IMF uzmanları çevre sorunları yoluna girmiş bir küresel ekonominin makroekonomik istikrarı teşvik edip yoksulluğu azaltabileceğini savundular. Uzmanları, "Daha dirençli bir iklim ortamı, makroekonomik istikrarı teşvik edip yoksulluğu azaltabilir; ve temelde karbonu azaltmaya yönelik bir fiyatlama, birçok ülkedeki güçlü mali pozisyon gereksinimine katkıda bulunabilir" görüşünü ortaya koydular.
Uluslar arası Para Fonu uzmanları tarafından Kopenhag´da başlayan iklim zirvesi öncesinde hazırlanan "İklim Politikaları ve Toparlanma" başlıklı raporda, sürdürülebilir bir toparlanma ile etkin iklim politikalarının hedeflerini bir araya getirmenin hem zorluk hem de fırsatlar sunduğu vurgulandı. Raporda, "Sürdürülebilir bir toparlanma ile etkin iklim politikası oluşturmanın her ikisine de katkı yapacak potansiyel ´kazan-kazan´ harcama önlemleri var" denildi. Raporda şu görüşlere yer verildi:
"-Daha dirençli bir iklim ortamı, makroekonomik istikrarı teşvik edip yoksulluğu azaltabilir; ve temelde karbonu azaltmaya yönelik bir fiyatlama, birçok ülkedeki güçlü mali pozisyon gereksinimine katkıda bulunabilir (fakat diğer finansal piyasalarla birlikte dikkatli düzenleme ve denetleme gerektirecektir.)
-DÜŞÜK ENERJİ FİYATLARI ÇEVRE KORUMA İÇİN FIRSAT SUNDU-
-Geçici olsa bile süren makroekonomik zayıflığı yansıtan düşük enerji fiyatları bu anlamda bazı erken fırsatlar sundu.
-İklim sorunlarına hitap etmek için basit politika yönergeleri, yani düzenleyici, harcama ve emisyon fiyatlama önlemleri alanlarında yayılma ihtiyacı devam etmektedir."
-KOPENHAG ÖNCESİ KRİTİK NOKTA...-
Raporda, iklim değişikliğine ilişkin Kyoto Protokolü´nün varisi olan yeni bir sözleşmeye doğru müzakerelerin kritik bir noktaya geldiği, ülkelerin kendilerine ait iklim politikalarının geliştirildiği, bu sırada dünyanın on yıllar sonra en derin ekonomik krizden çıkmaya çalıştığı, sürdürülebilir büyüme için de yeni kaynak arayışında bulunduğu kaydedildi. "İklim değişikliğine etkin bir karşılık geliştirirken krizden nasıl çıkılacağı" konusuna değinilen raporda, ekonomik krizin temeldeki iklim sorununu değiştirmediği ya da ona uygun bir karşılık getirmediği belirtildi. Uzun süreli üretim kaybıyla birlikte yaşanan ciddi bir gerilemenin bile çevre sorunlarını çözecek önlem almada sınırlı motivasyona sahip bulunduğu belirtilen raporda şöyle denildi:
"-Daha kuvvetli bir emisyon fiyatlaması, krizin zarar verdiği mali pozisyonların onarımında temel ve verimli bir katkı yapabilir.
-Bu gibi fiyatlamaları başarmak, üreticilerin özellikle de bedelsiz emisyon izinleriyle ödüllendirilmesi gibi aşırı tazminlerine yönelik siyasi baskılara dayanmayı gerektirir.
-Karbon fiyatlaması önemliyken ´yeşil´ teşvik önlemleri de sürdürülebilir toplam talep ve kısa vadeli istihdam artışında olumlu role sahiptir.
-ÇEVRE HARCAMALARI "GEÇİCİ" NİTELİKTE OLMAMALI-
-Artan iklim bağlantılı kamu harcamalarının uzun vadede, piyasada oluşacak sorunları (teknolojik kalkınmadakiler dâhil) düzeltme ve iklim değişikliğinin kötü etkilerini azaltma ihtiyacıyla karşılaşma olasılığı vardır, özellikle de en kırılgan alanlarda.
-Harcama politikaları, birçok ülkenin özellikle şu anda karşı karşıya bulunduğu yoğun mali zorluklar karşısında, çevre kirliliği için daha verimli harcamalar yerine konulan geçici nitelikteki yedek harcamalar olmamalıdır." (Yeni Adana) |