• DOLAR
    $1.238,9700
  • EURO
    $0,2775
  • ALTIN
    $35.867,0000
  • BIST
    $143,1100
Her gün bir köy nüfusu yitirilirken…

Her gün bir köy nüfusu yitirilirken…

Günlük bir köy nüfusu yaşamını yitirirken, şu an süren bütçe konuşmalarında “politikacıların” nelere takıldıklarını, neler için kavgaya tutuştuklarını, neleri düşündüklerini, neler için çaba harcadıklarını düşünmek bile yoruyor beni…

 

Covid 19’un medyada bu denli sulandırılıp da, yurttaşların etkilenmemesi, sokakları terk etmemesi, evlerine kapanmaması, işlerinde bunalıma girmemesi, yaşamlarının alt-üst olmaması olası mı?

Ülkemizde mart ayından bu yana görülmekte olan, o günden bu yana birçok soruyu da ardından getiren olgu olmayı koruyor covid 19!

Soruların artması da, ne yazık ki “çok iyi yapıyoruz” diyen “iktidarın” dolaşıklığından…

Daha, “önlem/ kural” biçiminde karşımıza çıkarılan uygulamaların bilimselliği konusundan uzağız!

Önlem alınacak, kurallara uyulacak da, nasıl?

Bir yandan “yeni önlem” paketleri açıkladığınızı ileri sürüp/ düne değin dediklerinizi yineleyeceksiniz, bir yandan “uymasını” istediğiniz katmanın bunu nasıl gerçekleştireceğini masaya yatırmadan/ istenilenin yapılmasını isteyeceksiniz, bir yandan da “süreci çok iyi yönetiyoruz” diyeceksiniz!

Kim gülmez ki?

***

Sabah, Adana içi otobüste üç kişi vardı…

Kimse yurttaşın duyarlılığıyla oynamasın!

Yurttaşa doğru bilgi/ doğru sayı verilirse, “iktidara” bırakmadan; aç kalacak, susuz kalacak, ısınamayacak, rahat uyuyamayacak ama kendi önlemini alacak!

Toplumsal duyarlılığını gösterecek…

Bu saatte toplu taşımanın edilgenliği, sokakların dinginliği, caddelerin sessizliği, mağazaların boşluğu bunun kanıtı

Her akşam “güncel veri” açıklayan Sağlık Bakanının, doğruyu söylemediği artık bilinmesine karşın,

Olgu sayısının da, yaşamını yitirenlerin sayısının da, hastanelerin doluluk oranlarının da “denilenin” çok üzerinde olduğunun da bilinmesine karşın,

“Medyada sulandırıldı” denilse de, medyanın sulanmasının “asıl” nedeni “güncel veri” açıklamalarındaki tutarsızlık olduğu da bilinmesine karşın…

Sokaklardan cımbızla çekilen görselleri bir yana korsak, yurttaş kendine düşen ödevi “fazlasıyla” yerine getiriyor!

***

Günlük bir köy nüfusu yaşamını yitirirken, şu an süren bütçe konuşmalarında “politikacıların” nelere takıldıklarını, neler için kavgaya tutuştuklarını, neleri düşündüklerini, neler için çaba harcadıklarını düşünmek bile yoruyor beni…

Hepsi can sıkıyor!

Sanki onsekiz yıldır yönetenler kendileri değil, sanki ülkenin değerlerini yabancıya peşkeş çeken kendileri değil, sanki ülkeyi beton yapılarla donatan kendileri değil, sanki katma değersiz harcamalara yatırım diyenler kendileri değil, sanki ülkenin doğal yapısını/ dağlarını/ ormanlarını/ zeytinliklerini bozguna uğrayan kendileri değil, sanki ülkenin ekonomisini/ eğitimini/ yargısını/ değerlerini yaz-boz tahtasına döndürenler kendileri değil!

Yurttaştan “değişik” yollardan aldıklarını “nerede/ nasıl” kullandıkları da belli değil!

Her şey ortada değil mi? Covid 19 sürecine gelinceye dek yaşananlar/ yaşatılanlar/ boşaltılanlar ne olacak?

“İktidar” milletvekillerinin, bakanlarının söyleyecek “sözü” olmamalı, şu an yaşananlar bakılarak; susmalılar, eleştirileri iyice dinlemeliler, yanlış yaptıkları yeri bilmeliler diyeceğim de…

Toros dağlarının doruklarından serinler, bir o denli de sorumsuz!

Utanmasalar “ekmek ye doy” diyecekler! “Katık yemesen de doy!”

***

Şu ana işinde olanlar bir yandan “bulaşı” taşıdıklarını, bir yandan da iş arkadaşının “bulaşı” taşıdığını düşünerek “soysak aralık” kuralını yerine getirmeye çalışıyor!

Evinden her çıkışında olduğu gibi, evine dönüşünde de sorularla karşı-karşıya kalıyor!

Toplumu oluşturan bireylerin “düşünme biçimi” değişiyor! Her şeye korkuyla yaklaşıyor! Sevdiklerinden uzaklaşıyor! Sevdiğinin telefondaki sesiyle avunuyor!

Bu sorun nasıl çözülecek?

Ülkeyi bunca yıl “çabalarıyla” ayakta tutan yurttaşların yanında kim olacak?

Bu güne değin, her gün “yeni bir” belirtisinin daha olduğunu öğrenen yurttaş, covid 19’a karşı nasıl başkaldıracağı yönünde atılacak tüm adımlardan uzak!

Başta kuru öksürük, ateş, tat/ koku almama dendi… Bugün diş ağrısı, bacak uyuşması gibi belirtilerden de söz ediliyor…

Peki, yurttaş ne yapacak? Kontrol olabileceği, bu belirtilerinin ne olduğunu öğreneceği, sorunun nasıl çözeceği konusunda yardımcı olacak bir yer var mı?

Sakının kent hastaneleri demeyin bana! O kuyruğa girip de, negatifken pozitif olanları biliyorum, kuyrukta beklemekten yorgun düşenleri biliyorum, günlerce bekleyip sırası gelmeyeni biliyorum, kuyruğu terk edip evde sonucu bekleyenleri biliyorum…

***

“İktidar” yurttaşa maske bile veremediğini unutup başarısızlıklarını bir “ergi” gibi sununca olan oluyor!

Medya “sulandırma” yarışına giriyor!

Küçük karelerden cımbızla çektikleri karelerle gündemi döndürüyor!

Hani “önce insandı”, hani “önce insan sağlığıydı”, hani…

Her gün bir köy nüfusunu yitiriyoruz, haberiniz var mı?

171220

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM