• DOLAR
    5,7088
    %0,20
  • EURO
    6,3222
    %0,15
  • ALTIN
    270,63
    %0,34
  • BIST
    107.529
    %0,64
Konuştuğumuz dil gibi düşünürüz…

Konuştuğumuz dil gibi düşünürüz…

Ülkemizde yaşamlarını sürdüren, artık birçoğu da ülkemizi “terk” etmeyeceğini belirten Suriyelilerin “sığınmacı mı, mülteci mi, göçmen mi” oldukları konusundaki “belirsizlik” sürüyor.

 

Ülkemizde yaşamlarını sürdüren, artık birçoğu da ülkemizi “terk” etmeyeceğini belirten Suriyelilerin “sığınmacı mı, mülteci mi, göçmen mi” oldukları konusundaki “belirsizlik” sürüyor.

Bu “belirsizliği” ne yazık ki siyasilerden tutun, tevi izlencelerine çıkan tartışmacılar da yapıyor!

“Sığınmacı” denilirken, “kalıcılığı” dile getiriliyor…

“Mülteci” denilirken de zamanı geldiğinde “gidiciliği” anlatılıyor.

Bunu yer yer “şoven” bir dil olarak “kazıyanlar” varsa da; konuşulması, doğru ad konulması, doğru tanımlanması gerektiği kanısındayım…

***

Geçtiğimiz yıl “Medya ve Mülteciler Basın Buluşması Ardından” başlığıyla beş-gün süreli yazmıştım konuyu…

Mülteci kimdi, sığınmacı kimdi, göçmen kimdi?

Kimler mülteci, sığınmacı, göçmen olabiliyordu?

Bir politikacının “dört milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine dönecekleri gün sayılı” sözlerinin ardından yeniden yazmayı istedim.

O yazıdan bir bölüm;

Yabancı-Uluslar arası Koruma Kanunun Madde 61, “mülteciyi” şöyle tanımlıyor:

“Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle; ırkı, dini, tabiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti ya da siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonucunda mülteci statüsü verilir…”

***

Yasa “maddeleri” böyle uzun olduğundan mıdır, yaysa virgülü çok noktası az olduğundan mıdır oldu-bitti “haz” almam!

Tümceye başlayıp, noktayı koyana dek kaç “ve, veya, ya da” kullanıldığına bakılarak anlaşılabilir…

Yazıdan, anlatıyorum;

“Nedense “sığınmacı” konusunda çerçeve oldukça dar tutuluyor; başka bir ülkeye ya da yere sığınmış, bir ülkeye ‘iltica’ etmeden önce belirli süre kalan kişi… Bir başka yerde de “ülkesini baskı, zulüm nedeniyle terk ederek, bir başka ülkeye korunmak amacıyla giden kişi, deniliyor.

Buradaki tanımdan şunu çıkarıyorum:

Bir ülke yurttaşının genelde ‘kendi özgür istencine’ bağlı olarak ülkesinden ayrılarak, bir başka ülkenin yurttaşı olmayı istemesi “sığınmacı” olarak gösterilirken,

Ülkesinde yaşananlardan dolayı içerisinde tehdit, korku, zulüm, ayrı siyasi görüş, ırk ayrımı gibi konuyu barındıran, ülkesinde yaşamını sürdürmesinin olanaksızlığı nedeniyle “yurtsuz” olduğundan “mülteci” sayılıyor!”

***

Bizdeki siyasilerin “söylemlerine” bakılırsa; Suriyelilerin ülkemizde varlıkları “sığınmacı mı, mülteci mi” oldukları şu ana dek belirsiz!

Öylesine ki, “kalıcı ya da gidici” oldukları bile belirsiz!

Yerel seçim öncesinde, bir belediye başkan adayının “seçilirsem Suriyelilere yapılan ödeneği durduracağım” açıklaması gelince, tevinin “aç ağızlıları” düzenledikleri izlencelerde “ırkçı, faşist, şoven” suçlamasında bulunmuşlardı!

Aynı kişiler, “iktidardan gelen “zamanı gelince gidecekler” açıklamasına övgüler diziyorlar!

Ne istedikleri belli, ne de istemedikleri…

“Kalacak” diyenlerin, “gidecek” diyerek yaptığı konuşmaları duymayan var mı?

***

Yazıda yer alan son tümce şöyle:

“Yasa maddesi her ne denli ‘Avrupa ülkelerinde oluşan olaylar nedeniyle’ diye başlamış olsa da, bizdeki sığınmacıların ‘Avrupa ile’ ilişkileri bulunmaktan çok, Avrupa’ya geçiş yapmak için denizde, okyanus ortasında botla yaşamda kalma uğraşı vermiş olsa da; bizdeki bu benimsemeyi, ‘bizde kalsın’ çabasını, Avrupa’da oluşturulmuş fonların bizde allanıp-ballanmasını anlamaya çalışıyorum ister-istemez.”

***

Ülkemiz yaşamlarını sürdüren Suriyelilerin  “sığınmacı mı, mülteci mi, göçmen mi” oldukları konusunu bile dile getirirken “belirsizlikler” yaşanıyor!

“Sığınmacı” denilirken, “kalıcılığı” dile getiriliyor, “mülteci” denilirken de zamanı geldiğinde “gidiciliği” anlatılıyor, dedik!

Yabancı-Uluslar arası Koruma Kanunun Madde 61, böyle yazıyor…

Siyasilerin, toplum adına konuşanların platformlardan seslenirken “özen” göstermeleri gerekiyor kanımca.

Yapılacak olan “neyse” onun konuşulması gerekiyor!

Çünkü konuştuğumuz dil gibi düşünürüz…

151019

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM