• DOLAR
    $1.091,3300
  • EURO
    $0,2658
  • ALTIN
    $34.771,0000
  • BIST
    $133,0900
Benim adamın yok!

Benim adamın yok!

“Benim hırsızın iyi” ya da “benim teröristim insan sever” anlayışının nelere mal olduğunu, toplumu nasıl “erozyonlara” sürüklediğini anlatmaya gerek yok!
Hırsız hırsızdır; çalar, çırpar, kişisel doyumu uğruna herkese zarar verir!
Terörist teröristtir; kimsenin gözyaşına bakmaz, yıldırıcılığından ödün vermez/  engel olana zarar vermekten kaçınmaz!

 

“Benim hırsızın iyi” ya da “benim teröristim insan sever” anlayışının nelere mal olduğunu, toplumu nasıl “erozyonlara” sürüklediğini anlatmaya gerek yok!

Hırsız hırsızdır; çalar, çırpar, kişisel doyumu uğruna herkese zarar verir!

Terörist teröristtir; kimsenin gözyaşına bakmaz, yıldırıcılığından ödün vermez/  engel olana zarar vermekten kaçınmaz!

Kimsenin “hırsızını/ teröristini” savunmaya kalkışmasına gerek olmadığı gibi, geçmişte “bana suç işlediklerini söyletemezsiniz”  diyenlerin ülkeyi nelere sürüklediklerini/ ülkenin nelerine mal olduğunu/ toplumu hangi sığ sularda bıraktıklarını anımsamayan yoktur!

Ders çıkarılması gerekmiyor muydu?

***

Konu “hırsızlık”, ya da “terörizm” değil ama “gidiş yolu” benzer/ aynı!

Birkaç gün önce yeni yılın ilk toplantısını yapan Adana Anakent Belediyesi, her zamanki gibi günün önemine değiniyor, bu yıl 99’uncusu kutlanan 5 Ocak Adana’nın Kurtuluş Bayramı ile 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyor, sonra da söz almak isteyenler konuşuyor.

Covid 19 sürecinde yaşananları “yerel yönetimlerin” konuşması, kent yurttaşlarının sorunlarına çözüm üretmesi, yaşamla “bağ” kurmakta zorlananlara el uzatması, kanayan yaraları sarması önemli konular…

Aylardır yaşadıkları işsizlikten/ gereksinmelerini edinememekten/ doyamamaktan dolayı “bunalım” içinde olanları “sürekli” görüşlerini aldıkları muhtarlıklardan duymadıklarını/ onları bilmediklerini sanmıyorum!

Yerel yönetimler, yönetimde yer alan üyeler “senin/ benim” demeden bu konuları ele alabiliyor mu, yoksa “benim hırsızım/ benim teröristim” anlayışıyla konudan sapma eğilimi mi sergiliyorlar?

***

“İktidarın” yerel seçim başarısızlığının ardından kullandığı “topal ördek” deyimini unutanlara anımsatayım, her toplantıda “özellikle” Adana’da yaşananlarda “izleri” var!

Meclis üyelerinin çokluğu nedeniyle başkan “bir tür” köşeye sıkıştırılabiliyor; ne yaparsa, ne isterse, ne önerirse, ne söylerse “anlama” gereği duyulmadan “seninse kötü” mantığı sergileniyor!

Başkan Zeydan Karalar’ın açılış konuşmasından sonra söz alan AKP Grup Başkanvekili Ozan Gülaçtı, 2020 yılının Adana’nın iyi yönetilmediği bir yıl olduğunu söyleyerek, tüm eleştirilere karşın yönetimsel anlamda en ufak bir ilerlemenin sağlanamadığını belirttikten sonra şunları söylüyor:

”Adana’da son 20 ayda taş üstüne taş konulmadı. Adana’nın geleceği çalındı. Siyasi soykırım yapılarak 2-3 bin arası insanın işine son verildi.”

Geçtiğimiz yılın salt Adana için değil, dünya için iyi bir yıl olmadığı açık. Ancak geçtiğimiz yıl öncesinde Adana’nın yurdumuzun en yoksul iki kentinden biri olduğu gerçeğini de unutturmuyor kanımca!

Bir yerel yönetimin, üstelik “topal ördek” konumu yaşatılacağı “ilk ağızdan” söylenen bir kurumun “neler” yapabilecekse/ “neleri” yapmaya gücü yettiyse onları “istendiği” gibi yaptı, Adana Anakent Belediyesi…

Covid 19’un Adana’yı zorladığı günlerde küçük/ büyük toplu taşımaya destek olunmasının ardından, yurttaşın hastane kapılarında uzun kuyruklarda yaşadığı “acıyı” azaltmak için çalışmasını yaptığı “sahra hastanesi” konusunu, yerel sözcüler bırakın, mecliste/ televizyonların tartışma izlencelerinde yer bulduruldu birazcık titremeden/ birazcık “böyle mi olmalı” demeden!

***

Anlaşılmayan/ anlaştırılmayan bir durum var:

Bu ülkenin yoksulluğunun/ işsizliğinin/ doyumsuzluğunun “nedeni” sanki Adana Anakent belediye Başkanı Zeydan Karalar; öyle mi?

Yirmi yıldır “ülkede” yerinden oynamamış taş bırakmayan “iktidar”, işe alımlarda KPSS’ye aldırmayan “liyakatsiz” yapı, tanık olduğum “kayıtlı üyemiz değilsin” saptaması, en önemlisi de “yerelde” yirmibeş yıldır “işe alım kapılarına” yaklaştırılmayan CHP’liler…

Çalışanın işinden uzaklaştırılması ne denli yanlış/ çağdışı bir tutumsa, yıllardır hiçbir sosyal güvencesi olmadan/ yarını bilinmeden/ kapı önüne bırakılma korkusuyla “açlık” sınırında çalıştırılması da yanlış/ çağdışı!

Ozan Gülaçtı, bu olguyu “siyasi soykırım” olarak adlandırmadan önce, iş alanlarının kapanmasına karşın, “işsizliğin” düştüğünü ileri süren yapıya “iktidarın” verdiği “sonsuz” desteği sorgulamalı kanımca, orada nasıl bir “soykırım” yapıldığını söyleyebilmeli…

***

Ne diyorum biliyor musunuz?

Başkan Karalar’ı seçimde desteklememe karşın “sanırım” en çok da eleştiren benim…

Ancak burada savunmam gerektiğini/ yanında duranların “derin” sessizlik içinde olmaları bunu değiştiremeyeceğinin de bilinmesini istiyorum.

Ayrıca eğer bir haksızlığa uğradığını, özgürlüğünün yok sayıldığını, haklarının sağlanmasının engellendiğini düşünürsem Ozan Gülaçtı’yı da aynı biçimde destekleyeceğim bilinsin!

Benim hırsızım, benim teröristim, benim adamın yok; insan için, gelecek için iyi düşüncelerim var!

Bilindik “muhalefet” anlayışı olan “çamuru at/ izi kalsın” da bana göre değil!

Yeni “muhalefet” deme nedenim de ondan…

110121

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM