İstanbul
DOLAR18.5786
EURO18.5374
ALTIN1025.9

CHP Milletvekili Toprak: İktidar, İhvan eksenli dış politikadan dolar eksenli dış politikaya geçiş yaptı!

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
CHP Milletvekili Toprak: İktidar, İhvan eksenli dış politikadan dolar eksenli dış politikaya geçiş yaptı!
Abone ol
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, medya ile paylaştığı haftalık değerlendirme raporunda, "İktidar, İhvan eksenli dış politikadan dolar eksenli dış politikaya geçiş yaptı" dedi.

CHP Milletvekili Toprak'ın konuyla ilgili açıklaması şöyle:

İktidar, ‘İhvan eksenli’ dış politikadan ‘dolar eksenli’ dış politikaya geçiş yaptı! BAE Abu Dabi Veliaht Prensi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ankara’ya davet edilmesiyle bu U dönüşü somutlaştı. Ortadoğu ve Körfez Bölgesinde değişen dengeler iktidarı geri adım atmaya zorluyor. Erdoğan’ın ‘fitnenin başı’ ilan ettiği BAE Prensi’ni Beştepe’de devlet töreniyle karşılamak zorunda kalması ülkeye yaşatılan ağır bir siyasi ve diplomatik bedel!

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) fiili lideri, Devlet Başkanı konumundaki Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, CB Erdoğan’ın daveti üzerine Ankara’yı ziyaret etti. Bu ziyaret, Arap Baharı ayaklanmalarından sonra BAE’den Türkiye’ye yapılan ilk en üst düzey ziyaret. Arap Baharı sonrasında başta Mısır olmak üzere Tunus, Libya gibi ülkelerdeki iktidar değişiklikleriyle 20- 30 yıldan bu yana bu ülkeleri yöneten dikta ya da otokrat yönetimlerin devrilmesi, Müslüman Kardeşler-İhvan çizgisindeki siyasal İslamcı hareketlerin etkin şekilde sahaya çıkarak, Mısır ve Tunus’ta seçimle yönetime gelmesi, Suudi Arabistan Krallığı ile Körfez Bölgesindeki statükocu emirlik ve şeyhliklerde endişelere yol açtı. Bu ülkeler İhvan’ı ‘terör örgütü’ ilan ederek yasaklarken Mısır’da, Sudan’da İhvan karşıtı darbeye destek sağlamanın yanı sıra, Libya’da da İhvan çizgisindeki Trablus yönetimine karşı Halife Hafter’e ve Tobruk yönetimine destek verdiler. O dönemdeki Başbakan, 2014’ten bu yana CB Erdoğan, Arap Baharı ayaklanmalarında İhvan’ın yanında yer aldı. Başta BAE olmak üzere İhvan’a destek için ortak tutum takındığı Katar dışındaki Körfez ülkeleriyle ilişkiler sıkıntılı bir sürece girdi. İktidar; 2017’de İhvan ve IŞİD’e desteğinden ötürü Suudi Arabistan öncülüğündeki Körfez ülkelerinin, Mısır, Fas, Ürdün gibi Arap ülkelerinin Katar’a karşı başlattığı abluka ve ambargoda, Katar’ın yanında yer aldı. İpler tümüyle koptu.

15 Temmuz 2016’daki darbe teşebbüsünde iktidar ve sözcüleri en üst düzeyde BAE’yi itham ederek darbe teşebbüsünün arkasında olmak, destek vermek ve ‘darbenin finansörü’ olmakla suçladılar. Dışişleri Bakanı BAE’nin darbeye 3 milyar dolar kaynak aktardığını açıklarken, İçişleri Bakanı ‘15 Temmuz darbesinin arkasındaki failler ABD ve BAE’dir’ dedi.

✓ Suriye’de, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Kuzey Afrika’da, Türkiye karşıtı ittifakların öncüsü ya da üyesi konumundaki BAE, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile yakın iş birliğine girmesinin yanı sıra İsrail ile Arap ülkeleri arasında başlayan normalleşme sürecinin ve İbrahim Anlaşmalarının da öncüsü.

ABD’deki yönetim değişikliği ardından bölgedeki dengeler ve değişim hızlandı. Biden yönetimi özellikle Çin ile rekabet ve Güneydoğu-Asya Pasifik Bölgesine yoğunlaşmak için başta Ortadoğu olmak üzere bölgesel krizlerin sonlandırılarak bertaraf edilmesini, diplomatik çözüm arayışlarına öncelik verilmesini, diplomasi ve müzakere kanallarının işletilmesini öngörüyor. İran ile nükleer anlaşma müzakerelerinin yeniden başlatılması, İsrail’e kayıtsız-şartsız destek politikasındaki değişim, Kaşıkçı Davası’nda Suudi yönetimini sorumlu tutan CIA Raporu’nun kamuoyuna açıklanması vb. adımları bu çerçevede görebiliriz. ABD’deki yönetim ve politika değişikliğine en hızlı ayak uyduran ülkelerin başında BAE geliyor. BAE yönetimi dış politikada ‘sıfır sorun, diplomasi ve diplomatik çözüm’ yöntemine geçildiğini ilan ederken, İran ile ilişkileri düzeltme, Suriye’yi Arap Birliği’ne dahil etme ve Esad’la normalleşme, İsrail ile ikili ticari ve siyasi ilişkileri ilerletme adımlarını peş peşe attı. Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden AB ile siyasi-ekonomik-askeri ilişkilere hız verilirken, Rusya ile de yakınlaşmaya yöneldiler.

BAE gibi küçük bir ülkenin bu adımlarının kendi başına atıldığını düşünmek yanlış olur. Küresel finansın merkezi konumundaki Londra-City Banka-Finans sektöründe BAE fonları ve sermayesi oldukça etkili. Pek çok İngiliz bankası, küresel ticaret ve sanayi şirketi bölgesel merkezlerini Dubai’ye taşımaya başladı. Hong Kong’un daha fazla Çin kontrolüne girmesi, Singapur’un yoğunluğu buralardaki pek çok küresel şirketi de BAE’ye, Dubai ve Abu Dabi’ye yönlendirdi. Yabancı sermayeye sınırsız güvence yanında İslami kuralları hemen hemen büyük ölçüde esneten, gelir vergisini yüzde 5 olarak uygulayan BAE’ye küresel finansın aktığını söylemek yanlış olmaz. BAE’yi aynı zamanda arkasında İngiltere, Suudi Arabistan, İsrail üçlüsüyle ortak olarak görmek gerekir.

✓ İktidarın İstanbul’u küresel finans merkezi yapma planları uygulanan yanlış ekonomi politikaları, hukuk ve yargı sisteminin işlememesi, siyasi ve antidemokratik baskıların artması, Merkez Bankası başta olmak üzere kurumlara ve serbest piyasaya müdahaleler sonrasında ağır hasar alarak çöktü. Buna karşılık Dubai, bölgenin küresel finans merkezi olma yolunda hızla yükseliyor.

Ayrıca BAE yönetimi ekonomide de orta ve uzun vadede sadece petrole bağımlı bir ekonomik yapıdan çıkmayı öngören bir ekonomik dönüşüm programını uygulamaya koydu. Dubai’nin dünyanın finans ve ticaret merkezi olması yanında, turizm, sağlık, gıda, gayrimenkul, yüksek teknoloji, bankacılık, medya, yeşil ve yenilenebilir enerji, bilişim vb. alanlara yatırım ve önde olma adımlarını devreye soktular. Abu Dabi Kalkınma Fonu’ndaki yüz milyarlarca dolarlık kaynaklar bu çerçevede kullanılmaya başlandı. Hindistan ve İsrail ile dijitalleşmeyazılım-bilişim alanında kapsamlı anlaşmalar imzaladılar. BAE ve Bahreyn, İsrail ile ortak askeri tatbikatlar yaparak askeri ilişkileri de ilerletiyor.

Bölgedeki bu değişimin ve İhvan’ın giderek ABD tarafından da terör örgütü ilan edilmesinin gündeme alınmasının yansımaları iktidarın dış politikasında da gözleniyor. İktidar, İhvan’a desteğini çekmeye başlarken, Mısır ve BAE ile ardından da Suudi Arabistan ile normalleşme arayışına hız veriyor. Bu U dönüşünde bölgede, Doğu Akdeniz’de tamamıyla yalnızlaşmanın, tecrit ve dışlanmanın getirdiği sıkışmışlığın yanı sıra, bu dış politikanın ortaya koyduğu ağır ekonomik bedel en büyük etken olarak görülüyor.

BAE’nin yatırımlar üzerinden Türkiye’ye girmesi, 10 milyar dolarlık fon tahsisiyle yatırım vaat etmesi, bu ülkeye ekonomi üzerinde etkinlik ve nüfuz sağlayacak. Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Doğu Akdeniz’deki enerji çekişmesinde ve daha birçok konuda Türkiye ile BAE’nin karşıt konumda olduğu dikkate alındığında, BAE’nin elde edeceği bu ekonomik gücünü ve nüfuzunu kullanarak iktidarı bu alanlarda politika değişikliğine zorlaması ve iktidarın onay vermek zorunda kalması sürpriz olmaz.

Önümüzdeki süreçte İhvan’a endeksli dış politikanın yerini ‘dolara endeksli dış politikanın’ alacağı anlaşılıyor. Bu açıdan iktidarın BAE’ye yönelttiği ‘darbenin destekçisi ve finansörü, bölgede fitnenin başı’ suçlamasını yutup rafa kaldırması yanında, izlenen dış politikanın da BAE’nin ileteceği mesajlar ve masaya getirdiği talepler doğrultusunda değiştirildiğine dönük işaretleri yakında göreceğimizi düşünüyorum!

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Avukatı öldüren zanlı müebbet hapis kararına çok çabuk oldu, diye itiraz etti!Önceki Haber

Avukatı öldüren zanlı müebbet hapis kara...

İsveç'te görevinden istifa eden Andersson ikinci kez başbakan seçildiSonraki Haber

İsveç'te görevinden istifa eden Andersso...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar