• DOLAR
    5,7645
    % 0,89
  • EURO
    6,4008
    % 0,98
  • ALTIN
    278,1607
    % 0,76
  • BIST
    95.394
    % -0,13
Bayram Gazetesi…

Bayram Gazetesi…

Bu lafı etmekten hiç hoşlanmıyorum ama başka çarem yok; ‘eskiler” hatırlayacaklardır bayramlarda “bayram gazetesi” çıkardı…

 

Bu lafı etmekten hiç hoşlanmıyorum ama başka çarem yok; ‘eskiler” hatırlayacaklardır bayramlarda “bayram gazetesi” çıkardı…

Şimdilerde neredeyse “gazete” çıkmayacak hale geldi ülke…

Toplumun da umurunda değil…

Çıkıp çıkmaması çok önemli değil ama en azından “yandaşlık” bir kaç günlüğüne de olsa ortadan kalkar halk gerçek haberleri okurdu…

Neyse! Deveye sormuşlar neren doğru diye; nerem doğru ki demiş…

***

Herkesin bir bayram hikayesi vardır…

Kimin yok ki…

Dün yazmıştım; oğlu askerde olan her anne için “evladı” kurbanlık koyun haline geldi. Onun için bayram bazen bayram değildir, demiştim…

Kızanlar da olmuş,

Hak veren ve üzülenler de, ama keşke cümlem yanlış olsaydı…

Maalesef değil…

Oğlu sınır karakollarında asker olan bir annenin, ablanın ne hissettiğini bilen var mı?

***

Kardeşi askerde olan bir ablanın, sokakta rastladığı üniformalı bir askere, ya da devriye gezen jandarmaya sarılıp;

Gözleri dolarak nasıl içten ve yürekten; “kurban olurum ben sana” dediğini hiç duydunuz mu?

Bence bir düşünün…

Ve gelen şehit tabutlarının sayısına bir bakıp empati yapın…

Ne demek istediğimi anlarsınız…

Yoksa bu vatan bizim, bir karış toprağı için canımızı severek feda ederiz…

Mesele o değil…

Bunlar için ölmeye hatta üzülmeye değmez…

***

Neyse gelelim eski bayramlara…

On yedi yıldır ülkeyi yönetenler “at gözlüğü” takarak bayram kutlamamıza sebep oldular ya, nedense hiç birimizin aklına “evrensel gözlükler” takın yeter artık demek gelmedi…

Onun için uzay ve bilişim çağının küçümsendiği bu günlerde, nasıl kutlanırsa kutlansın adına “bayram” deyip geçip gidiyoruz…

Hala ‘Ramazan Bayramı’ ile ‘Şeker Bayramının’ aynılığına rağmen biatçi ”siyasi” ve dinci kafalar toplumdan ayrı bir yerlere çekip duruyorlar.

Şu ana kadar atılan bir tek olumlu adım yok bu konuda…

Buna rağmen “bayramların” tadını kaçırmayı bir türlü beceremiyor “dinci ve gerici” kesim…

Tabiri caizse havanda su dövüp duruyorlar…

Evrensel gözlük takıp bir baksalar, neler kaçırdıklarını görecekler oysa…

***

Savaş tamtamlarının çaldığı bir yerde “bayram kutlaması” olur mu?

***

Benim çocukluğumun bayramının önemi; yeni bir kitap alabilmek ya da yeni bir film izleyebilmekti…

Şu anda kaç çocuk hiç kitap okumamış,

Hiç sinemaya gitmemiş ya da hiç şarkı dinlememiş bilen var mı?

Duymak isteyen…

Oysa her şeyin bir ilk ve yeni olacağı bir dünyada yaşamaktır çocukluk…

Bayramlar da öyle…

O yüzden de; bayramlarda herkes gibi bende “çocuk” olmak isterdim…

***

Hele ki; komşularımızın altını oyduğumuz,

Yıllara dayalı dostluğumuzun olduğu ülkelerle papaz olduğumuz,

Kendimizi dev aynasında gördüğümüz,

Savaş tamtamlarının çalındığı, bazıları için savaşın kurtuluş olarak görüldüğü,

Doğruluğun, dürüstlüğün,

İyiliğin,

Aile terbiyesinin rafa kaldırıldığı,

Riyanın,

Yalanın, dolanın,

Sahteciliğin, dolandırıcılığın, kabadayılığın,

Hukuksuzluğun ve ahlaksızlığın prim yaptığı bu günlerde “çocuk” olmayı ve kalmayı çok isterdim…

***

İlginçtir “çocuklar” için bayram hala bayramdır; ama büyükler için “gerçeklerden” kaçıştır artık…

***

Neyse, bayramın ikinci gününde;

Bayram mesajını seslendirirken bile yüzü gülmeyen, halkına tepeden ve soğuk ve anlamsız gözlerle bön bön bakan,

Savaş çığırtkanlığı yapan, yüzünden şer akan Cumhur BAŞKANI’na,

Kaz dağlarındaki katliamlara,

Sebepsiz ve gecenin bir yarısında çıkan orman yangınlarına,

Kazalara,

Bitmek tükenmek bilmeyen kadına şiddete ve kadın cinayetlerine,

Teröre,

Saray’a yaranmak ve yalakalık yapmak için;

Cıvık cıvık konuşan, saçma sapan tweetler atan, paylaşımlar yapan sanatçı müsveddelerine,

Hala susan aydınlara,

Gazetecilere, yazarlara ve akademisyenlere, yani her şeye rağmen; keyifli, huzurlu “İYİ VE MUTLU BAYRAMLAR” efendim…

***

Şiirle bitirelim mi yazımızı ki eski “bayramlara” bir pas olsun…

***

Kimi eskidiği için yaşar, kimi yaşadıkça eskir,

Ne tohumda keramet,

Ne toprakta, ne de başakta

Marifet yaşamaktadır mirim; yaşamakta…

Ama adam gibi…

İstanbul 12.08.2019 02.30

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Yorum yazmak için giriş yapmalısın

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM