X
Rifat Serdaroğlu

Rifat Serdaroğlu

28 Ağustos 2021 Cumartesi

NE BEKLİYORDUNUZ Kİ!

NE BEKLİYORDUNUZ Kİ!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sene 1978, Erdoğan henüz 24 yaşında!
MSP (Milli Selamet Partisi) Gençlik Kolları Üyesi gençler, “Akıncılar” adı verilen dernekler kurmaya başladı. Artık Türkiye’de militan İslamcı örgütlenme bu dernek kanalıyla yapılıyordu. Bu arada İslamcı gençlerden İran’a gidip orada eğitim alıp tekrar Türkiye’ye dönenlerin sayısı sürekli artıyordu. Bir müddet sonra bu derneklerin yönetimi Humeyni hayranı İKO (İslam Kurtuluş Ordusu)
mensuplarının eline geçiyordu!

Akıncılar Derneği Genel Kurulu 8 Nisan 1978 günü yapıldı.
İlk konuşmayı Erbakan “Allahuekber” ve “Mücahit Erbakan” nidaları arasında yaptı ve ağır sanayi hamlesini anlattı. Erbakan’dan sonra kürsüye Yılmaz Yalçıner çıktı. Bu kişi “Humeyni Ruhullah’ın Türkiye İmamı” Ali Ekber Mehdipur’un yardımcısı idi! Erbakan’ın yüzüne karşı aynen şunları söyledi;
“Bugün Türkiye’de Müslümanlar esarettedir. Vazifemiz bu esaret zincirini kırmaktır. Biz sanayicilikle değil, cihad ile görevliyiz.”
Salondaki afişlerden biri şöyle idi;
Kahrolsun küfrün zilleti/Kurulsun İslam Devleti/Putları yakalım/
Kör Kemal’in putunu yıkalım

İran’daki “İslam Fedaileri” örgütünü örnek alan Akıncılar, Türkiye’nin birçok yerinde silah eğitimi aldıkları kamplar kurdular.
Bolu’ya 25 km uzaklıkta Demirciler Köyü yakınlarındaki ormanlık arazisinde kurulan kamp, Jandarma tarafından basıldı. Yakalananlardan biri Erdoğan’ın kırk yıllık arkadaşı, eski AKP Milletvekili, yeni AKP MKYK Üyesi Metin Külünk idi.
Metin Külünk’ün üzerinden bir tabanca, çadırında 43 dinamit lokumu, ateşleme fitilleri, mermiler bulundu. Daha sonra Metin Külünk Akıncı Liseliler Başkanı, Erdoğan ise MSP İl Gençlik Kolu Başkanı oldu!

Mehmet Güney, Metin Yüksel, Mehmet Ali Tekin, Metin Külünk,
Edip Yüksel, Yakup Aslan’dan oluşan ekip, Humeyni’nin Türkiye İmamı Mehdipur’a en yakın çalışan ekipti!
Bu ekip, İstiklal Marşımız okunurken yere oturan ve Hilafet sancağının açıldığı Konya Mitingini de Erdoğan’ın organizasyonunda düzenledi.
Erdoğan’ın, El Kaide liderlerinden uyuşturucu Baronu Gülbettin Hikmetyar’ın dizinin dibine çöktüğü günler de taa o zamandandır!
Erdoğan’ın “Dindar ve Kindar Nesil” dediği neslin nasıl yetiştiğini anladınız mı?

Dindar ve kindar nesil isteyenlerin en önemli özelliği de utanma duygularını yitirmiş olmalarıdır!
-Büyük Ortadoğu Projesine Eşbaşkan olan da, Amerikan askerinin 1,5 milyon Müslüman’ın ölümüne sebep olan da, on binlerce Müslüman kadının tecavüze uğramasına göz yuman da, ABD Askerleri için sağ salim evinize dönün diye dua eden de, aynı Amerika’ya üst akıl deyip sözüm ona Amerika’ya kızan da aynı kişi olunca bunu ne ile açıklayacağız?

-Suriye Devlet Başkanına 6 ay arayla “Kardeş Esad” diyen de,
“Kalleş Esed” diyen de aynı ağız olunca bu tutumu neyle açıklayacağız?

-FETÖ ile 11 yıl koyun koyuna yaşayıp onu devletin en önemli makamlarına getiren ile, FETÖ’yu katil-darbeci- ajan ilan eden aynı kişi ise, bu davranışı nasıl değerlendireceğiz?

-Türk Milleti fakirleşip borca batırılırken, avro ve dolarları ayakkabı kutularına istif edenler aynı kadro olursa bunu neyle izah edeceğiz?

Elbette ki tüm lisanlarda, tüm dinlerde, tüm ahlak anlayışlarında, tüm felsefi düşüncelerde bunların adı “Utanmazlıktır.”

20 yıllık bu yalan rüzgarına güç verenler, gerçeklerin saptırılmasına el verenler, hırsızlığa-yolsuzluğa-rüşvete yol verenler, korkularından ellerindeki basın organlarını demokrasi düşmanlarının ayaklarının altına serenler Türk Tarihine “Utanmazlığın-Yüzsüzlüğün-İhanetin” 21. Yüzyıldaki örneğini bırakmış oldular.
Bu ayıp, onların kendilerine ve 7 göbek soylarına yetecektir…

Not; Yetiştirebilirsem, yarın Rahmetli Gaffar Okan ve Polislerimizin Hizbullah Terör örgütü ile mücadeleleri sonucu şehit edilmelerini, Hizbullah-AKP birlikteliğini, Hizbullah militanlarının AKP tarafından salıverilmelerini, önümüzdeki tehlikenin büyüklüğünü yazacağım. Umarım uyarıcı olur…

Sağlık ve başarı dileklerimle 28 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Devamını Oku

İnsanlık suçlusu Amerika ve Taliban

İnsanlık suçlusu Amerika ve Taliban
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İşte Amerika derin Devletini eline geçiren Evanjelist’ler ve emperyalizm budur!

Yeryüzündeki cehennem zebanileri gibiler!

Evanjelizm ve Taliban bu! Hepsi aynı, sanki dünyayı insanlara zehretmekle görevlendirilmişler!

Taliban, özellikle kadınlara yaşam hakkı tanımaz. Kadın, evinin kapısından burnunu bile çıkaramaz.
Taliban, kültüre sanata iyiye güzele barışa düşman, sapıklar ordusudur.
Dünya harikası olan dev boyuttaki Buda heykellerini “Put” diye patlatarak yok ettiler.

Evanjelist’ler ise, Irak’a girer girmez, binlerce yıllık tarihi yazılı eserleri, sanat yapıtlarını çalıp, yok ettiler.
Yetinmediler, Irak’ın 5 bin yıllık tohum deposunu soydular ve Norveç’e buzulların altına sakladılar!
Kendilerinin yarattığı silahlarla dünyada yaşam sona ererse, emperyalistler karınlarını doyurup yaşasınlar diye. Geride kalan milyarlarca insan mı?
Onlar zaten  Evanjelist’ler için zaten yok hükmündeler!

Afganistan Kabil Havaalanında dün yaşanan insanlık dramını seyrettiniz mi?
Bir insan, Taliban zulmünden kaçmak için uçak tekerleklerine sarılıp, düşerek ölmeyi göze alabiliyor!

AKP Lideri Erdoğan’ın “İnanç dünyamızda pek fark yok” dediği Taliban dünyası budur işte!
57 İslam ülkesi var, 50 tanesi sürünüyor.
50 ülkenin Müslümanları KAFİR dedikleri ülkelere kaçak girebilmek yollarda can veriyorlar.
Akdeniz, çağdaş bir yaşam umuduyla Avrupa’ya kaçmak isteyen insanlarla, tarihin en büyük mezarlığı haline geldi! Çoğu çocuk ve kadın!

Gitmek istedikleri ülkeden daha verimli topraklara sahipler ama sahip olmadıkları şey, düşünme araştırma ve sorgulama…
Çünkü inandıkları çarpıtılmış dinde, düşünme-araştırma-sorgulama yasak!
Koşulsuz inanmak ve biat etmek var!

Aşmamız gereken ilk ve en önemli sorun akılsızlıktır.
Kişileri aklını kullanan, düşünen, insanlaşan, uygarlaşan varlıklar haline getirmek. Bu da ancak bilime-akla dayanan çağdaş bir eğitimle olur…

Bir örnek verip, yazıyı bağlayalım;
Bir ülke yönetimi düşünün. Orman yangınlarına anında müdahale edip can ve mal kaybını önleyecek öz kuruluşunun ihtiyacı olacak 4 Milyon Doları VERMEYECEK. Fakat aynı zamanda Amerika’da kurulan “Diyanet Merkezi” için 100 Milyon Doları hemen harcayacak! Tam 25 katı!

Dünyadaki tüm dillerde bu davranışın kelime olarak karşılığının adı İHANETTİR!
İşte yıllardır anlatmaya çalıştığımız AKP İhvan ve Taliban kafası budur.

Afganistan Kabil Havaalanında gibi ülkenizden kaçmak için ölmeyi göze almak istemiyorsanız, yapacağınız şey bellidir. Laik Cumhuriyete, Atatürk Türkiye’sine, Hukuk Devletine ve DOĞRU Partiye sahip çıkmak! Gerisini biz hallederiz!

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Devamını Oku

SUİKAST VE FİİLİ SALDIRI!

SUİKAST VE FİİLİ SALDIRI!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

AKP’nin 20 yıllık yıkım ve zulüm döneminde bir çok ilki yaşadık.
Fakat, adalet dağıtmakla ve her iki tarafın da hakkını savunmakla  görevli Cumhuriyet Savcıları, bizi şaşırtmaya devam ediyor. Cübbelerinin düğmeleri ve düğün hediyeleri bol olsun!

Tele-1 Televizyonundaki bir canlı yayında, konuşmamı şöyle bitirmiştim;
“Tayyip Bey yapma, kalbimizde senin için de bir merhamet kırıntısı bırak, bu kadar gaddar olma. Unutma ki, dünyada yatağında ölen bir tane tek adam, bir diktatör yoktur!”

Bu bir tespittir ve doğrudur. Aksini kimse ispat edemez.
Bu sözlerimi alan Ankara Başsavcısı, beni Tayyip Bey’e “Suikast ve Fiili Saldırı” ile suçlamış ve hakkımda Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmasını sağlamış!

İlginç değil mi? Yer-zaman-saat-araba belirterek, orada bulunan bir Gazinin de doğruladığı, “AKP İl Gençlik Kolu Başkanının, kasa-kasa otomatik-uzun namlulu
suikast ve fiili saldırı SİLAHLARINI” açıkça dağıttığını göremeyen Savcılık, konu bizim bir cümlemize gelince, gözleri faltaşı gibi açılıvermiş!

Yargılamam, Ankara Anayasal Suçlara Bakmakla Görevli Ağır Ceza Mahkemesinde (2022/257) devam edecek.
Yargılanmasına yargılanacağız ve sonuna kadar savunmamızı yapacağız da, anlayamadığım bazı şeyleri sizlerle paylaşmak istedim;

Televizyon canlı yayınındaki bir konuşma, nasıl oluyor da DOĞRU Parti Genel Başkanı olarak beni SUİKASTÇI yapıyor?

Nasıl oluyor da, dünyanın bildiği bir gerçeği söylemek, beni “CB’nına Fiili Saldırı” suçlusu yapıyor?
Televizyon yayınından fırlayıp, CB’nının boğazını mı sıkmışım?
(Demirel, Kıbrıs olayları sırasında İngiltere’ye gider. Dönüşte gazeteci sorar; Efendim İngiltere Dışişleri Bakanının elini sıkmışsınız! Demirel’den yanıt; Neresini sıkacaktım kardeşim?)

Bundan sonrası Yargının ve DOĞRU Parti Hukukçularının işi. Ne çıkarsa bahtımıza! Hukukun olmadığı yerde adil yargılama beklemek, Türk Hava Kurumunun uçaklarının uçmasını beklemek kadar hayaldir.

Ben izninizle CB Erdoğan’a seslenmek istiyorum;
Tayyip Bey, siz beni çok iyi tanırsınız. Ömrü, sizin İhvan zihniyetinizle mücadele içinde geçmiş bir aileden geldiğimi iyi bilirsiniz. Ne ağır bedeller ödediğimizi de! Bu tür kumpaslar bizi bozmaz, hafif gelir.

Gel, kozlarımızı senin memleketinde medeni bir şekilde paylaşalım.
21 Ağustos’ta DOĞRU Partinin RİZE İL Kongresine katılacağım. Orada geçekleri Rizeli kardeşlerime anlatacağım. İster kongre salonuna gel, istersen yakında bir kahveden dinle. Yanıt vermek istersen de gel sana mikrofon verelim, konuş.
Yalnız bizden prompter isteme, o bizde yok. Çünkü biz camdan değil, candan konuşuruz!

Hadi Tayyip Bey,
Bak geldik gidiyoruz! Şu hesabı öteki tarafa bırakmayalım.
Türk Milleti de görsün. Kim namuslu kim değil, kim dürüst kim değil, kim çok ama çok zengin kim helal kazanmış, kim vatansever kim değil, kim Atatürkçü kim değil, kim demokrat kim biatçı!
Bekliyorum Tayyip Bey…

Not;
Binali’yi de getirirseniz, bize Venezuela’ya giden maskeleri anlatır, eğleniriz.

Sağlık ve başarı dileklerimle 15 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Devamını Oku

YENİ BİR MİLAT LAZIM!

YENİ BİR MİLAT LAZIM!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Erdoğan ve Binali, “FETÖ ile mücadelede milat 17/25’tir dediler.”
Bu sözün açılımı şudur;
Eyy millet, biz bir sürü halt işledik. Ağır suç olacak işlere karıştık. Eğer yeni bir sayfa açmazsak halimiz berbat. Kendimizi kurtarmanın başka bir yolunu bulsa idik, aklı başında kimsenin inanmayacağı böyle saçma bir tezgah kurmazdık. 17/25 öncesi için nasılsa ‘Rabbim ve milletim bizi affetsin, safmışız aldatıldık’ dedik sizler de yediniz. Yargı zaten dünden hazır. Eli yüzü yıkadık, oh tertemiz olduk. Görmeyin siz içimizin karasını!

17/25 2013’ten bu yana dolu-dolu 8 yıl geçti.
Bu 8 yılda, Sülün Osman’ı kıskandıracak hırsızlıklar, Al Capone (Al Kapon) adlı gangsteri çatlatacak soygunlar gördük. Daha Reza Zarrab denen İran’lı piçi halletmeden SBK (SABIKA) çıktı. Sedat Peker’in anlattıkları akıllarımızı durdurdu. Binali’nin 28 Milyar Dolarlık serveti olduğu Avrupa basını tarafından yazıldı. Türkiye, uyuşturucunun, silah ve petrol kaçakçılığının merkezi olarak gösterilmeye başlandı!
Millet fakirleşti, Saray zenginleşti. Helal ile Haram karıştı.
Gençler işsizlikten intihar ederken, 9 milyon Suriyelimiz oldu.
Yetmedi, Afganlılar askeri düzende ellerini kollarını sallayarak ülkemizi istilaya başladı. Trump gitti, Biden geldi.

Biden, eski güreşçi olduğu için Erdoğan’a taktığı boyundurukla onu kıpırdayamaz hale getirdi.
Erdoğan’ın ve ailesinin yurtdışındaki malvarlığı tespit edildi!
Damat, bir varmış bir yokmuş oldu! Küstüm oynamıyorum dedi!
Erdoğan sonrası liderliğe hazırlanıyor. Soylu Süleyman ve Hulusivil Paşa gibi.

Sözün özü, en kısa zamanda “YENİ BİR MİLAT” ilan etmek lazım.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle ilan edilecek bu milat sadece Türkiye’yi değil tüm dünya için geçerli olmalı. Dünya bu oyunu yutar mı? Eh, onu da dünya düşünsün…

Nihat Genç’ten dinlediğim bir hikayeyi anlatalım ve yazıyı bağlayalım;
“İkinci Dünya Savaşı sırasında bir köy evine giren Nazi Askeri, kaçmaya çalışan bir çocuğu yakalar.
Çocuğa der ki; Sana bir soru. Bilirsen serbestsin. Benim bir gözüm takma.
Bil bakalım sağlam gözüm hangisi? Çocuk, askerin gözlerine bakmış ve sağ gözünü göstererek, bu gözün sağlam, demiş.
Nazi; Yanıldın çocuk, öleceksin. Neden takma gözümü sağlam diye seçtin?
Çocuk yavaşça; O gözün daha insanca bakıyordu, der!”

O günden beri, çok acımasız anlamına gelen, her Nazi’nin bir gözü takmadır, sözü tüm dünyada söylenir oldu.

Evi yanmış, hayvanlarını kaybetmiş bir Yörük Kadını, Orman Bakanı denen insan müsveddesine;
“Evim yandı, devlet nerede? Nerede benim devletim?” diye bağırıyordu.
Ertesi gün o Yörük Kadınının, Bakanın şikayeti üzerine gözaltına alındığını okuduk.

İhvan kafalı sözde Müslüman Bademlerin bu yaptığını, Nazi Askeri yapmazdı.
İnsanlarımızı Allah-Din diyerek kandıran bu seccade şeytanlarının hem kalp gözleri kapalıdır, hem de gözlerinin biri mutlaka takmadır.

Değil yeni bir milat, isterlerse kendilerini evliya, başlarını da peygamber ilan etsinler, Türk Milletine yaşattıklarını hukuk yoluyla misliyle yaşayacaklar.
“Devr-i Sabık” yaratacak olan DOĞRU Parti bunun teminatıdır…

Sağlık ve başarı dileklerimle 08 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Devamını Oku

O DEVLET YOK ARTIK!

O DEVLET YOK ARTIK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yangında canı yanmış kayıplar yaşamış kadın, Bakan Pakdemirli’ye bağırıyordu; “Evim yandı, hayvanlarım yandı. Devlet nerde? Nerde benim devletim?”
(Bu haklı feryadın sahibi kadın, Bakana hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alındı! )

Kadın’ın anlamadığı; Türk Milletinin “Baba” bildiği o devlet artık yoktu.
Ülkesinin geçmişini, Cumhuriyeti reddeden, kendi Ulus-Devleti’nin kurucularıyla kavga eden, ele geçirdiği Devlet’i tüm kurumlarıyla yok etmeye çalışan, Cumhuriyetin birikimlerini alçakça pazarlayan, İhvan kafalı Muaviye ruhlu bir iktidar tarafından yok edilmişti!

Öyle bir iktidar ki, parti gibi değil sanki organize suç örgütü gibi çalıştı.
Kendisini “Muhafazakar Demokrat” olarak tanıttı! Halbuki böyle olmadığını herkes biliyordu. AKP’yi kazıyın altından, ortaçağ karanlığından fırlamış, Cumhuriyet dönemindeki 28 silahlı kalkışmanın tamamında bölücülerle işbirliği yapmış şeriatçı ekip çıkar, İhvan çıkar, El Kaide çıkar, Damat Ferit çıkar, Kubilay’ın kafasını kesen Derviş Memedler çıkar, Dürrizade Abdullah çıkar, İngiliz Ajanı İskilipli Atıf çıkar. Bu kadronun günümüzdeki temsilcileri, bu yıkımı
bilerek, planlayarak ve dış destekle gerçekleştirdiler.

Ben ve arkadaşlarım, bu hain ekibi iyi tanırız. Bugünkü muhalefet partilerinin, STK’ların, İşveren ve İşçi kuruluşlarının, son Türk Devletinin yıkılmasını durduracak bilgi ve cesarete sahip olmadıklarını, aksine AKP’ye yamanmaya çalıştıklarını gördük ve yıkımı engelleyebilmek için siyasete döndük. Ülkemizin her yanında bizim gibi düşünen Kuvva’cılarla birlikte DOĞRU Partiyi kurduk.
Başkaları için “İstikbal” olan makamlar bizim için “Mazi” olduğu için Kurtuluş Savaşı ruhuyla mücadeleye başladık.

Zaman bizi haklı çıkardı! Keşke biz yanılsaydık.
Türk Milleti olarak, böyle bir iktidarın ülkeyi 20 yıl yönetmesine nasıl izin verdik, bir türlü anlayamıyorum.
FETÖ denen alçak örgütle 11 yıl ülkeyi beraber yönettiler, kimse uyanmadı!
1 tane bürokrat “Bu ihanettir” deyip istifa etmedi!

Sahte dijital delillerle Türk Ordusu Komuta Heyetini devşirdiler, uyanamadık!
Devletimizin namusu olan Kozmik Odayı perişan ettiler, seyrettik!
1 tane Paşanın, gerektiği gibi tepki koyduğunu görmedik!

Yüksek Yargıyı önce FETÖ’ye, sonra AKP’ye bağladılar, seyrettik!
1 tane Yüksek Yargıç “Ben FETÖ’nun adamı olmam” deyip istifa etmedi!
Devlet Planlama Teşkilatını, Teftiş Kurullarını feshettiler, hiç sesimiz çıkmadı!
Hıfzısıhha Enstitüsünü öldürdüler, karşı çıkmadık!
Türk Hava Kurumunu kapattılar, AKP’nin arpalığı yaptılar, yapamazsın demedik!
Merkez Bankasının dibi delindi, borcumuzun faizini bile borçla ödemeye başladık, tınmadık! AKP denen deccal, 10 yıldır bize 9 milyon Suriyeliyi besletiyor, ne oluyor demedik! Afganlar, askeri bir düzen içinde ABD ve İran’ın yönlendirmesiyle geliyor, hala susuyoruz!
Ülke, uyuşturucu ticareti ile anılır oldu, bakıyoruz!

Şimdi bir sel felaketi veya orman yangını ile karşılaştığımızda, devleti arıyoruz!
Manzara böyle! Şu an suçlu arama zamanı değil. Ama şu gerçeği, tarihe not düşmek için yazalım; AKP, tüm bunları gözümüze soka-soka yaptı. Ne Siyasi Partiler, ne Türk Devletinin kurumları, ne Üniversiteler, ne İşveren İşçi Kuruluşları, ne de STK’lar, bugünleri göremediler. Ya susarak ortak oldular, ya da kişisel menfaatleri gereği AKP’ye destek oldular.
İşte bizlerin siyasete girme nedenimiz budur. Halka doğruyu anlatmak!

DOĞRU Parti olarak, Atatürk ilke ve devrimlerinin tümünün Türk Devletinde yeniden etkin ve yetkin oluncaya kadar mücadelemiz devam edecektir.

Peki, Türk Milleti olarak bizlere düşen bir görev yok mu?
Karşımızda, ülkenin en büyük nakit zengini, her türlü illegal kuruluşlarla temas halinde olan, mafyayı devlete sokmuş bir suç örgütü gibi çalışan bir parti var.
Bununla mücadele edebilmek için, maddi güç gerek.
DOĞRU Partinin Web sitesinde, banka hesap numaraları var. Bildiğiniz gibi, partiler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmektedir!
Tarikat ve cemaatlere evlerini, tarlalarını bağışlayanların sayısının çok olduğu günümüzde, güvendiğiniz partiye destek olmak vatandaşlık görevidir.

Herkes tarafını belli etmek zorundadır. Ya Laik Cumhuriyetten, hukuk devletinden, çağdaşlıktan ve Atatürk Türkiye’sinden yana olacaksınız, ya da
İran-Afganistan benzeri bir ülkede yaşamaya razı olacaksınız.

Tarafınızı belli etmezseniz, AKP’nin yıkımına ortak olursunuz. Takdir sizlerin…

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Ağustos 2021
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.