• DOLAR
    7,8225
  • EURO
    9,3318
  • ALTIN
    454,99
  • BIST
    10,4575
Fransız malı

Fransız malı

Fransızların ‘Trois Glorieuses’ diye bir terimleri var.
            ‘Üç övünç günü’ mü desem, ‘üçlü zafer günü’ mü bilmem.
            27-28-29 Temmuz 1830 günlerindeki ‘başkaldırı’yı dillendirmek için söylenmiş.
            ‘1830 Devrimi’ diyenler de var.

            Fransızların ‘Trois Glorieuses’ diye bir terimleri var.

            ‘Üç övünç günü’ mü desem, ‘üçlü zafer günü’ mü bilmem.

            27-28-29 Temmuz 1830 günlerindeki ‘başkaldırı’yı dillendirmek için söylenmiş.

            ‘1830 Devrimi’ diyenler de var.

            ‘1789 Devrimi’, ‘1830 Devrimi’ ve ‘1848 Devrimi’ ki, gerçekte ‘Trois Glorieuses’ böyle anılmalı diyerek, kendi payıma gerçek ‘Fransız Malı’nın bunlar olduğunu söyleyebilirim.

            Ki, bu ‘Mal’ları ne boykot edebilirim ve ne de vazgeçebilirim.

            Bu günlerdeki ‘boykot’la nasıl bir ilişki kurulabileceğini ise kısaca şöyle anımsatmak gerekebilir:

            26 Temmuz 1830 tarihinde, o dönemdeki Fransız Resmi Gazetesi ‘Moniteur’ 60 000 yetenekli burjuvanın, yaklaşan seçimlerde oy kullanabileceğini ‘müjde’liyordu.

            O arada ünlü beş ‘Ordonance’ yayımlanmıştı.

            Fransız halkı 27, 28 ve 29 temmuz günlerinde, üç gün boyunca sokaklara döküldü.

            Ne Kral Charles X, ne büyük oğlu Luois XIX ve ne de torun Henri V’i istemediklerini ve hatta kralın boynunun vurulmasını istiyorlardı.

            ‘Ülke’ gerçekten ‘tehlike’ içindeydi, yani bir ‘Beka sorunu’ vardı.

            Kralın aklına ilk gelen ‘Cezayir seferi’ yaparak, halkı bir ‘millî dava’ uğrunda birleştirmeyi denemekti.

            Önce ‘basın ve yayın özgürlüğü’nü kısıtlayan (kanun hükmünde kararname?) ‘ordonance’ yayımlandı.

            İkinci ordonance ‘Meclisi fesh’ edecekti.

            Üçüncüsü oy verecek burjuvaların sayısını kısıtlamayı öngörüyordu. Böylece burjuva sayılan kimi esnaf ve zanaatkârlar da oy veremeyecekti.

            Dördüncüsü seçimleri Eylül ayına ertelemeyi öngörüyordu.

            Beşinci ordonance ise ‘sadık yüksek bürokratlar’ı belirliyordu.

            Genç gazeteci Adolphe Thiers Ulusal (National) adlı gazetede bu bir ‘sivil’ ‘Darbe’dir diye yazacak ve ‘Yasaların yerini zor alıyor’ diye haykıracaktı.

            “(Ana)Yasal rejim kesintiye uğratılmıştır” diye ekleyecekti.

            Bunun üzerine 27 Temmuz’da kimi ‘muhalif gazeteler’in yayını durdurulacaktı.

            Eğer o günlerde televizyon olsaydı, ‘ekranları karartılmış’ olacaktı.

            Bütün bu olanların üzerine, esnaf Paris’te ‘kepenkleri’ indirdi’.

            Öğrenciler yürüyüşe geçti.

             Ve asker silaha sarıldı ve 200’e yakın göstericiyi öldürdü.

            Ancak bir hafta sonra, adı geçen kararnameler geri çekilerek, 7 Ağustos 1830’da ‘Kral kaçtı yaşasın kral’ misali, yeni bir anayasa yapıldı ve Charles X tahtı Orléans Dükü  Louis-Philipe I’e bıraktı.

            1830 Devrimi, Eugène Drlacroix tarafından bir yıl sonra yapılan ve bugün dünyanın neresinde olursa olsun her ‘haklı başkaldırı’da ellerde taşınan resmi ile ölümsüzleştirilmiştir.

            Bitirirken şu konuyu da eklemeden geçmek olmaz.

            Her ne kadar 27, 28, 29 Temmuz’da halk ayaklanmış ise de, üç ay kadar önce, 18 Mart 1830’dan 221 muhalif milletvekili ‘Meclisin Feshi’ni isteyen görkemli bir yürüyüş yapmışlardı.

            Öyle ‘Grup toplantıları’nda ‘öneriyoruz’, ‘uyarıyoruz’, ‘doğru yaparsanız yanınızdayız’ türü, bol keseden atıp tutmamışlardı.

            Halka ‘önderlik’ etme ‘bilgi’, ‘beceri’ ve ‘yetenek’ sahibi idiler.

            İşte benim vazgeçemeyeceğim ‘Fransız Malı’nın öyküsü böyle.

            Yoksa ‘Danone’ yoğurduna kaşık sallayıp, ‘Rockfort’ peynirine bıçak saplamakla ‘boykot-moykot’ olmaz diyelim.

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
habip erdem

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM