Yeni Muhalefet

escort bolu escort adiyaman escort aydin escort agri escort kirsehir escort aksaray escort amasya escort erzurum escort bartin escort batman

Devlet’in bekası

Devlet’in bekası
Süleyman Çelik
Süleyman Çelik( scelik44@gmail.com )
49 views
09 Ocak 2019 - 18:18

Türkiye’de demokrasinin önündeki en büyük engel ‘Siyasal Partiler Yasası’dır. Bu yasa parti liderlerine diktatör, hatta despot yetkileri vermektedir. Lider istediğini parti yönetimine alır, milletvekili, belediye başkanı yapar; kendisine ters düşen il / ilçe yöneticilerini görevden alır, yerlerine istediklerini atar; kurultayda kendisini seçecek delegeleri belirler vs.

Dolayısıyla liderleri demokratik yoldan değiştirmek olası değildir. Zoraki ve aykırı bir politikacı ve liderlik yapmış olan Rahmetli Erdal İnönü bu gerçeği, “parti liderleri ancak ya ölünce ya da Cumhurbaşkanı olunca değişebilir” sözleriyle ifade etmiş; kendisi istifa yoluyla liderliği ve politikayı bırakarak, bu antidemokratik olguya karşı olumlu bir örnek olmak istemiştir. Ancak kimse onu örnek almadığı gibi, şimdi artık Cumhurbaşkanı olunca da lider değişmiyor!..

Sözde hepsi demokrat olan parti liderleri, antidemokratik birçok hüküm taşıyan 12 Eylül Anayasası’nı, Cunta dönemi bittikten sonra sürekli eleştirdiler ve bu eleştiriler doğrultusunda birçok değişiklikler de yapıldı; ancak kimse Siyasal Partiler Yasasının demokratikleştirilmesinden söz etmedi. Liderin sözünü etmediği bir konuyu, milletvekilleri ya da diğer üyelerin gündeme getirmesi olanaksız olduğu için konu dokunulmaz oldu. Öyle ki Anayasa’nın değiştirilemez denilen ilk 4 maddesi bile, arada bir gündeme getiriliyor, tartışılıyor ama Siyasal Partiler Yasasının gündeme getirilmesi olası değil; yani esas tabu bu! Çünkü bunu gündeme getirmek değil de ağzına alacak olan bir milletvekilinin siyasal yaşamı sona erer…

Hal böyle olunca liderler bunun keyfini çıkarıyor. Devletin hazineden partilere verdiği yüz milyonlarca lira ile lüks genel merkez binaları yaptırıyor, makam odaları döşüyor ve buralarda, etrafındaki şakşakçılarla geyik muhabbeti yapıyorlar. Haftada bir gün grup toplantısında konuşma yapmak dışında bir iş de yok. Hepsi 70 yaş civarındaki liderler için bundan daha güzel emeklilik yaşamı olur mu?

Özellikle Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi, kendisini ve ailesini varsıllaştırmak gibi tutkuları olmayan insanlar için, iktidar olmanın bir çekiciliği de yok; çünkü iktidara geçecek olurlarsa, bu rahat yaşamlarının sona ereceğini, çok çalışmaları gerektiğini biliyorlar. Bu nedenle sürekli seçim kaybettikleri, taraftarlarını sürekli hayal kırıklığına uğrattıkları halde istifa etmeyi hiç akıllarına getirmiyorlar. Oysa gerçek demokrasilerde seçim kaybeden lider istifa eder ki yeni seçilen lider, estirmesi olası hava ile partiyi iktidara taşısın…

Üzerinde kalsa Kılıçdaroğlu, belki iktidar olmaya çalışır ama Devlet Bahçeli bu konuda isteksizliğini iki kez gösterdi. 2002’de, Amerika’nın “Truva Atı” Kemal Derviş ile birlikte erken seçim isteyerek kendi kendisini iktidardan düşürdü. Oysa 2001 ekonomik krizini gidermek üzere hükümetin uyguladığı acı reçeteler sonucunu vermeye, ekonomi düzelmeye başlamıştı. Ancak milletin ağzındaki acı gitmeden yapılan seçim, AKP’yi iktidara getirdi, MHP barajın altında kaldı.

AKP’nin PKK ile birlikte uyguladığı çözüm süreci, halkın tepkisini çekince 2015-7 Haziran seçimlerinde AKP %10 kadar oy kaybederek Meclis’te çoğunluğu kaybederken MHP oy patlaması yaptı ve 80 milletvekili kazanarak, koalisyon ile de olsa iktidar olma şansını yakaladı. Ancak tüm önerileri ret eden Bahçeli koalisyon ortağı olmayı bırakın, “MHP’li birinin Meclis Başkanı olması” önerisini bile kabul etmedi. Bu arada seçmenin uyarısını iyi değerlendiren AKP, çözüm sürecini sonlandırıp teröristlerle mücadeleye başlayarak Güneydoğu’yu PKK’nın kurtarılmış bölgesi olmaktan çıkarınca 4 ay sonra yapılan seçimde, kaybetmiş olduğu milliyetçi oyları geri alarak, yeniden tek başına iktidar oldu. MHP’nin milletvekili sayısı 80’den 40’ düşerek yarı yarıya azaldı.

Milliyetçi seçmenin bu tepkisi parti içinde de yankı yaptı ve Bahçeli’ye karşı harekete geçen bir grup olağanüstü kongre için imza toplamaya başladı. Gerekli yeterli imza toplanmasına karşın, AKP’ye sığınan Bahçeli yargı yoluyla kongre toplanmasını engelledi. Sonuçta muhalifler partiden ayrılarak yeni bir parti kurdular; bu şekilde ülkücüler bölündü, hareket zayıflamış oldu ve iktidar olma şansı yok edildi. Ancak bunlar Bahçeli’nin umurunda değildi; o sadece koltuğunu korumak istiyordu. Çünkü biliyor ki genel başkanlığı kaybedince saltanat sona erecek. Bugün elini eteğini öpen yalakalar “kral öldü, yaşasın yeni kral” diyerek yeni lidere koşacak ve o yalnız başına kalacak. Oysa yaşlılar için en kötü şey yalnızlıktır…

Arapça bir sözcük olan “beka”, “kalıcılık, ölmezlik” demek. “Devletin bekası” sözünü en çok kullanan Devlet Bahçeli, eğer BOP tehdidi ile kuşatılmış TC’nin bekasını düşünmüş olsaydı, iktidar olmak isterdi. İstemediğine göre, sözünü ettiği “Devlet”, Bahçeli olmasın!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

KÖŞE YAZARLARI
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -

Olaylara ayrı bir bakış, ayrı bir yorum