Kılıçdaroğlu’nun hiç mi suçu yok!..

Kılıçdaroğlu’nun hiç mi suçu yok!..

 

Bir süre önce Erdoğan, CHP’yi “tek adam partisi” olmakla suçlamıştı. Söyleyene değil de söyletene bakacak olursak suçlama, “doğru değil” diyemeyiz. Ancak yalnız CHP değil, tüm partiler tek adam partisidir. Kendisini seçen delegeleri kendisi belirleyen liderler, Rahmetli Erdal İnönü’nün deyimiyle, “liderliği ancak ölünce bırakırlar!” Bunun en tipik iki örneği Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek’tir. İkisinin de tabanları kalmamış ve artık tükenmiş olmalarına karşın, hala partilerinde güçlü tek adamdırlar.

Bunun nedeni Siyasal Partiler Yasasıdır. Sık sık demokratikleşmeden söz eden liderler, demokratikleşmenin önündeki en büyük engel olan bu yasaya dokunulmasını hiç istememekte; onlar istemediği için de partili hiç kimse, konuya dokunmaya dahi cesaret edememektedir.

***

Tüm diktatörlerde görüldüğü gibi, bir süre sonra lider, birlikte yola çıktığı ve bazılarına diyet borcu, ya da en azından gönül borcu olan arkadaşlarını temizler. Onlardan boşalan yerleri dalkavuklar doldurur.  Zamanla bunların övgülerine inanmaya, kendisinde üstün yetenekler vehmetmeye başlar. Artık en küçük eleştiriye bile katlanamaz. Buna cesaret edenleri ve kendisine rakip olabileceğini düşündüklerini punduna getirip kapının önüne koyar…

Erdoğan’ın suçlamasına CHP sözcülerinin, “bizde tek adam olmaz” demeleri bu gerçeği değiştirmez. Herkes biliyor ki diğer liderler gibi, Kılıçdaroğlu da tek adamdır. Milletvekillerini, belediye başkanlarını, Cumhurbaşkanı adaylarını ve diğerlerini o belirlemekte; il kongrelerinde, kendi belirlediği il başkanı adayının karşısına aday çıkmasına bile izin vermemektedir. Dahası seçmene bile buyruk vermekte, “hadi bakalım; şimdi tıpış tıpış sandığa gidin ve oyunuzu verin” diyebilmektedir…

***

Gene bir süre önce, CHP’li İzmit Belediyesini ziyareti sırasında gazetecilerin, “Muharrem İnce parti kuracağını açıkladı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, Kılıçdaroğlu “Hayırlı olsun diyeceğiz. Parti kurmak serbesttir, isteyen arkadaşlar parti kurarlar” karşılığını vererek, kendisine karşı aday olmuş İnce’ye kapıyı gösterdi.

Daha önce de genel başkanlığa aday olan, olacağı öne sürülen, ya da genel başkanlık yakıştırılanın, Emine Ülker Tarhan’dan Tolga Yarman’a,  Mustafa Balbay’dan Ümit Kocasakal’a kadar tümü dışlanmış ve bir şekilde partiden uzaklaştırılmışlardır…

Şimdi gündemde CHP’den istifa eden üç milletvekili var. AKP’den bunalmış ve ondan kurtulmak isteyen herkes bunlara saldırıyor. Saray darbesinin figüranları olmakla suçluyor. Ki aralarında, gencecik bir teğmen olmasına karşın Silivri’de ABD-FETÖ-AKP kumpasına boyun eğmemiş, kumpasçılara generallerden/ genelkurmay başkanlarından daha çok kök söktürmüş Mehmet Ali Çelebi’nin de bulunduğu bunlarla Saray darbesi arasında bağlantı kuranlara, ”insaf” der ve kendilerine, Nasrettin Hoca’nın sorusunu sormak isterim: “efendiler Kılıçdaroğlu’nun hiç mi suçu yok?..”

Aynı ziyarette, CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi ve iki arkadaşının mektup yazarak, parti yönetimini eleştirmesi ile ilgili soruya da yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisinde genel başkana mektup yazılmaz. Genel başkandan randevu alınır, gelinir konuşulur. Kim arzu ediyorsa telefonu açar, randevuyu ister, gelir otururuz konuşuruz. Sorunları varsa dinler, çözeriz. Onları kabul etmeyiz, doğru değil” demişti. Oysa Mehmet Ali Çelebi “bu yolu denediklerini, ancak görüşmeden bir sonuç alamayınca mektup yazmak zorunda kaldıklarını” bildirdi. Yani Kılıçdaroğlu gazetecilere, bu üç milletvekili ile görüştüğü halde, görüşmeden doğrudan mektup yazmışlar gibi bir yanıt vererek yalan söylemiş!..

Görüşmede, “partinin 10 Aralıkçılara teslim edilmesinden ve HDP’ye yakınlaşmasından” rahatsızlıklarını dile getirerek, “kurucu değerlerden ödün verilmemesini” istemişler. “Muharrem İnce gibi kırgın ve küskünlerle görüşülerek partiden uzaklaşmalarının önlenmesini” bildirmişler. “Dışlayıcı değil, kucaklayıcı olalım, partimizi büyütelim, tek başımıza iktidar olmaya çalışalım” demişler!.. Kılıçdaroğlu’ndan sonra, Grup Başkanvekili ile de görüşmüşler, ancak “kös dinlendiklerini” anlayınca mektup yazarak tarihe not düşmek istemişler. Kılıçdaroğlu mektuptan sonra da bir girişimde bulunup partiden kopmalarını önlemeye çalışmadığı gibi, gazetecilere verdiği yukarıdaki yanıtta da görüldüğü gibi bunlara da kapıyı göstermiş, bunlar da istifa etmek zorunda kalmışlardır. Böylece İsa Gök, Birgül Ayman Güler, Hüsnü Bozkurt ve Ümit Kocasakal gibi Kemalistlerden sonra “Mustafa Kemal’in askerlerinin simgesi” Teğmen Çelebi ve arkadaşlarından da kurtulmuş olan,  “Atatürk” adını ağzına almayan ve “Mustafa Kemal’in askeriyim” sözünden nefret eden 10 Aralıkçılarla birlikte Kılıçdaroğlu da amacına ermiştir!..

***

Özellikle İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının kazanılmasıyla CHP, “2019 yerel seçimlerinde zafer kazanıldığını ve Kılıçdaroğlu’nun zafer kazanmış başkomutan olduğunu” ilan etti. Seçim sonuçlarını analiz etmeyenler de buna inandı ve önümüzdeki seçimde AKP’yi iktidardan düşürme hayalleri kurmaya başladılar.

Belediye başkanlığı seçimlerinde adayın kişisel nitelikleri önemlidir. Nitekim başarılı oldukları ve sevildikleri halde, yönetime muhalif oldukları için eski başkanların aday yapılmadığı Kırklareli, Çatalca gibi yerlerde seçim kaybedildi. Bu nedenle partinin başarısının ölçütü, kazanılan belediye başkanlığı ile değil, belediye meclisi seçimlerinde alınan oylarla ölçülür. Bu oylara bakıldığında 2019 yerel seçimlerinde CHP oylarında bir artış, dolayısıyla ortada bir zafer yoktur. Bu nedenle çoğu belediye meclislerinde çoğunluk AKP dedir. Başkanların, buna bağlı olarak yaşadıkları sıkıntılar sürekli medyaya yansımaktadır.

***

AKP yanlısı ya da karşıtı tüm kamuoyu araştırma şirketlerinin, 20019 seçimlerinden günümüze kadar, her ay yaptıkları yoklamalar da CHP’nin oy oranında bir artış olmadığını gösteriyor: artı, eksi 3-5 puanla %20’ye demir atmış, kıpırdamıyor!..

Mevcut sistemde seçim kazanmak için “tek oy”un bile önemli olduğunu bilen AKP Genel Başkanı Erdoğan, iktidarını sürdürebilmek için kapı kapı dolaşarak mezarlık ziyaretleri yaparken, Kılıçdaroğlu CHP’nin oy kaybetmesini neden umursamıyor?

CHP’li küskünlerin kurdukları/ kuracakları partiler, AKP’li küskünlerin kurdukları partilerin AKP’den koparacakları oy kadar, CHP’den oy koparamaz mı?

Kılıçdaroğlu bal gibi biliyor ki bugüne dek uyguladığı politika, yaptığı sayısız yanlışlar ve sürekli başarısızlığı nedeniyle tabandaki Atatürkçülerden kendisine karşı büyük tepki var. Bunların bir kısmının küskünleri oynayıp yıllardır sandığa gitmediğini, büyük bir kesimin de “kerhen” oy verdiğini biliyor. Artık bunların da Ekmeleddin’i Cumhurbaşkanı adayı yaptığı zaman söylediği gibi, “tıpış tıpış gidip oy vermeyeceğini” de biliyor. 2019 yerel seçimlerinde bu yaşandı.

 

O halde Kılıçdaroğlu, yanlış politikayı neden ısrarla sürdürüyor?

Çünkü, Kılıçdaroğlu’nun misyonumajestelerinin muhalefeti” olmak! Bilinçsiz partililer tarafından alkışlanmak, milletvekilleri ve partili belediye başkanları ile önümüzdeki seçimlerde bu koltuklara gelmek isteyenler tarafından pohpohlanmak, ayrıca CHP’li belediye başkanları aracılığı ile yerel de olsa iktidar keyfi yaşamak onun için büyük onur. CHP’nin adı, nasıl olsa ona yüzde yirmi kadar oy sağlayacak ve devlet protokolünde en önlerde bulunan “Ana Muhalefet Partisi Lideri” sanını sürdürecek. Bu koşullarda yıllardır kötü yönetilmiş ve soyulup soğana çevrilmiş ülkede iktidar sorumluluğunu yüklenmeye değer mi? Zaten iktidar hazırlığı da yok. “1930’ların CHP’si değiliz” diyerek Atatürk’ün iktisadi politikasını uygulamayacağını bildirmekten başka bir ideolojik görüş de açıklamadı. Bir ara ”Rahmetli Özal’ın başarısından” söz etmişti. AKP, Özal’ın politikasını sürdürüyor zaten!..

Kendi dünya görüşüne uymayan Kemalistlerin yanında, rakip olabileceğini düşündüğü kişileri de CHP’den uzaklaştıran Kılıçdaroğlu,  “küçük olsun ama benim olsun” diye düşünmekte ve partiyi kendisine özel “dikensiz gül bahçesi” yapmaya çalışmaktadır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
süleyman çelik

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM