Tarım News
İstanbul
DOLAR18.6452
EURO19.6449
ALTIN1077.0

Cem Gürdeniz yazdı: Ukrayna üzerinden Pasifik Okyanusu’na bakmak

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Cem Gürdeniz yazdı: Ukrayna üzerinden Pasifik Okyanusu’na bakmak
Abone ol
Mavi Vatan doktrinini halkın bilincine taşıyan Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Veryansın sitesinde, Ukrayna krizi bağlamında uluslararası rekabeti ve bu rekabetin Türkiye'ye yansımaları ele aldı. İşte o yazı:

Ukrayna Krizi ABD ve NATO’ya uzun süredir bekledikleri büyük değişim ve dönüşüm fırsatını vermeye devam ediyor. ABD 2020 sonundan bu yana darmadağınık olan kamuoyunu her gün medyaya servis edilen Ukrayna ve savaş görüntüleri üzerinden toparlarken, MIC (Askeri Endüstriyel Kompleks) Almanya gibi vassallar sayesinde milyarlarca dolarlık siparişleri almaya başladı. AB’nin dağınık ve kararsız Atlantikçilerini birleştirmek için çırpınan NATO Genel Sekreterini televizyon ekranlarında görmediğimiz an yok gibi. Genel Sekreter Stoltenberg şimdi hızını alamayıp Asya Pasifik bölgeye el atıyor. 6 Kasım günü yaptığı basın açıklamasında “Çin’in ilk kez Avrupa’da devletlerin güvenlik konusunda kendi yolunu seçme hakkı dahil bazı temel prensipleri sorgulamasının ciddi bir endişe kaynağı olduğunu” söyledi. Çin’in “Rusya’nın saldırganlığını kınamaya gönülsüz olduğunu” vurgulayan Genel Sekreter NATO üyelerini bu konuda Çin’e çağrı yapmaya davet etti. Stoltenberg ayrıca yeni NATO Stratejik Konsept belgesinde küresel çapta zorlayıcı politikalar uygulayan Çin’in NATO’ya ve demokrasilere sistematik tehdit oluşturması nedeniyle Asya Pasifik ortaklarla (Japonya, Güney Kore, Avustralya, Singapur) iş birliğinin artırılacağını söyledi. ABD Genelkurmay Başkanı Milley de bir basın toplantısında “her ikisi de önemli askeri yeteneklere sahip olan ve mevcut dünya düzeninin kurallarını temelden değiştirmeyi amaçlayan iki dünya gücüyle, Çin ve Rusya ile uğraşıyoruz.” Dedi. Mevcut düzenin “Washington Consensus” olduğunu söylemeye gerek yok. Herkes buna uyacak yoksa sonunuz Ukrayna ve Rusya gibi olur demeye getiriyor. General Milley’in kendi devleti adına bu açıklamayı yapması normaldir. Ancak Stoltenberg ’in 30 devlet onayı ile alınacak NAC (Kuzey Atlantik Konsey) kararı olmadan Çin’i tehdit olarak kabullenme yapan açıklamaları Genel Sekreter görev tanımı ve yetkileri içinde değildir. O zaman Stoltenberg’e bu açıklamaları kim yaptırıyor? ABD, Küresel güç mücadelesinin asıl ve son perdesinin sahneleneceği Hint-Pasifik’e NATO’yu sürüklemek için Stoltenberg’i kullanıyor. Zira ABD’nin ve bölge müttefiklerinin Pasifik’teki askeri gücü yükselen gücü durdurmaya yetmiyor. NATO’ya ihtiyaçları var. Acele ile kurulan AUKUS’un (Avustralya, İngiltere, ABD İttifakı); Anayasası değiştirilen ve savunmadan saldırı silahlanmasına geçen Japonya’nın ve resmen ABD işgalinin devam ettiği Güney Kore’nin mevcut askeri yetenekleri Çin’i dengelemeye yeterli olmuyor. NATO deniz güçlerine Pasifik’te çok ihtiyacı var. Bu bölge kazanılmadan ve kontrol altına alınamadan doların ve ABD hegemonyasının sürdürülmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Geçmişte alan dışı olduğu halde NATO’nun Afganistan’da ISAF görevinde kullanıldığını da düşünen ABD, Stoltenberg’e hareket serbestisi veriyor.

PASİFİK NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?

İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD, galibin tüm yetkilerini ve kazanımlarını kullanarak yeni dünya düzenini kurdu. Yeni düzenin asıl hamlesini kimin atacağını Pasifik cephesi belirlemişti. Pasifik büyük Avrasya Adasının ön bahçesiydi. Bahçeyi kontrol eden Asya’nın jeopolitik geleceğini belirliyordu. ABD, dünya tarihinin gördüğü en büyük savaş makinesini Avrupa cephesinde değil, Pasifik cephesinde hazırladı ve kullandı. Çünkü bu cephe çok büyük ve dağınıktı. Bir ada devleti olarak başta petrol olmak üzere hammadde kaynaklarına sahip olmadığı halde Japonya 1931 sonrası 1942 yılına gelindiğinde Mançurya’dan Tayland’a; Singapur’dan Yeni Gine’ye Pasifik Okyanusunun güney ve batısında kalan karalara ve adalara sahip olmuştu. ABD, Japonya’yı kademeli sıkıştırarak ve çevreleyerek 4 yılda (1942-1945) işgal ettiği alanlardan çıkarmış, savaş sonunda gerek olmadığı halde iki nükleer bombayı kullanarak Japonya’ya diz çöktürmüştü. Zafer için karada ve denizde 110 bin Amerikan askeri hayatını kaybetmişti. 1942-1945 arasında sekiz muharebe gemisi, 112 değişik tonajda uçak gemisi (82 refakat uçak gemisi dahil), 48 kruvazör, 354 muhrip ve 203 denizaltı inşa etmişlerdi. Donanmaya ayrılan kaynaklar Amerikan ulusal gelirinin %1,5’luk kesimini oluşturuyordu. Bu kadar büyük bir kuvveti dört yılda oluşturabilmek, Amerikan sanayisinin gücünü ortaya koymuştu. Savaş sonrası küresel hegemonyayı Avrupa cephesinde NATO’yu kurarak, 100’den fazla ülkeyi üs ve askeri iş birliği anlaşmaları üzerinden kendine bağlayarak en önemlisi nükleer silahlara yatırım yaparak sürdürdüler. 1945 sonrası kurulan yeni dünya düzeninde Avrasya adası batıdan Atlantik, doğudan Pasifik Okyanuslarındaki devasa Amerikan deniz gücü ile kuşatılmıştı. Hint Okyanusuyla birlikte ele alındığında bu bölgenin kaderini değiştirecek en önemli faktör donanma gücüydü. Donanma gücünün temeli de gemiler kadar üsler zinciri ve gemilere enerji sağlayan petroldür. Pasifik bölgesi petrolde fakirdir ve ithalata yani deniz ulaştırmasına bağımlıdır. Deniz ulaştırması kesilen Japonya gibi bir ada devleti hayatta kalamaz. Savaş bunu ispat etmişti.

RUSYA VE PASİFİK’TEKİ STRATEJİK DENGELER

1949 yılında Sovyetler de nükleer silahlara sahip olunca Amerikan gücüne Avrasya’da dengeleyici bir güç ortaya çıktı. Ancak bu gücün okyanuslara sınırsız erişimi yoktu. Kıtasal bir güçtü. Pasifik cephesinde Sovyetler Japonya’ya son anda savaş ilan etmiş ve ganimet olarak Kuril Adalarını tek kurşun atmadan ilhak etmişlerdi. Bu adaların ilhakı ile Sovyetlere jeopolitik anlamda en azından kritik Sahalin adası, Kamçatka yarımadası ile Okhotsk Denizinin ileriden savunulması ve kuşatılmaya karşı denizde büyük bir jeostratejik eksen sağlarken Arktik Okyanusuna giriş kapısını emniyete almıştı. Büyük bir jeopolitik hamleydi. 1904-1905 Rus Japon Harbi sonunda son derece küçültücü bir yenilgi yaşayan Rusya, üstün Japon Deniz gücü nedeniyle 1945 sonrasına kadar Pasifik Okyanusuna çıkamamıştı. Bu hamle ile 1945 sonrası kritik Pasifik ön bahçesi emniyete alınmış oldu.

ÇİN’İN YÜKSELİŞİ

İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Pasifik’in en kalabalık ülkesi Çin, daha ulusal birliğini sağlamamıştı. Nüfusu yarım milyar, milli geliri 20 milyar dolardı. (ABD’nin 280 milyar dolar) Son 14 yılda (1931-1945) savaşlardaki toplam kayıpları 20 milyonu aşmıştı. 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti Mao liderliğinde kuruldu. Ancak iç savaş sonunda kıyılarından 100 mil uzaklıktaki Tayvan (Formosa) Adası General Çan Kay Şek liderliğinde ABD’ye bağlı bir devlet olarak anavatandan koparıldı. Bu hamle Çin’i denizden çevrelemek ve bir nevi Okyanuslardan irtibatını kesmek için kullanıldı. Ancak Çin, 21. Yüzyılın başında 500 yıl aradan sonra denizlere geri çekilmemek üzere döndü. Eski Başkan Hu Cintao, görevini Xi Jingpin’e devrederken yaptığı konuşmada Çin’in hızla bir denizcilik gücü olması gerektiğinin altını çiziyordu Deniz gücünü geliştirmesi hem jeopolitiğin hem de yükselen ekonomisinin bir sonucuydu. 1945’te 20 milyar dolar olan milli gelirini 2022 yılında 17 Trilyon dolara çıkarması, Pasifik’te 1945’te oluşan ve sonsuza dek sürmesi beklenen düzeni köklerinden sarstı. Satın alma gücü paritesinde dünyanın en büyük ekonomisi ve en büyük üretim merkezi olan Çin, 2008 finans krizinden sonra dünya ekonomisinin büyümesinin üçte birini gerçekleştirdi. Bugün dünyada üretilen 100 ürünün 30’u Çin’de 17’si ABD’de üretiliyor.

ABD’NİN BÜYÜK ENDİŞESİ: ÇİN’İN DENİZ GÜCÜ

Çin büyüyen ekonomik gücünü son 25 yılda deniz kuvvetlerine yansıttı. Büyüme devam ediyor. Bugün 239’u ana muharip unsur olmak üzere 777 gemiye sahipler. Bu sayı ABD için 490 civarında. 1991-2020 arasında 52 denizaltı ve 67 suüstü gemisi (firkateyn, muhrip) hizmete sokan Çin’in 1991 yılında yeni nesil modern av/bombardıman uçağı yokken bugün 1080 modern savaş uçağı var. Dünyanın en büyük 15 konteyner limanının 8’i Çin’de ve ihracatının %96’sı mamul, %35’i yüksek teknoloji ürünü. (ABD için yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki oranı %20’dir.) 2020 yılında limanlarında toplam 245 milyon konteyner hareketi tespit edildi. (Dünyanın üçte biri) Dünyada inşa edilen tüm gemilerin %50’ye yakını Çin’de üretiliyor. Aynı zamanda 102 milyon DWT. toplam milli bayraklı tonaj ile dünyanın en büyük ikinci deniz ticaret filosuna sahipler.

HEDEF: RUS-ÇİN DAYANIŞMASINI KIRMAK

Mevcut hegemon ABD, bugün üretim, ticaret ve finansta büyüyen ve askeri yetenek alanında yükselen Çin’i durdurmak zorunda. Bu süreçte özellikle deniz boyutunda çok geç kaldıklarının farkındalar. Her geçen gün, güç dengesini ABD aleyhine bozuyor. Zelensky ve ABD çıkarlarına kurban edilen masum Ukrayna halkı sayesinde, en azından beklenen büyük Pasifik krizinde Rusya’nın Çin’in yanında tüm olanaklarıyla yer almasını geciktirmiş oldular. Büyük amaç Rus-Çin dayanışmasını kırmaktır. Bu dayanışma 10 yıl önce ivmelendi. ABD’nin pivot strateji ile bölgedeki yığınaklanmasından çok rahatsız olan Çin ve Rusya, 2012 yılı sonunda savaş gemi/uçaklarının katılımı ile Pasifik Okyanusunda ilk birleşik deniz tatbikatını icra etti. 2018 yılında 55 bin askerin katıldığı Keen Sword Japon ABD Ortak tatbikatından kısa süre sonra Japon savaş gemisinin SM3 Blok 1 B füzesi ile ilk kez atmosfer dışında yaklaşan bir balistik füzeyi düşürmesi bölgedeki stratejik dengeleri alt üst etti. Japon savunma doktrinine göre Japon Öz Savunma Deniz Kuvvetleri (JMSDF) Japonya’nın 1000 mili içindeki deniz alanından sorumludur. Bu alanın dışındaki Hint Okyanusu ve Malakka Boğazı gibi alanlarda Japon deniz çıkarlarının savunulması ABD’den beklenir. Ancak ABD, 1000 milin içinde de Rusya veya Çin’e müdahil olacağını çok önceden ilan etti. 2010 yılında Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, “Doğu Çin Denizinde ’Senkaku/Diaoyu adacıklarının savunması ABD-Japonya 1960 Güvenlik İttifak Antlaşmasının 5’inci maddesi kapsamına girer” açıklamasını yapmıştı.

ÇİN’İN ZAYIFLIKLARI

ABD, Pasifik’te Çin’i üç ayrı hassas noktasından sıkıştırıyor. Birincisi Tayvan Sorunu. İkincisi Malakka Boğaz’ından geçen ham petrol (%80) ile Avustralya’dan gemiler ile gelen LNG gazına (%40) bağımlılık. Üçüncüsü, Güney Çin ve Doğu Çin Denizlerindeki ada, adacık ve kayalıkların egemenlik ve deniz yetki alanı sınırlandırma sorunu. Yakın gelecekte Tayvan veya Güney/Doğu Çin Denizleri ile ilgili bir sorun üzerinden bölgenin ısınması beklenebilir. Büyük satranç tahtasında Pakistan’da Başbakan İmran Han’ın ABD etkisi altındaki muhalefet sayesinde güven oyu alamaması sürecin başlamasının işaret fişeğidir. Pakistan ve İmran Han’ın Çin ile yakın ilişkileri göz önüne alınırsa olası bir Atlantikçi rejim değişikliği Çin için ciddi kayıp olacaktır. Diğer yandan 22 Mart 2022 günü bölgede önemli bir gelişme yaşandı. Rusya, Japonya ile 1956 yılından bu yana devam eden, İkinci Dünya Savaşını bitiren ve aynı zamanda Kuril Adalarının statüsünün belirleneceği Barış Anlaşması görüşmelerinden geri çekildi. Japonya’nın Rusya’ya uyguladığı ambargo ve yaptırımlar bu hamlede en önemli sebepti. Japonya artık Rusya’nın düşmanları kategorisinde ülke konumundadır. Bu durum güçler denkleminde Çin lehine fiili durum yaratacaktır.

ABD, BÖLGEDE NATO TİPİ YAPILANMA İSTİYOR

NATO genel Sekreteri Stoltenberg’in ve Amerikan Genelkurmay Başkanının keskin Çin çıkışları dikkate alınmalıdır. Zira ABD’nin zamanı daralmaktadır. ABD, Rusya’ya ekonomik baskının küresel daralma ve yoksunluğa rağmen tavan yaptığı ortam ile şeytanlaştırma ve düşmanlaştırma sürecinden azami yararlanmak isteyecektir. Tayvan’a silah satışı, Japonya’nın silahlanma projeleri, Güney Çin Denizindeki kışkırtıcı savaş gemileri ile seyir serbestisi geçişleri yakın zamanda artacaktır. Halen, ABD-Japonya ve ABD-Güney Kore ve AUKUS güvenlik ittifak antlaşmaları bölgedeki en önemli işbirliği araçları olmaya devam ediyor. ABD, son yıllarda Kamboçya, Endonezya, Filipinler, Yeni Zelanda ve Vietnam ile Savunma İşbirliği/Diyalog antlaşmaları imzaladı. Avustralya’da 2500 deniz piyadesi için üslenme; Singapur’da 2 savaş gemisi konuşlandırma ve uçak gemisi onarım/yanaşma kolaylıkları elde etti. Ayrıca Japonya’da Okinawa ve Yokosuka üslerinin genişletilmesi ile bölgede bir uçak gemisi daha konuşlandırma imtiyazı kazandı. Kuzey Kore’nin balistik füze ve nükleer silah testlerini bahane ederek, Japonya, Guam, Alaska ve Güney Kore’ ye yeni Füze Savunma (BMD) silah ve sensör sistemleri yerleştirdi. Yakın bir gelecekte şimdilik NATO toplantılarına ve zirvelerine davet edilen ABD yanlısı devletlerin gelecekte NATO üyelik süreçlerinin başlatıldığını duymamız sürpriz olmayacaktır. Zaten 30 üye ile oydaşma temini son derece zorlaşan NATO’nun gelecekte karar alması imkansıza yakın olacaktır.

BÖLGE NATO İÇİN DEZAVANTAJLAR SUNUYOR

Bölgenin çok dağınık ve mesafelerin çok büyük olması Pasifik’te NATO benzeri bir yapı kurulsa bile etkinliğini tartışmalı kılacaktır. Bir diğer sorun lojistik destek ve enerji sorunudur. Çin 2013 sonrası gerçekleştirdiği Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ile en azından kıtasal zeminde ulaştırma ve enerji nakil hatlarını güvenceye almış görünüyor. Halbuki gerek Japonya, gerekse G. Kore ve Avustralya ham petrolde ithalata bağımlı devletler. ABD, kendi başına petrol ürünlerinde yeterli olsa da petrolün ABD adasından Pasifik harekât alanına getirilmesi tankerler ve deniz ulaştırması ile olacaktır. Bu ulaştırmaya Rus ve Çin denizaltıları izin vermeyecektir. Kısacası Çin Pasifik cephesinde namludan ilk mermi çıktığı andan itibaren uzun soluklu bir savaşın deniz cephesinde kıtadan denize çıkan bir büyük gücün her türlü olanağına sahip olacaktır. Malakka Boğazı kapansa bile kara temelli boru hatları ve diğer ulaşım hatları üzerinden en azından savaşı idame edebilecek petrol nakliyatını Rusya, Kazakistan, Türkmenistan üzerinden idame edecektir. Halbuki bölgeye girecek olan NATO petrol ihtiyacını nasıl karşılayacaktır? Unutulmamalıdır ki Japonya İkinci Dünya Savaşında çok hızlı şekilde Asya kıyısı ve Endonezya Adalarındaki petrol merkezlerini elde ederek Japon savaş makinesini besleyebildi. Ancak 1943 başından itibaren dünya tarihinin gördüğü en acımasız kayıtsız şartsız denizaltı harbine maruz kaldılar, 4 yılda 3000’e yakın Japon tanker ve şilebi Amerikan denizaltıları tarafından batırıldı. Böylece Japon gemi, uçak ve tanklarının deposuna koyacak benzin ve motorin bulamadılar. Ada devleti olarak kıtada tutunamayacakları kadar büyüdüler ve güçlü bir deniz gücü kıta ile ada arasındaki ulaştırma hatlarını kesince her şey bitti. Bugün Pasifik’te benzer durum yaşanıyor. ABD yanlısı cephe petrole sahip değil. Basra Körfezine bağımlılar. Ancak silahlar patladığında Basra Körfezi kapanacaktır. Diğer taraftan Rusya’nın tam kontrolünde olan Arktik Okyanusundaki Kuzey Deniz Rotası (NSR) üzerinden ABD deniz tehdidine maruz kalınmadan Çin’in Pasifik limanlarına tankerlerle petrol nakliyatı sağlanabilecektir. ABD’nin Pasifik üslerini ve Japon adalarını petrolle destekleyebilmesi için çok yoğun Denizaltı Savunma Harbi faaliyetlerine odaklanması gerekecektir. İşte NATO deniz gücü en azından tam da bu noktada Denizaltı Savunma Harbi için elzemdir. Ancak yeterli değildir. Kısacası ABD ve müttefiklerinin işi Pasifik’te son derece zordur. Çin, nüfusa, üretim gücüne, yakıta ve güçlü bir donanma ile gelişmiş silah sistemlerine sahiptir. Zor bir rakiptir. Bu rakip karşısında Amerikan uçak gemilerinin yaşama şansı yoktur. Daha da önemlisi ABD’nin çamurda savaşacak askeri yoktur. Amerikan kamuoyu Vietnam sonrası yüksek sayıda asker kayıplarını hazmetmekte sıkıntılıdır. O nedenle Ukrayna’ya Amerikan askeri ayak basmamıştır.

ÇİN VE RUSYA GÜVENLİK DEVLETLERİDİR

Ukrayna’da yaşanan kriz küresel satrancın küçük bir hamlesidir. Bu hamle iki hedefe yöneliktir. Birincisi Rusya’nın Baltık, Adriyatik ve Akdeniz’den tamamen soyutlanması diğer bir deyişle üç denizden geçen bir yayla Avrupa ve Atlantik’ten tamamen dışlanmasına yöneliktir. Diğer bir hedef de Çin’in gelecek bir hesaplaşmada Rusya’dan stratejik yardım almasının önlenmesi ve Rusya’nın askeri ve ekonomik baskılarla enerji ve kan kaybı yaşamasıdır. O nedenle Ukrayna istese de savaş durmayacaktır. Zira ABD Zelensky’nin barış masasına gideceği her an yeni bir kışkırtma ile savaşın devamını sağlayacaktır. Aynı strateji gelecekte Çin’e de uygulanacaktır. Ancak Çin’in durumu Rusya’dan farklıdır. Çin silaha son ana kadar başvurmayacaktır. Rusya’nın dünya ekonomisine katkısı %2 kadardır. Çin’in ise %14. Çin, kıtada topladığı büyük enerjiyi ekonomik gücünü kullanarak askeri enerjiye çevirmeyecektir. Ancak kritik eşik aşıldığında bu gücü çok yönlü kullanacaktır. Kıtaya ve yakın çevresinde denize hakim ancak hepsinden önemlisi Malakka Boğazı kapansa dahi Avrasya’nın ham petrol kaynaklarına kıtadan ve Arktik rotalardan erişim sağlayan bir güç olarak savaşı devam ettirme azim ve kararlılığı daha büyük olacaktır.

TÜRKİYE DERSLERİ

Türkiye, Ukrayna Rusya krizinde tarafsızlığını bozacak hamlelerden uzak durmalıdır. Batının başta ABD ve AB olmak üzere Türkiye’nin ve iktidarın gururunu okşayan söylem ve eylemlerinin lehimizde jeopolitik içerik taşımadığını bilmelidir. 2023 Amerikan savunma bütçesinde PKK, PYD/YPG’ye milyonlarca dolar tahsisat yapıldığını hatırlatmak isterim. Ya da İsveç’in Ankara Büyükelçisi verdiği bir demecinde Türkiye ile AB yakınlaşması başlayabilir…Bunun için Doğu Akdeniz’de gerilim azaltılmalıdır” diyebiliyor. Yani, Mavi Vatan ‘dan vaz geçin; Kıbrıs’tan asker çekin. ABD ve AB için vekil olmaya devam edin demeye getiriyor. Karadeniz’deki kriz Türkiye’nin değerini ve özgül ağırlığını denge unsuru olarak çok yükseltmiştir. Bu coğrafya, ancak tarafsız kalınarak, Asya ve Atlantik arasında Türkiye’nin jeopolitik çıkarları ve halkının güvenliği hedefleri paralelinde değerlidir. ABD Kongresinin kışkırtıcı söylemlerine kanarak Ukrayna’ya TB2 SİHA satış tuzağına düşmemelidir. Zira tarafsızım diyen ve Montrö 19. Maddesini uygulayan bir devlet savaşanlara silah satmaz. Bu ikazları yapmak yurdunu ve halkını seven her kesimin görevidir. Zira devletin hükümetler üzerinden yaptığı hataların bedelini halk ödemektedir. İkaz etmediğimiz sürece biz de hatanın parçası oluruz. Emperyalizmin tuzaklarına düşen ülkelerin durumunu görüyoruz. 15 Temmuz 2016’da biz de o tuzağa düşmedik mi? Emperyalizmin korumasındaki FETÖ yapılanması on yıllarca büyüyerek ve kanser gibi yayılarak sonunda Türk halkına ateş açmadı mı?

(Yapı Kredi Yayınlarından çıkan ve türünde ilk kez yayınlanan “Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik” isimli kitabım 15 Nisan’da okuyucu ile buluşacak. Mavi vatan ve deniz sevdalılarına duyurulur.)

Anahtar Kelimeler:
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
TOSFED, Formula 1 pisti ile ilgili iddialara cevap verdiÖnceki Haber

TOSFED, Formula 1 pisti ile ilgili iddia...

Kendinden Kaçak filminin galası yapıldıSonraki Haber

Kendinden Kaçak filminin galası yapıldı

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar