıp dönüşü olmayan yola girdiğidir.  

Vahdeddin'e  yüklenen  "gizli mutabakatın" amacını  en iyi  Mustafa Kemal bilirdi.  Sarayın  amacı,  barış konferansında bir  iyi niyet yaratarak zararın aza indirilmesi için  İngilizlerin yumuşatılmasıydı. Vahdeddin Anadolu hareketine   yakınlık   gösteren hiçbir  davranış sergilemedi. Tam tersine, Milli  Hareketi yok etmek için   Ali Galip komplosu hazırladı. Dürrizade fetvaları ve Kuva-yı İnzibatiye ile elinden geleni yapmıştır.    Milli Hareketi başlatmak için Mustafa Kemal'i kendinin gönderdiğini hiçbir zaman  söylememiştir. 

Vahdeddin kişiliğini sorgulayan bir nokta daha.  26 Mayıs 1919'da  Sultanahmet  mitinginden çıkan Halide Edip ve bazı kadınların Saraya yürüyeceği duyulunca,   "... Ne işi varmış bu  kadınların benim sarayımda..."  diye tepki vermesiydi.   İzmir'in işgalini  bile  "istihare ve rüyalar" üzerinden yorumlayan bir Hünkarın  vatanı  ancak  sarayı  olabilirdi. 

Mustafa Kemal'i Anadolu'ya Vahdeddin mi gönderdi sorusuna tekrar gelelim..    Mustafa Kemal bir asayiş sorununa  duyulan ihtiyaçtan dolayı elbette hükumet tarafından gönderildi. Vahdeddin de  kararnameyi onayladı. Bunun aksini iddia eden de yoktur. Ancak, Anadolu'da kongre  toplamak,  Milli Hareketi örgütleyip mücadele  başlatmak  Vahdeddin'in aklından bile geçemezdi.  Mustafa Kemal, Doğu'daki "şûralara benzer milliyetçi örgütlerin"   elindeki silahlarını toplayıp, İngiliz istekleri yerine getirilirse Saray memnun olacaktı.  

HÜKÜM:  Tarihin dili olsa eğer bize bıraktığı belgeler dışında şu gerçekliği daha açık ve haykırarak  söylerdi: Mustafa Kemal'e  Milli Mücadele, kurtarıcı  ve kuruculuk rolünü  Osmanlı sarayı  değil bizzat tarih vermiş, Cumhuriyet ve devrimcilik rolünü bunun üzerine kendisi  eklemiştir. Şu halde Mustafa Kemal, tarihin  kendi kucağına doğurduğu,  kendi memelerini emzirerek büyüttüğü  istisnai bir adam, yani bir kahramandır.. Günümüzde hangi  geri düşüncelerle  karşı çıkılırsa çıkılsın,  o  milletinin kalbinde, uygarlık  ve insanlık tarihi  içinde  adı  hep  yaşayacaktır... Ona düşmanlık insanlık ve uygarlık tarihine düşmanlıktır....

OSK/ 5 Şubat 2022

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar