• DOLAR
    6,7368
    %1,85
  • EURO
    7,3003
    %1,25
  • ALTIN
    350,71
    %2,20
  • BIST
    8,2747
    %0,45
Kaz Dağları’nın anımsattığı “kaz”lar

Kaz Dağları’nın anımsattığı “kaz”lar

“Ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.”
2008’de 61. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü “Üç Maymun” filmiyle alan Nuri Bilge Ceylan’ın teşekkür konuşmasının en anlamlı cümlesi…

 

“Ödülü, tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme adıyorum.”

2008’de 61. Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü’nü “Üç Maymun” filmiyle alan Nuri Bilge Ceylan’ın teşekkür konuşmasının en anlamlı cümlesi…

Nuri Bilge Ceylan ülkemizi “tutkuyla” seviyor.

Ama ülkemiz, hem “yalnız” hem “güzel”…

Kimleri bu güzel ülkemizi iyice “yalnızlık”a iterken öte yandan da doğal güzelliklerini yok etmekte amansız bir yarış içindeler. İçeriden destek alan güçler/ emperyalistler, kendi ülkelerinde yapmadıklarını içerideki işbirlikçilerle el ele, kol kola, gönül gönüle, hoyratça yapıyorlar.

Doğa, doğal güzellikler katlediliyor.

Bugünlerde gündemde olan Kaz Dağları…

Kanadalı Alamos Gold ve yerli ortağı, Kaz Dağları’nı milletini “kaz” yerine koyanların desteğiyle kazıyor.

Kaz babam kaz!

Kazan da kazanıyor, altın çıkaracak olan da…

Kazananın olduğu yerde bir kaybeden olacaktır kuşkusuz.

Nuri Ceylan Bilgen’in deyişiyle, ”tutkuyla sevdiğimiz yalnız ve güzel ülkemiz” kaybediyor.

Kimin yüzünden demeye gerek var mı?

Yok da, sonuçta zarar görecek kimi “kaz kafalılar”ın anlamayacağını düşünerek söyleyelim, “iktidar gücü”nü elinde tutanların yüzünden…

*****

Kaz Dağları, “kaz”la ilgili deyimleri anımsatmasın da ne yapsın?

“Kaz kafalılar” dedik ya, nedir bu?

“Anlayışsız, aptal, kafasız, kavrayışsız kimse”

Kimi gerçekten öyle de, kimi ülke gerçekleri karşısında duyarlı olanları “yolunacak kaz” gördükleri için onlar da öyle, yani “kaz kafalı” mı?

Hayır!

Bir de, cümlenin gelişine, üzerine durulan konuya göre,  “alık, aptal” anlamı gelen “kaz yumurtası” var…

Yani?

Birileri için ha “kaz kafalı” ha “kaz yumurtası” demişsin, farkı yok.

*****

Birbiri ardına açıklamalar geliyor.

Kaç ağaç kesildi?

Sayı muhtelif…

Bakanı bakmayanı, devlet kurumu, Kanadalı şirket, “190 bin ağaç kesilmedi, 13 bin ağaç kesildi.” diyor.

Yani, “190 bin ağaç kesildi” diyenler, muhalifler, başta TEMA var.

Hangisine güveneceğiz, inanacağız?

Deneyimler, yaşananlar; muhaliflere ve TEMA’nın dışındakilere güvenmemeyi, inanmamayı gerektiriyor.

İlkine, “190 bin ağaç kesilmedi, 13 bin ağaç kesildi” ye inanan yok mu?

Olmaz olur mu?

17 yıldır masal dinleyenler, “kuzu”lar, masalın verdiği rehavetle uykusu süren/ tatlı gelenler, “Büyükler yalan mı söyleyecek?” diye “kraldan çok kralcı” olanlar, kuşkusuz, “13 bin ağaç kesildi”ye inanacaklar.

Ya biz/ siz?

Bize de soru sormak düşüyor:

Hangisini söyleyene ya da hangisine inanana “kaz kafalı” diyeceğiz?

*****

Tartışmaya bakar mısınız?

“190 bin ağaç kesilmedi, 13 bin ağaç kesildi.”

“13 bin ağaç kesilmedi, “190 bin ağaç kesildi.”

“Kazın ayağı öyle değil” demek ki…

Yani?

Durum; bakanın bakmayanın, devlet kurumunun, Kanadalı şirketin dediği, sanıldığı gibi değil.

Ya kazılan toprak içindeki altın ayrıştırmak için kullanılan siyanürün, ayrıştırma sonra ortaya çıkan “tehlikeli atık”ın oluşturduğu gölün tehlikesi?

Ya bunun çevreye, insana vereceği zarar?

Ya çölleşecek doğa, yok olacak yabanıl doğal yaşam?

Ya bizden sonra gelecek o bölgenin insanları?

Bin türlü olumlu, olumsuz söz var.

“Altın üretildiği şartlarda siyanür kullanımının çevreye zarar vermesi bilimsel olarak mümkün değildir” diyen de var.

Bu sesin Altın Madencileri Derneği’nden geldiğini söyleyelim.

Aynı dernekten göğüs kabartan, bununla birlikte göz yaşartan bir değerlendirme:

“Ülkemizde altın üretimi yaklaşık 15 yıldır yapılmakta olup, altın üretiminden dolayı bugüne kadar ne bir çevre felaketi yaşanmış ne de altın üretimi yapılan yörelerin havası, suyu ve toprağı zarar görmüştür.  Ülkemiz altın üretiminde çevre ve insan sağlığı kriterleri bakımından Avrupa Birliği standartlarının çok üstünde bir performansa sahiptir.”

Ya “havuz medyası”nın tavrı?

“Havuz medyası”nın önce giden “ceride”si, beş yıl kadar önce “Siyanürle altın arama’ bitiyor!” başlıklı haberinde şunu diyor/du:

“Doğaya ve canlılara verdiği zararlar nedeniyle kamuoyunda büyük tepki gören siyanürle altın arama uygulaması, tarihe karışacak!”

Ya bugün?

Kaz Dağları’nı korumak için eylem yapanları suçlarken, altın aramanın çevreye zarar vermeyeceği iddiasını yineleyip duruyor.

Öyleyse…

Son söz:

Gözünü para hırsı bürümüşlerin çevreye verdikleri zararı görenlerin söz sahibi olduğu yerde, “kaz”dan güç alanların hiçbir hükmü kalmaz.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM