• DOLAR
    $1.235,1700
  • EURO
    $0,2705
  • ALTIN
    $32.115,0000
  • BIST
    $137,5100
Anlaşılamıyor…

Anlaşılamıyor…

Aylardır konuşulan, “en iyi” önlem biçimi diye öğretilen “maske” konusunda bilim insanlarından “yeni bir” söz duyduk!
Öksürük ya da hapşırma sonucu oluşarak havada uçuşan damlacıklar için “covid 19 zerrecikleri, maskelerin onları durduramayacağı kadar küçük” diyor!

 

/ 1

Aylardır konuşulan, “en iyi” önlem biçimi diye öğretilen “maske” konusunda bilim insanlarından “yeni bir” söz duyduk!

Öksürük ya da hapşırma sonucu oluşarak havada uçuşan damlacıklar için “covid 19 zerrecikleri, maskelerin onları durduramayacağı kadar küçük” diyor!

Öksürürken, hapşırırken, kimi zaman konuşurken ağızdan çıkan parçacıkların “o denli” küçük olduğu söyleniyor ki; maske gözeneklerinden/ önü kesilmeden/ engel görmeden girebileceği söyleniyor!

Buna benzer sözleri, “maske yasağı” konulduğu günlerde bir yerden okumuştum! Yazıda “biraz” daha ileri gidilmiş, “maske oksijen alımını engellediği için, zarar gören hücrelerin bir daha eskisi gibi etkin olamayacağını, ileriki yıllarda beyne hasar bırakacağı” da eklenmişti!

Halk arasında sıkça kullanılan “bindik bir alamete/ gidiyoruz kıyamete” gibi bir şey bu!

Siyasi otorite, bugün “bize” ne derse benimsemek/ kurallarına uymak/ muhalefet etmemek/ inanmak zorundayız sanki!

Bilim/ teknoloji değişirken, “yeniye” devrim diyebilmek için “gerçekten” bir adım “ileride” olmalı!

Devrimin “gericisi” olmaz çünkü!

Büyüklerimizden oturup/ dinleyelim, her hangi bir “bulaşıyı” önlemek için ne yaparlarmış, nasıl bir yol izlerlermiş!

Benim sorduklarım, şimdiki “karantinaya” benzer bir durumdan söz etti! Yanına kimseler yaklaştırılmaz, yaklaşsa bile sıkıca sarıp/ sarmalamadan gönderilmezmiş!

Covid 19’nda “bulaşı” yönünden çok çabuk yayıldığı düşünülmüş olursa, her gün ülkemizde bir köy nüfusu kadar insan yaşamını yitiriyorsa, yaşamını yitirenlerin yakınlarında bulunanların da “riskli” sayılması gerekiyorsa, özellikle çalışma alanlarında buna özen gösterilmesi “zorunluluğu” varsa…

Ancak “bu” zorunluluğa uyulmayıp; insanları “iki gün” hapsederek, üçüncü güne dönmeden kalabalık kuyruklar oluşmasının önü açılıyorsa…

İnsanların “maskeyi” de sorma hakkı, insanların “aşıyı” da sormak hakkı…

“İki günle de olmadı/ maskeyle de olmadı/ sosyal aralıkla da olmadı/ temizlikle de olmadı; çözüm aşı” demek için mi tüm bunlar?

Yazdıklarım kadar, “yaşananlardan” bir şey anlıyorsanız anlatın bana!

 

/ 2

Covid 19 sürecinde en çok zarar görenler dar gelirli esnaf ile emekliler olmalı!

Esnaflar kent içine yayılmış “marketlerin” ağırlığından, emekliler de yetmeyen aylıklarına “ek” olarak yaptıkları işe gidememekten dolayı zordalar!

“İktidarın” esnafa ne verdiğini düşünün; borçlanmadan, ek yükten başka… Neye yarayacağı, nerede kullanılabileceği, nasıl sevindireceği, kimlerin alabileceği bilinmeyen “iktidar desteği” de anlaşılabilmiş değil!

Emekliye “bayram ikramiyesini” daha erken harcaması için “bir ay önceden” vermeyi “bayram” saydırmaya çalışmışlardı!

“İktidar esnafa destek olmuyor” diyoruz da, yerel yönetimlerin “destek” olduğunu görüyor muyuz covid 19 sürecinde?

Birkaç gün önceydi. Seyhan Belediye Zabıtası’nın bir bülteni geldi elektronik postaya. Haberin başlığı “Seyhan zabıtadan sıkı denetim”…

Seyhan’ın Belediye Zabıtaları, Adanalıların “sosyal aralık/ bulaşı” önlemlerine uyulması çerçevesinde, “kaldırımlardaki işgale son vermek için çalışmalarını” sıklaştırmış! Esnaflar, kaldırım üzerinde bulunan tezgahlarını kaldırmaları yönünde uyarılmış, uyarılara uymayanların eşyaları araçlarla götürülmüş, esnaf “işgal ücreti” ödeyerek ürünlerini geri almış…

Gerek kaldırımların “işgali” konusunda, gerekse caddeler üzerinde araçların “sağlı/ sollu” park etmesi nedeniyle kaç kez yazmadık ki burada…

Ne “işgal”, ne de “park” düzenlemesi üzerine eyleme geçeni görmemiştik!

O günlerde insanlar cıvıl/ cıvıldı/ sosyal aralık zorunluluğu da yoktu, elele- kolkola yürümeler engellenmiyordu, yayalar kaldırımda adım atacak yer bulamıyordu, her yola adım atışlarında dolmuşların yinelenen “korna sessiyle” irkiliyorlardı, şimdi Seyhan’da “işgaller” nedeniyle yollara çıkan zabıta/ o günlerde neredeydi; bilen var mı?

“İktidar” insanların “eve ekmek” götüremediğine inanmıyor, işsiz sayısının boğucu boyutta olduğuna inanmıyor, yoksulluğun can yitimlerine neden olduğuna inanmıyor, covid 19 sürecinde yaşam zorluğu yaşadığına inanmıyor, yurttaşların bağışıklıklarını kazanmaları “destek” olunması gerektiğine inanmıyor, esnafın zorluklar içinde olduğuna inanmıyor, esnafın bağkur’unu/ ssk’sını/ elektriğini/ suyunu/ temel gereksinmelerini sağlayamadığına inanmıyor…

Bunların hepsine tamam değil mi?

Yurttaşların sokağa çıksalar bile “harcama güçleri”nin nasıl olduğu bilinmiyor olmalı ki; yurttaşın anlamayacağı biçimde Belediye Zabıtaları covid 19 sürecinde, “kendini” esnafa kanıtlamaya çalışıyor sanki…

Anlaşılıyor olmaktan uzak; Suriyelilerin yaşam alanlarından uzak…

221220

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
Etiketler:
oktay erol

BİRDE BUNLARA BAKIN

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM