• DOLAR
    $1.290,0200
  • EURO
    $0,2566
  • ALTIN
    $31.487,0000
  • BIST
    $126,7400
“Aşı” kurtuluş mu?

“Aşı” kurtuluş mu?

Gündemin öncelikli sorusu şu:
Aşı yaptıracak mısın?
Bilinen isimler zamana bırakırken, nedense/ televizyon ekranlarına çıkanlar “bu aşı yapılmalı” ağırlıklı konuşmalarını sürdürüyor!

 

Gündemin öncelikli sorusu şu:

Aşı yaptıracak mısın?

Bilinen isimler zamana bırakırken, nedense/ televizyon ekranlarına çıkanlar “bu aşı yapılmalı” ağırlıklı konuşmalarını sürdürüyor!

Aşıyı “umut” saydıran konuşmacılarla, televizyon patronları elele vermiş, yurttaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıyı sümen altında dosya kağıdı gibi ezmeye çalışıyor!

Aşıdan önde “yurttaş evine ekmek alabildi mi” diye sorsanıza! “Yaşamınızı nasıl sürdürüyorsunuz” desenize! “Bu kış günü nasıl sınıyorsunuz” deseniz! “Evinizin gereksinmelerini nasıl karşılıyorsunuz” diye sorsanıza! “Covid 19’un önünde düşündüğünüz sıkıntınız var mı” denenize!

Yok! Şu kadar aşı gelecek, şu kadar kişiye vurulacak, şu zamana dek sürecek…

Aşının; covid 19 için dönüşümleri, virüsü zararsızlaştıracaksa “kalıtının” başka organlara vereceği etkiyi, oluşturabileceği alerjiyi, yan etkiyi “doğru/ dürüst” anlatan da yok şu ana dek!

Yılın başında çalışmaları başlanan, yılın sonu gelmeden amaca ulaşıldığı söylenen “bir aşıdan” bundan daha iyi bir sonuç beklemek de olanaksız!

Bu “olanaksızlık” kafa karıştırıcı…

***

Kuş gribinin abandığı, tavuk çiftliklerinin birer birer kapatıldığı, canlı hayvanların canına kıyıldığı, Uğur Dündar çıkıp da “beyaz et yenebilir” diyene dek ne çekmişti halk!

Evinin bahçesinde yetiştirdiği tavuğundan, ev içinde beslediği evcil kuşundan kuşkulandırılıyordu!

Kanarya besliyordum o günlerde, kimi kendini söylenenlere kaptırıp paranoyaya kapılanlar “bu kuşlardan korkmuyor musun” diye sorduklarını, “onlara bulaştıracak bir şey yok burada” diye yanıt verdiğimi anımsıyorum!

İlk görüldüğü yer Balıkesir Manyas’tı. Yüzlerce hindi bir gecede canlarından olmuş, aynı gün bölge karantinaya alınmış, giriş/ çıkışlar yasaklanmıştı!

Hemen oluşturulan “kriz masası”, “Beldedeki tüm kanatlı hayvanlar bu akşam itlaf edilecek. Başıboş sokak köpekleri de önlem olarak itlaf edilecek. İtlaf edilen kanatlı hayvanların ücretleri üreticilere ödenecek. Üreticiler mağdur edilmeyecek” diye karar almıştı!

Kuş gribi daha çok kanatlı hayvanlarda görülen, ancak çok bulaşıcı/ öldürücü olarak bilinen bir hastalık. En önemli özelliği de insana bulaşması çok zor olmakla birlikte, insanda görülmesi durumunda yüzde elli oranında öldürücü…

Kuş gribi, insanlarda yüzde elli öldürücü olmasına/ülkemizde tavuk çiftliklerinin gelişimine “darbe” vurmasına karşın, bir türlü “aşı” konusu ağırlaşmamıştı!

Karantina altına alınan bölgeler, açılan koca çukurlar, “kıyılan” binlerce canlı hayvan “yeterli” sayılmıştı nedense!

***

Ardından domuz gribi…

İlk kez Meksika’da karşılaşılan, ardından Kuzey Amerika, Aruba, Uzak Doğu, ardından da ülkemizde görülmeye başlamıştı. Aşı çalışmaları hemen başlatılmıştı!

Yılın başında görülmeye başlamasının ardından/ yılın son aylarında domuz gribi aşısının bulunması, öyle çok sorular oluşmuştu ki insanların kafasında; felce neden oluyor mu, gerekli deneyler yapıldı mı, neden Amerika’ya gönderilen aşılarda olmayan adjuvan (Adjuvan diye adlandırılan ek maddeler aşıların etkinliğini artırmak üzere bakteri ve virüs bileşenleri yanında kullanılan maddelerdir), Avrupa ile Türkiye için üretilen aşılarda var, insanlar üzerinde yeterinde biyolojik deney yapıldı mı…

Daha birçok yanıtsız sorular sürerken, dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ, yurttaşların tedirginliğini gidermek için kameralar önünde aşı olmuştu. O dönem Akşam Gazetesi’nde yazan İsmail Küçükkaya’da “ben de aşı oldum” diye haber yapmıştı!

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan “ben aşı olmam” demesi de tartışmaları yalımlandırmıştı…

Aşı olup da gülüp/ oynayanlar da vardı, aşı olup yaşamını yitirenler de…

Aşı üreticileri ile “destekçileri”, aşının H1N1 virüsüne karşı etkili olduğunu buldukları platformlarda anlatıyordu. Aşının canlı yaşamındaki önemine değiniyorlardı. Çiçek, kızamık aşısını örnek gösteriyorlardı…

Karşı çıkan grup, “aşı karşıtlığından” daha çok, aşının virüse karşı başarısız olduğunu söylüyorlardı. Çeşitli hastalıklara neden olma olasılıklarını ileri sürüyorlardı. Yeterinde deneme yapılmadan insanlarda kullanılmasının yanlış olduğunu belirtiyorlardı. En önemlisi de, aşının zorunlu sayılamayacağını” vurguluyorlardı!

***

Gündemin konusu “aşı” olunca, medyanın/ politikacıların/ patronların “bu yönde” açıklamaları ağırlık kazanınca…

Üstelik olgu sayısının büyümesinden, yaşamını yitirenlerin sayısının artmasından daha çok “aşıyla” ilgileniyorlar!

Küresel ilaç firmalarının istemi de bu olsa gerek; yurttaşa baskı yapılsın, yurttaş katıksız/ ekmeksiz evlerine kapatılsın, yeni tür covid ile korkutulsun, aşı umut saydırılsın…

Beslenemeyen, doyamayan, gülemeyen, yarını sevemeyen insan için “aşı” kurtuluş olur mu?

Kandırmayın beni!

201220

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM