• DOLAR
    $1.383,0800
  • EURO
    $0,2919
  • ALTIN
    $35.898,0000
  • BIST
    $151,8500
Avrupa tarihinde kentler/2

Avrupa tarihinde kentler/2

Çok kültürlülük ve ilişkiler 16.Yy’da keşiflerden sonra yoğunlaştı. Campanella (Güneş Ülkesi) gibi düşülke ve ütopist yazarların etkisi diğer yandan Avrupa’daki entelektüel birikim ve maddi imkânların artık yetersizliği, denizcilik tekniklerinde ilerleme ve bireysel merak ve cesaretle birleşince bilinmeyene yolculuk başladı.

 

Çok kültürlülük ve ilişkiler 16.Yy’da keşiflerden sonra yoğunlaştı. Campanella (Güneş Ülkesi) gibi düşülke ve ütopist yazarların etkisi diğer yandan Avrupa’daki entelektüel birikim ve maddi imkânların artık yetersizliği, denizcilik tekniklerinde ilerleme ve bireysel merak ve cesaretle birleşince bilinmeyene yolculuk başladı.

Başta Kolomb, Vasco de Gama ve Magellan gibi kâşifler yeni kıtalarda yeni kültürlerin ortaya çıkarılmasında rol oynadılar ve Avrupa kültürü Amerika, Çin, Hindistan’daki ileri uygarlıklarla tanıştı. “Estado da İndia” Portekiz İmparatorluğu’nun yeni kalbiydi. Kent Lizbon’un çok az bir değişiklikle örneğiydi. Hint tapınaklarının karşısına kiliseler yapıldı. Çin’den gelen porselenler Portekiz ressamları tarafından süslendi. Bu kent Asya ve Avrupa kültürünün ve geleneklerinin heterojenliğini anlatan en somut örnektir.

Hristiyan inancı buradan bütün Asya kıtasına yayılmaya çalışıldı. İspanyollar ise 1565 yılında Filipinler’ i işgal etti. Tıpkı Amerika gibi kolonileştirmeye çalıştılar. İngilizler Bombay, Madras, Kalküta, Fransızlar ise Pondiçeri’yi kurdular. Böylece bütün Asya’da yeni Avrupa koloni kentleri kurulmuş, “Dünya Ekonomisi’ne uzanan ve süregelen yolculuk da bu dönemle başlamış oldu.

Sömürgecilerin hiçbir zaman anlayamadıkları yenidünyanın Aztek ve İnka gibi uygarlık kentleri tüm görkemliliğine rağmen yakıp yıkıldı. Sadece ticari ve askeri anlayışla kurulan koloni kentleri eski kıtanın dinsel dayatmasıyla şekil aldı ve 4000 yıllık tarihi yaratanlar buralarda toplanmaya adeta zorlandı. 1570 yılında yerli halk arasındaki birliğin temsilcisi son İnka genel valisi Tupac Amaru potansiyel başkaldırıları önlemek amacıyla idam edildi. Yerine yeni genel vali Toledo getirildi. Yerleşim tepelerdeki alanlardan yerli halkın uyum sağlamakta zorlandığı alçak düzlüklere alındı. Yeni kentler Avrupalıların talimatlarına göre plânlandı.

Kral temsilcilerine, senyörlere, kiliseye ve tüccarlara ayrıcalıklar tanındı. Kilise kent merkezinin ortasına oturtulacaktı. Resmi binalar ve dükkânlar bunun çevresinde yeralacak, geri kalan alan halka ayrılacaktı. Daha sonra kentin biçimlenmesinde teknolojik gelişmeler, nüfus artışları, finansal faaliyetlerdeki artış, devletteki yeni örgütlenme biçimleri yani bürokrasi ve uzmanlaşma da rol oynadı.

Rönesans’ın görsel kültürünün işlevini değiştiren modern bilimin ortaya çıkışıdır. Mimari evrensel bir hiyerarşiye uydurulmuştur. Mimarinin birinci görevi dış mekânı insan ölçüsüne göre ayarlamak, ikincisi algılanabilen üç boyutlu çevreleri eski ve ortaçağ geleneklerinden miras kalmış boyutsal sınırlar içine uyarlamaktı. Daha sonra mimari sınırsız evren içinde yeniden tasarlandı ve görsel kültürün gereksinimlerine cevap verecek hale getirildi. Burjuvazi “özgür” kentlerinde mutlakiyetçi sisteme göre modern görsellikte yenilenme daha kolay oldu.

Bu özgürlükler örtüsünün altına Avrupa edebiyatının, sanat ve biliminin en ileri denemeleri sığındı: Rembrand, Huygens, Spinoza, Descartes ve Galileo gibi. Plânlama ve tasarımda yetki saraydan yarı sivil karar organına; büyük yöneticiler ve inşaatçıların eline geçti. Eskiçağ ile modern dokunun uyumlu biçimde yenilenmesinde varsayılan ve başvurulan sistemin ilk işaretini vermiş olan İtalyan mimar Gian Lorenzo Bernini’ydi.

Bernini, modern Roma’yı eskiçağdaki ölçeğine uyarlama girişimini doğru yorumladı. Anıtsal ve günlük yapılar yanyana getirildi ve saray ile halk arasındaki zıtlık sabitleştirilmiş oldu. Roma’nın klasisizmi evrensel bir örnek olma rolünü yitirdi. İnsanlık tarihi ile bu tarihi etkileyen evrensel güçler arasındaki zıtlıkların da birikimi oldu. Aynı süreç Paris’te de yaşandı. Kentlere yığılmış nüfus, tam tanımlanamamış fiziksel yapıya karşılık devlet yöneticilerinin kendini kentten ve halktan tecrit etmiş olması ve akılcı olmayan düşünce tarzının dayatılması ulusun politik ve sosyal çelişkilerini gizleyip ağırlaştırdı.

Bernini’ye karşılık Fransa’da da Corneille, Mansart, Boileau gibi sanatçılar öne çıkmıştır. Onlar da yeni, akılcı, Avrupa ölçeğinde bir klasisizmin yaratılmasını amaçlamışlardır. Saray ve kentin (kulübelerin) karşıtlığına rağmen kent ve özellikle Paris’in inşaası çok önemsendi ve Fransa krallığının sembolü (başkent) haline getirilmeye çalışıldı. Kral IV. Henri de savaş, sevişme ve inşaattan zevk aldığını belirtiyordu. Sanatçı çevresi de bu takımın gözüne girmek için yarışıyordu. Kentin biçimlenmesindeki ilişkiler de böyle sürmekteydi.

19.Yy’da mimari anlayış değişti. Rönesans yaklaşımına aykırı olarak kent ve yapı ayrı ayrı, yani birbirlerinden bağımsız olarak düşünüldü. Görsel kültür alanında 18.yy’dan itibaren sanayi kentinin ortaya çıkışıyla Rönesans geleneğinin temel iki unsuru tek tek parçalandı ve krize itildi: Perspektif düzen ve klasik örneklere uygunluk…

300 yıl boyunca Avrupa zevkinin temelinde yatan klasisizm, kendine özgü ve tartışmalı bir programa; yeni klasisizme dönüştü. Yapı görünümü, uyumlu ancak hiçbir önemli unsur içermeyen genel bir arka plân haline getirildi. Sanata, teselli ve eğlence misyonu yüklendi. Aslında karışıklığı tanımlayan bir özgünlük haline geldi ve halktan kopartılan duygudan kopartılan kent, yabancılık ve düşmanlığa tanıklık eden değişmez bir arka plân olarak kaldı. Charles Dickens 1859’da yazdığı “İki Şehrin Hikâyesi” adlı yapıtında bu özgünlük bunalımını şu cümlelerle tanımlıyor:

“Bu en iyi zamandı, en kötü zamandı, akıl çağıydı, delilikler çağıydı…”.

“Genç Werther’in Acıları”nda Goethe, “Tehlikeli İlişkiler”de Laclos gibi yazarlar bu durumla nesnellik ve ironi ile alay ettiler. 19. Yy’da  Avrupa’nın sanayileşmesinde başı çeken İngiltere’ye Almanya’dan giden Heinrich Heine da şöyle diyordu:

“Dünyanın şaşkın bir ruha gösterebildiği en büyük mucizeyi gördüm; gördüm ve hala şaşkınım; taştan ev ormanı hala belleğimde çakılı duruyor ve aralarında, birbirine benzemeyen bütün tutkuları, bütün sevgi, açlık ve nefret dürtüleri ile yaşayan insanların yüzlerinin oluşturduğu hızla akıp giden bir dere… Her şeyin dobra dobra içtenliği, bu anıtsal birlik, bu makineye benzeyen hareket, zevkin kendisinde olan bu tedirgin ruh, bu abartılmış Londra düşgücünü boğuyor ve yürek parçalıyor… Büyük saraylar bekliyordum, ama küçük evlerden başka bir şey görmedim. Ne var ki, hepsinin tek biçimde olması sınırsızlığı ruhu olağanüstü etkiliyor”.

Bırakınız yapsınlar anlayışı, yeni ekonomik argümanlar ve yan ürünleriyle birlikte kuramsal idealizm ve gerçeklerle çelişen, kriz, savaş ve ekonomik buhranla beslenen yeni “liberal kent” böylece ortaya çıkıyordu. İlk gerçekçi ve reçete olabilecek yaklaşımlar ütopik ve bilimsel sosyalistlerin getirdiği eleştiriler ve denemeler oldu; Owen, Fourier, Marx ve Engels’e göre kentler ve çevresi toplumdaki genel değişme eğilimine bağlı gelişmektedir. Post liberal kentin gelişimi bazı özel mülkiyetle tanınan yasalarla oldu.

Kentin dışında sağlıksız olan araziler dışında kamulaştırmaya izin verilmedi. Bu sayede kentlerde büyük toprak rantı elde eden kesimler ortaya çıktı. Taşınmazların değeri yükselirken sosyal hizmetler geri planda kaldı. Kentler belli kesimlerin çıkarları doğrultusunda sağlık ve güvenlik açısından yeniden düzenlendi.

Baron Georges-Eugène Haussmann’ın postliberal kent modeline geçildi. Kent belirli amaçlar ve çıkarlara dönük etkinliklerin yapılmasına izin veren, en ileri modern teknolojiyle donatılmış çok sayıda bağımsız mekândan oluşan hücrelerin biraraya getirilmesi olarak tanımlandı. Ekonomiden başlayarak sistemin çelişkileri bütünüyle özümsendi ve özgürleştirildi. Haussmannlaştırma tarihsel kent merkezlerinin yıkılması ile sonuçlandı. Yozlaşmayı, sağlığa zararlılığı ve kentin eski bölümlerinin sefilliğini abartan taraflı bir retorik ortaya çıkıp bürokratik ve övgüler düzen dilin bir parçası oldu.

sürecek

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
tamer uysal

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM