• DOLAR
    5,7645
    % -0,10
  • EURO
    6,3778
    % -0,34
  • ALTIN
    277,4275
    % -0,18
  • BIST
    96.622
    % 1,29
Katı yakıt yerine doğalgaz kullanımı…

Katı yakıt yerine doğalgaz kullanımı…

ÇMO Adana Şube Başkanı Kenan Doğan, “5 Haziran Dünya Çevre Günü” dolayısıyla açıklama yaptı…

Artan nüfus ve sanayileşmenin getirdiği çevresel sorunlara dikkat çekmek, geçici çözümler yerine, kalıcı bütünsel çözümler sunmak amacıyla; 1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan kararla 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edildiğini anımsatan Doğan, “TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak Dünya Çevre Gününü, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası olarak ele almakta, ekolojik yıkımın etkileri ve bu yıkıma karşı çözüm önerilerini topluma aktarmaktayız” dedi.

Çevrenin, ortak değer ve bu değer üzerinde tüm insanlığın eşit seviyede yaşam hakkı bulunduğuna dikkati çeken TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Adana Şube Başkanı Kenan Doğan, “Artan nüfus ve gelişen teknolojilere ayak uydurmak istenirken, tüketim alışkanlıkları değişmekte ve dünyada olduğu gibi bölgemizde de, çevre sorunları her geçen gün çeşitlilik gösterip artmaktadır” diye konuştu.

Doğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ülkemizde 2017 yılında yaklaşık 34,4 milyar TL çevre koruma harcaması yapılmıştır. Bu harcamaların sadece yüzde 2’si dış ortam hava kirliliğini engelleme ve azaltma için yapılmıştır. Bilinmelidir ki, hava kirliliği Adana’nın ve ülkemizin en önemli çevre sorunudur.  Bu sorunun çözümüne yönelik daha fazla bütçe ayrılması ivedi bir ihtiyaçtır.

Adana’nın acilen çözülmesi gereken, büyük ve önemli çevre sorunu hava kirliliğidir. Kentimiz son yıllarda ekonomi ve gelişmişlik yönünden birçok ilden geride kalırken, hava kirliliği konusunda durum tam tersinedir. 1 Ocak 2018 – 31 Aralık 2018 tarihleri arasında ülkemizdeki hava kalitesi ölçüm istasyonlarının verileri değerlendirilerek hazırlanan Çevre Mühendisleri Odamızın 2018 yılı hava kirliliği raporunda kentimiz, PM10 kaynaklı hava kirliliği yaşayan iller sıralamasında İstanbul, Ankara ve İzmir’den hemen sonra gelmektedir. Kirlilikte artış ve bir gelişme! söz konusudur. Hava kirliliğini önlemek için, Termik santrallerin Çevresel Etki Değerlendirme Raporlarının eksiksiz hazırlanması ve özellikle santrallerin olası etkilerinin doğru bilgilerle değerlendirilmesi en önemli aşamalardan biridir.

Zamandan ve maliyetten kazanç sağlandığı düşünülse de, anız yangınları aslında ülke topraklarına büyük zarar vermektedir. Anız yangınları,  toprağa organik madde açısından katkı sağlayan kısmın ortadan kaldırılması, birçok canlının ölmesi anlamına gelmekte ve toprağın veriminin azalmasına neden olmaktadır. Ayrıca saatlerce süren yangınlarla birlikte oluşan dumanlar hava kirliliğine neden olmaktadır. Bu nedenle hububat hasadının ardından toprak yüzeyinden alınamayan kısımlar yakılmayıp uygun aletlerle sökülmeli ya da parçalanmalı ve bu durumun toprağa ve toprağın yeni ürün için hazır hale getirilmesine engel teşkil etmeyeceği anlatılmalıdır.

Petrokok yani katı yakıtların kullanımının azaltılıp, doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılmalıdır. Kışın belirli aylarda katı yakıt yerine, doğalgaz ve elektrik teşviki yapılmalıdır. Gerekirse yerel idareciler bu konuda inisiyatif kullanmalı, çevreci söylemlerinin lafta olmadığını göstermelidir. Yakıt kazanlarının periyodik bakımlarının ve araç egzoz emisyonlarının rutin aralıklarla yapılması, toplu taşıma araçlarının hibrid yakıt teknolojisine sahip olanları ya da daha az kirletici etkiye sahip yakıt türleriyle çalışanlarının tercihinin sağlanması, kentte bisiklet yollarının yapılması, ısı izolasyonları ile enerji tasarrufu sağlayarak hava kirliliğinin azaltılması, sanayide enerjinin geri kazanılmasına önem verilmesi ve emisyon kaynağı olan tesislerde gerekli çevresel yatırımların gerçekleştirilmesinin, sürdürebilir olarak sağlanması gerekmektedir. Yeşil alanların azalmasına neden olan, insan sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen, ekolojik temele dayanmayan planlama ve uygulamalardan vazgeçilmelidir. Özellikle hava kirliliğinin önlenmesi, temiz hava sirkülasyonunun sağlanması, iklim değerlerinin insan yaşamına daha uygun duruma getirilmesi, yeşil alanlar ile sağlanabilmektedir.

Toprağın erozyonla kaybedilmesi, toprağın çeşitli insan faaliyetleri sonucu kirletilmesi, tahrip edilmesi ve özellikle ilimizde son yıllarda kentleşme, kentsel dönüşüm adı altında çok katlı binaların, verimli tarım arazilerine yapılması tahribatın boyutlarını da görmemizi sağlamaktadır. Şehrin çevresi, en yüksek noktaları çok katlı beton yapılarla doldurulmaya başlanmıştır. Çok katlı binalarla etrafı adeta çepeçevre kuşatılmış bir kentin hava sirkülasyonun engelleneceği unutulmamalıdır

Kentlerimizde içme ve kullanma suyu olarak evlerimize iletilen sular iletim hatlarında kaybolmaktadır. İletim hatlarında kaybolan su miktarı 2019 yılı hedefi %30 ve 2023 hedefi %25 olarak belirlenmişti. Ancak şuanda, Ankara`da %36, İstanbul`da %24, İzmir`de %30, Antalya`da %35, kentimiz Adana`da %33 su kaybı yaşanmaktadır. Bu nedenle kentimizde iletim hatlarından kaynaklı su kaybı belirlenen hedefler limitine çekilmelidir.

Ayrıca, çevre ve canlı yaşamı üzerinde tahribatlar yaratarak ölümcül etkileri olan kirli enerji kaynakları değil, temiz enerji kaynakları tercih edilmelidir. Ülkemiz temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve temiz enerjinin yaygınlaştırılması konusunda, ar-ge çalışmalarına hız vermeli, bu konuda gerekli teşvik sağlanmalıdır. Enerji konusunda kayıp kaçak oranı azaltılmalı ve kaynakların ve enerjinin kullanımı konusunda tasarruf bilinci geliştirilmelidir”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM